2018_Kasim

organ Wagner 13 yaşına geldiğinde, Oregon Eyaleti’ndeki küçük çiftliğinde yarımkan atlar yetiştiren anneannesi, kendisine hediye etmek için bir at seçmesini istemiş. Morgan da henüz sadece 3 aylık olmasına rağmen, diğer taylardan çok daha farklı bir karakteri olan Endo’yu seçmiş ve bu onun ilk tayı olmuş. O güne kadar atlar ile ilgili pek deneyimi olmayan Morgan Wagner, zamanla kendini geliştirmiş ve Endo için tay kırma olarak tabir edilen, taylara ilk kez binme ve temel eğitim verme işlemini kendisi gerçekleştirmiş. “Maddi imkanlarım hep kısıtlı oldu. Binicilik dersleri alabilmek için de yeterli param yoktu. Fakat, bu durum ne beni ne de Endo’yu durduramadı” diyen Morgan, Endo 12 yaşına geldiğinde Appaloosa atlarında yaygın olarak görülen ay körlüğü baş göstermesiyle adeta yıkılmış. Yapılan tedavilerin işe yaramaması üzerine, sahip olduğu tüm imkanlar ile atlarda körlük üzerine araştırmalarına başlamış. Fakat, “kör” teriminin çok kapsamlı olduğunu, görme yeteneği kaybının da dereceleri olduğunu görmüş. Endo’nun görme yeteneğini yavaş yavaş kaybettiğini söyleyen Morgan, “Görme gücü azaldığında bile, gölgeyi ve ışığı ayırt edebiliyor, cisimleri de şekillerinden tanıyabiliyordu. Fakat, tamamen kör olmak bambaşka bir durum. Açıkçası, ilk zamanlar kör bir atın mutlu bir yaşantı sürdüremeyeceğini ve bir daha binek olarak kullanılamayacağını düşünüyordum. Hastalığı ilerledikçe, neredeyse hiç görmeyen gözleri onun için dayanılmaz ağrılara sebep olmaya başladı. Bir daha binemeyecek olsam da Endo’nun mutlu olması daha önemli...” diye düşünen Morgan, Endo’nun önce bir gözünün, 6 ay sonra da ikinci gözünün operasyon ile alınmasına razı olmuş. Bu süreçte de kendisine, bağışıklık sisteminin çevre doku ve organlara saldırması olarak açıklanan ve kronik inflamatuar bir hastalık olan “Lupus” teşhisi konulmuş. Lupus hastalığı, genel olarak cilt, böbrekler, kan hücreleri, beyin, kalp ve akciğerleri hedef alan bir hastalıktır. Lupus hastalarının, burunlarından yanaklarına doğru uzanan kelebek görünümündeki döküntüler göze çarpar. Hastalarda halsizlik, ışığa karşı duyarlılık, ağız ve burunda aft, eklem yerlerinde şişlik, kalp ve akciğerlerde iltihap, idrarda anomaliler, anemi, hastalığın beyni etkisi altına alması durumunda ise, çeşitli sinir hastalıkları ile birlikte nöbetler görülebilir. Böyle bir hastalıktan muzdarip Morgan, tüm bunlara rağmen Endo’nun durumunun daha da zor olduğunu ve gözlerinin alınmasıyla, kendisine her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu görmüş ve adeta Endo için yaşamaya başlamış... Morgan, operasyondan kısa bir süre sonra, Endo için endişelerinin yersiz olduğunu görmüş ve atların her türlü koşula ne kadar kısa sürede adapte olabildiğine şahit olunca hayrete düşmüş. Endo, önce Morgan’a, daha sonra tüm insanlara, atların her koşulda ve her yaşta öğrenmeye devam ettiklerini, imkansız olduğunu düşündüğümüz şeyleri başarabildiklerini göstermiş. İki gözünü birden kaybetmesi denge kaybına yol açsa da kendi durumunu unutup, yoğun bir ilgi ve çok özenli bir bakım ile dengesini yeniden sağlamış. Bununla da