2018_Nisan

15 TJK’NIN SESİ NİSAN 2018 Tunca aygırlığa ayrılmış ve hisse satılarak sendika ediliyordu. Tunca, 53. Cahide’nin yavrusuydu ve bir sohbette Cemal Kura, “Cahidelerden aygır çıkmaz” dedi. Şakayı seven Cemal Abi, “yine ters köşe yapıyor” dedim, iki hisse aldım ve Neslihan’ı sürekli Tunca’ya çektim. Maalesef Cemal Abi’nin söylediği çıktı. Bu sefer şaka yapmıyormuş… Balıkçı Hasan oltaya takılıyor… Bilenler bilir, İstanbul’daki balık lokantalarının en iyilerinden biri, belki de en iyisi Yeşilköy’de, Hasan’ın lokantasıydı. Balıkları tek tek kendisi seçerek alır ve bir lakerda yapardı ki, “parmaklarınızı yersiniz…” Atçılar oradan çıkmazdı. Hasan da tam bir at yarışı, daha doğrusu müşterek bahis tutkunu ve bu işin iddiasına bayılırdı. Fakat at yarışlarından anladığı pek söylenemezdi… Gür Özbelge, Neslihan’ın koşuları için İstanbul’a gelince, arkadaşlarıyla Hasan’ın lokantasında buluşuyordu. n İstanbul’a, Neslihan’ın koşuları için geliyorum. Niyazi (Polatyar), Çetin (Mete), Adil (Tügel) Ağabey ve diğer arkadaşlarla Hasan’da oturup, koşu öncesi, kendimize mükellef bir ziyafet çekiyorduk. Hesap ödediğimiz de pek söylenemezdi… n Bu nasıl oluyor? n Hasan iddiayı pek sever ve ille de gelip benimle iddiaya girerdi. Ben Neslihan’ı tutarım, o da istediği atı… O kazanırsa, hesabı iki katı ödeyeceğim. Ben kazanırsam, elimizi, kolumuzu sallaya sallaya çıkacağız. Neredeyse kaybettiğimi hatırlamıyorum diyebilirim. Bir akşam, yine Neslihan’ın yarışı öncesi orada buluştuk. Arka tarafta Yüksel Erüç ve bir saatçi arkadaşı oturuyor. Hasan, doğru Yüksel’in yanına gitti ve bizi göstererek bir şeyler anlattı. Sanırım niyeti at sormaktı ama bir hışımla yanımıza geldi. n Kardeşim sen o atın sahibiymişsin, niye söylemedin. Beni kandırıyormuşsun… n Hasan, sen bana sordun mu bu atla bir ilgin var mı diye? İddiaya girelim dedin, girdik. Tuttuğun ata da karışmadık, benim atı geçemedi kaybettin. Bu nasıl kandırma? Yeni ufuklar, yeni atlar… n Yetiştiriciliği ailece yapmaya ve çiftlik kurmaya karar verdik. Bunun için Foça’yı seçtik. Muammer Cider çok iyi dostumuzdu. Onun çocuklarıyla da ortak at koşmaya başladık. Gür Özbelge, yetiştiricilikte “paraya kıymanın” gerektiğine inananlardan. n 1999’da Umur (Tamer) ve Erdoğan’la (Şenocaklı) Amerika’ya at almaya gidiyoruz. O zaman ortaklarımız da var. Onlarla bütçe yaptık, 80 bin Dolara kadar bir kısrak alacağız. Hennessy’den gebe, Sense Of Urgency’yi 120 bin Dolara aldık. Perfect Storm’un yanı sıra, Sparkling ve Take It Easy gibi Kısrak Koşusu galibi yavrular da verdi. Bir yıl önce fasig - tipton satışlarından boş bir kısrak almaya karar vermiştim. Üç yaşındaki boş kısrağa 80 bin Dolar verince, “Ne yaptın sen? Bu paraya yanında tayı olan gebe, tecrübeli kısrak alırdın.” Dediler. İyi ki Sala’yı almışım… Golden Sun ve Attacante gibi yavrular verdi. Yetiştiricilik deyince, Perfect Storm ve 2002 doğumlu Golden Sun’dan söz etmemek olmaz… n Perfect Storm Gazi Koşusu kazanmaya en yakın olduğumuz isimdi. Belki anatomik problemleri vardı, bilemiyoruz. Sadık (Eliyeşil) Bey’in taktiğini uygulayamadık. Sadık Bey bana, “Bak Gür, Gazi’yi favori gibi koşacaksın. En geride bekle falan olmaz” dedi ama yapamadık. 2005 yılı Gazi Koşusu’nda dördüncü kalan Golden Sun’ın da son 300’de başlığı çıkmıştı. Gazi Koşusu kazanmayı önce Allah nasip edecek. Belki gençler başarır. Belli ki Özbelge Ekürisi’nde bayrak, bu hedefe doğru “elden ele” dolaşacak. Kim bilir, belki de bir gün bu hedefe varılacak. Atçılık bunun için güzel… MELEK / GÜR ÖZBELGE REŞAT KÖSTEM

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=