2018_Mayis

27 TJK’NIN SESİ MAYIS 2018 E krem Kurt’un 1934’te Salihli’de doğduğunu... Eniştesi Fettah Akar’ın atçılık ve yetiştiricilik yaptığını... Salihli’deki çiftlikte yarışlara at hazırladığını... Yeğeni Ekrem’in Göksu ve Fidan isimli atlara büyük ilgi gösterdiğini... Bu atlara her fırsatta bindiğini... Göksu’nun 1948 İzmir yarışlarına götürüldüğünü... Mart ayında 1000 metrelik bir yarışa Göksu’nun Ekrem Kurt ile deklare edildiğini... Göksu’nun o koşuyu kazandığını ve hatta Ekrem Kurt’un o koşuda at binebilmek için elindeki alçıyı çıkarttığını öğrendiğimde, çok yarışlarını izlemiştim ama kendisi ile tanışmamıştım. 60’lı yılların başlarıydı... Özellikle at yarışı konusunda kendisinden çok şeyler öğrendiğim, o zamanların deyimi ile saatçilerin ustalarından Neco Ağabey (Nejat Zilcioğlu) Ekrem Kurt ile beni tanıştırmıştı. “Hoca bu çocuk seni çok seviyor. Tüm yarışlarının notlarını tutuyor ve saklıyor” diyerek, Ekrem Ağabey ile o gün başlayan dostluğumuz vefatına kadar devam etti. Aklımın basmadığı o “alçılı el” hikayesini, ilk tanıştığımızda da “Doğru mu?” diyerek sormuştum. Hafif bir tebessümle “Doğru doğru, yapmışım bir cahillik...” diye cevaplamıştı. Ekrem Kurt jokeylikte ne kadar ünlü olursa olsun mütevazi kişiliğini, insanlara olan saygısını (büyük - küçük ayırt etmeksizin), kendisine sorulan sorulara her zaman, içtenlikle cevap vermesini, olgun ve öğretici olmayı tüm ömrü boyunca devam ettirmişti. Kendisini tanıyanlar onun herkese “Ağabey” diye hitap ettiğini hatırlayacaklardır. Ekrem Kurt, daha ilk koşusunda dönemin en sözü geçen antrenörü Sedat Evliyazade’nin dikkatini çekti. Sedat Bey, çok kabiliyetli bulduğu çocuğu, William Giraud Ekürisi’ne götürdü. Ekrem Kurt Giraud Ekürisi’nde gösterdiği başarı ile diğer büyük ahırların dikkatini çekti. Çok sayıda at binmeye başladı. İlk büyük koşu birinciliklerini, 1953 yılında kazanmaya başlamıştı. Simsaroğlu’nun Platin’i ile Başbakanlık, Çayır isimli Arap tayı ile Hatay ve Giraud’nun Lutteur’u ile Çaldıran Koşusu, Ekrem Kurt’u ön plana çıkarmıştı. İlk Gazi Koşusu birinciliğini 1955 de Simsaroğlu’nun Bikini’si ile kazanmıştı. Aynı sene Asalet ile Ankara ve Cumhurbaşkanlığı Koşuları’nı da kazanmıştı. 48 senelik jokeylik hayatında, Ekrem Kurt’un kazanmadığı hiçbir Klasik Koşu kalmadı. Ekrem Kurt en büyük Klasiğimiz olan Gazi Koşusu’nu 7 defa kazanmıştı. 1955’de Bikini ile kazandıktan sonra 1971’e kadar Gazi kazanamamış, 1971’de Minimo, 1972’de Akkor ve 1973’de Karayel ile üç kez arka arkaya kazandıktan sonra, 1976’da Buğra, 1982’de Toraman ve en son 1984’de Cartegena ile Gazi Koşuları’nda potoyu önde geçmişti. Ekrem Kurt, Mart 1948’den Haziran 1996’ya kadar, 48 sene jokeylik yaptı. Bu, dünyada düz yarışlarda en uzun süre at binme rekoru idi. Kayıtlı rekor 44 sene ile bir Alman jokeyindi. Yanılmıyorsam adı William Shumaker idi. Ekrem Kurt’un ilk at bindiği tarih için resmi bir yazı bulamadığımızdan bu rekoru tescil ettirememiştik. Resmi programı, netice kitabını kabul etmemişlerdi. İllaki Bakanlıktan resmi bir yazı istenmişti. Sanıyorum, Ekrem Ağabey’in bu rekoru henüz kırılamadı. Bugün bile Bakanlıktan ilk at bindiği koşuya ait resmi bir yazı alınabilirse, Rekorlar Kitabı’na tescili yapılabilir. Ekrem Ağabey’in jokeyliği kadar hocalığı da çok iyi idi. Aprantilere, “Yarış kazanabilmek birçok unsurun bir araya gelmesi ile mümkündür. Koşunun büyüğü küçüğü, önemlisi, önemsizi olmaz. Hepsinde aynı heyecanı aynı kazanma hırsını duymanız lazım. Hırsınız ve heyecanınız kaybolursa, her geçen gün geriye gidersiniz” şeklinde nasihatler verirdi. Ve her nasihatinin sonuna da “Her şeyden önce sabırlı olmayı öğrenmeniz lazım” diye ilave ederdi. Ben yarışların cereyanı ve sonuçlarını tahmin etmek konusunda çok şey öğrendim. Hiç unutamadığım, adeta yorum yaptığım her gün hatırladığım şu sözü vardır. “Hasan Ağabey, mesele kazanacak atı bulmak değil, en yakın rakibini bulmaktır. Bunu becerirsen başarılı olursun.” Ekrem Kurt adı kullanılarak çıkartılan dedikodulara ve yanlış duyurulan idman derecelerine çok kızardı. Bizzat ağzından duyduğum bir anısını aktarayım, bir akşam üç dört kişi Viyana’da (bir dönemler Bakırköy’ün en ünlü restoranı idi) oturuyoruz. Tam arkamdaki kişi bir ara, “Ekrem Kurt benim can dostum. Yarın üç ata binecekmiş. Üçüyle de kesin kazanırım” demez mi? “Evet, üç ata bineceğim ama biri belki kazanır da diğerleri çok şüpheli…” Sonra döndüm arkama bir baktım. Kim bu iyi dost diye… Adamı ömrümde görmemişim. Ekrem Ağabey kilosuna çok dikkat ederdi. Kilo yapacak yiyeceklerden kaçınırdı. Bir gün bana, “Hasan Ağabey, biliyor musun? Şöyle tereyağlı bir dilim su böreği yemeği öyle özlüyorum ki...” dediğinde çok üzülmüştüm. Çünkü, o sabah ben bayağı bir su böreği yemiştim. Ekrem Ağabey jokeyliği bıraktıktan sonra da pek istediklerini yiyemedi diye biliyorum. Benim atlarıma da çok binmiştir. Hele Bankocu ile kazandığı bir Fetih Koşusu vardır kii, ikimiz de her zaman hatırlardık. Fetih Koşusu o zamanlar 3000 metreydi. 1600’ün oralarda Bankocu’nun bir nalı düşmüş. Ekrem Ağabey ata yarışı üç nalla tamamlatmış ve güzel bir birincilik yaptırmıştı. Ekrem Kurt çok sevilirdi. 1993’te TJK’ya Asli Aza oldu. 1997’de vefat etti. Adı Veliefendi Hipodromu’nun bulunduğu bulvara ve TJK’nın Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’ne verildi. HASAN SAYDAM UNUTAMADIKLARIM EKREM & NERMİN KURT

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=