yetinmeyip, engel atlamayı, binicisiyle veya binicisi olmadan engeller arasından geçmeyi, kibarca sağrısına dokunduğunda ise, havaya sıçrayıp çifte atmayı, yere inmeden önce de ön ayaklarını dümdüz uzatabilmeyi öğrenmiş. Hatta, rol aldığı açık hava tiyatrosunda, gösterinin sonunda diz çökerek seyircileri selamlaması da yetenekleri arasında yer alan Endo, Morgan’ın yeniden hayata tutunmasını sağlamış. Morgan, Endo’ya yardım ederken, farkında olmadan kendisine de yardım etmiş. Hastalığının yapabildiği şeyleri kısıtlayacağını ve hayat konforunu düşüreceğini bilen Morgan, hastalık henüz daha etkilerini göstermeden psikolojik etkiler ortaya çıkmış. Depresyon ile beraber, mutsuzluk, halsizlik, isteksizlik gibi etkiler nedeniyle hayata karşı ilgisini kaybetmiş. “Lupus hastalığı teşhisi konulduğunda büyük bir ümitsizliğe kapılmıştım. Endo, beni hayatımın karanlık tarafından çekip kurtardı” diyen Morgan, bizler için de büyük bir örnek teşkil ediyor. Endo’nun dünyayı “yeniden” keşfe çıktığı bu yolculuğunda, her an yanında olan ve gelişme sürecini yakından takip eden Morgan, Endo’nun hayata her daim mutlu ve umutlu yaklaşımından çok etkilenmiş. Endo’nun, bir başka deyişle kör bir atın, yeni koşullara uyum sağlama yeteneği, Morgan’ın da aynı şeyi yapmasına, yeniden hayata dönmeye ve hedeflerini belirlemeye yöneltmiş. Endo’nun hayata küsmek yerine, ona dört elle sarılması, bunun yanında kendisine olan güveni sebebiyle, onun çitlere çok yaklaşırsa kendisini uyaracağını bilerek, çitlerle sınırlandırılmış bir alanda binicisiz olarak dörtnala koşmasından çıkartabileceğimiz bir çok ders var. Ne kadar meraklı ve oyuncu olurlarsa olsunlar, atlar doğaları gereği daima tetikte, tedirgin ve kolay kolay güvenmeyen canlılardır. Ayrıca, yaşadıkları kötü bir deneyimi de kolay kolay unutmazlar. Kör bir atın, doğada hayatta kalabilmesi neredeyse imkansızdır. Genelde kısa bir galop ile uzaklaşabileceği tüm canlılar kör bir atın doğal düşmanı haline gelirler. Bu nedenle bir insanın bakımına muhtaç olurlar. Bir insanın başka bir insana güvenmesi çok zordur. Bu güvenin boşa çıkmasından korktuğumuz için genelde basitçe güvenmemeyi tercih ederiz. Fakat, Endo gibi hızı, gücü ve özgürlüğü temsil eden yarım tonluk bir canlının, kör olmasına rağmen sahibine güvenmesi çok daha zordur. Hiçbir saldırgan davranış göstermeyen ve sırtına ufacık çocuk bindiğinde bile onu incitmemek için hiçbir ani hareket yapmayan, binicisi çok tecrübeli değilse, kendisini incitir diye, ne kadar istenirse istensin asla hızlanmayan Endo’nun bu davranışları, onun tüm insanlığı sevdiğini, onları korumaya çalıştığını ve onlara güvendiğini gösterir. Her şeye rağmen hayata sımsıkı tutunmalı, ona sevgi, cesaret ve umut ile yaklaşmalıyız. Unutmayın, kaybetmenin ilk aşaması, umutsuzluğa düşmektir. Her şeye rağmen kaybettiğimizde ise, ancak vazgeçersek yenileceğimizi unutmamalıyız. İrademizin karşısında ise hiçbir güç duramaz. Mevlana’nın da söylediği gibi; “Yaşamak direnmektir, sevmek güvenmektir.” 65 TJK’NIN SESİ KASIM 2018 M HASAN ALİ SAY AT’IN İZİNDEN...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=