2018_Kasim
46 TJK’NIN SESİ KASIM 2018 Bütün tayları 500’ün oradan salsınlar dedim ve tayların hepsi potoda dururken, Bekmezbey’i ancak 1000 metrenin orada durdurabildiler. Güçlü bir tay olduğu çok belliydi. Onu ayırdım ve diğerlerini satışa koydum. İlk yarışını Muhittin Korkmaz ile kazandı. Sonra Halis Karataş’ı bindirdik ve üst üste 5 yarışını da onunla kazandı. Bunlar içinde Kraliçe Elizabeth, Çaldıran ve Sakarya gibi 2 yaşlı tayların en önemli koşuları da vardı. Sonra Adana’ya getirdik, bir yarış gösterip öyle İstanbul’a götürelim diye düşündük. Koşuda bir şanssızlık yaşadık ve bir başka atın nalı bizim atın tendonunun üzerine geldi ve ayağı yaralandı. Tedavi için çok uğraştık fakat olmadı, biz de aygır yaptık, çok iyi taylar da verdi. Sonra çiftlikte de bir şanssızlık yaşayıp düştü, kafasını taşa vurunca da ne yazık ki Bekmezbey’i kaybettik. Tabii, gerçek bir şampiyondu, bunu Halis Karataş da her seferinde dile getirir. INSPECTOR Inspector’la Gazi Koşusu’nu kazandık. Hatta onunla ilgili bir anımı da aktarayım sizlere... Hayrullah Doğan bana gelip Inspector için, “Bunu ver gitsin” dedi. Ben de bu safkan en kötü Kısa Vade atı olur dedim. Neyse, ben de idmanları hızlandırdım. İlk koşusunda 3’üncü kaldı. 20 gün sonra bir yarış daha gösterdik, gece çok yağmur yağınca geri kaldı. Sonra Adana’da iki yarış kazandık. İstanbul’a götürdük ve Gazi Koşusu’nu kazandık. Şöyle de bir sorun yaşadık, Gazi’nin kaydını yaptığımız gün Inspactor sancılandı, şişti, adeta iki tane oldu. Gezdirdik falan, zar zor normale döndürdük. İki gün çalışmadı, sonra çalıştırdık, deklare günü koşmaya karar verdik. Bu kadar sorun yaşamasına rağmen rahmetli Ömer Kaya ile kafa burun kazandı. Başına bu problemler gelmemiş olsaydı çok farklı kazanacağını düşünüyorum. O sene Gazi Koşusu biraz da müsait gibiydi. Tek rakip Arsenic gözüküyordu, onunla da poto olduk. ANTRENÖRLÜK NASIL OLMALI… Şimdi yeni yetişen antrenörlerimiz üniversitelerden çıkıyor. Aslında ben bu eğitim sisteminin böyle olması gerektiğini yıllar öncesinde söylemiştim. Şu an Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği’nin olduğu yer, eskiden At Sahipleri Lokali idi. O yıllarda Etlik’ten gelip ilaç kullanımlarının nasıl olması gerektiğini, hangi ilaçların yasaklı madde içerdiği gibi konularda kurs veriyorlardı. Rahmetli Yücel Birol o zaman Genel Sekreter idi, “Sorusu olan var mı?” dedi. Ben de, “Türk atçılığının gelişebilmesi için sistemin eğitilmesi gerekiyor, burada Türkiye Jokey Kulübünün üzerine çok iş düşüyor” dedim. “Nasıl?” dedi. “Ben yetkili olsam, 30 tane veteriner fakültesini bitiren veterinerleri alırım, bunun on tanesini İngiltere’ye, gerisini de atçılıkta gelişmiş ülkelere gönderirim. Onlar geri geldiğinde antrenörlük belgesi de veririm. Hem veterinerlik, hem antrenörlük yaparak Türk atçılığına bir katkı sağlarlar” dedim. İnanın ülkemizde yılda 1500’ün üzerinde tay doğuyor ve bunlar bilinçli veya bilinçsiz şekilde sakatlanıyor. Biz yarışçılığımızda çok fazla fire veriyoruz. Bir de şöyle bir yanlış algı var, biz her doğan tayımızın yarış atı olacağını düşünüyoruz. Orijin ne kadar iyi olursa olsun, iyi bir yarış atının veya başarılı koşabilecek bir safkanın ortaya çıkması için bir sürü etkenin bir arada oluşması gerekiyor. Örnek verecek olursak, bizde alt yapı eksikliği var. Tayları sahaya indiriyoruz ve hemen idmana alıyoruz. Şimdi, erken doğumlu bir tay ile Nisan - Mayıs aylarında doğmuş bir taya aynı idmanı veremezsiniz. Bir kere gelişim farkı olacaktır. Bunun dışında, bazı safkanlar da kendisini daha geç hazırlıyor. İşte bu konulara dikkat etmeyip, bütün atlara aynı idmanı verirseniz sakatlıklar yaşamaya başlarsınız. Bizim sahadaki yaptığımız en büyük hataların başında bu konu geliyor. At sahiplerinin de yetkilendirdikleri antrenörlere güvenmeleri gerekiyor. Bizim at sahiplerimiz çok fazla müdahalede bulunuyor. Eğer antrenörden memnun değilseniz, atı alıp başka bir antrenöre verebilirsiniz ama müdahale etmek hataları çoğaltıyor. ANILARIM... Benim üzüldüğüm bir anım var. Ayabakan’ı Cumhuriyet’e koşup kazandıktan sonra Veliefendi Koşusu’na getirdik. O yarışta dizini sakatladı. 18 ay yoğun bir tedavi yaptık. Hatta İngiltere’ye röntgen görüntülerini yolladık, onlar da iğne yapıp uyutun dediler. Benim daha önce benzer bir olay Odinhan’da da başıma gelmişti, çok uğraşıp onu da kurtarmıştık, bu safkanı da kurtarmayı başardık. Bir daha koşamadı ama çok iyi bir aygır oldu. Yavruları da çok iyi koşuyor. Ama yarış hayatının bitmesi beni çok üzdü. SON OLARAK... Türk atçılığı potansiyel olarak çok gelişti. Ama at bazında baktığınız zaman gerileme olduğunu düşünüyorum. Bazıları diyor ki, “Dereceler çok iyi oldu, rekorlar çıkıyor.” Ama biz atları bir iki koşu için yetiştirmiyoruz ki... En az 4 - 5 sene koşmasını bekliyoruz. Bizde koşan atların yaş oranlarına bakalım, doğudaki atları saymazsak, 9 - 10 yaşında koşan 5 tane at var ama o sene doğan 1000 tane at vardı. Bakıyorsunuz, 7 yaşında koşan 30 tane at var, gerisi nerede? Yok. Bizde aşırı derecede fire oluyor. Ağustos ayına geliyoruz, o senenin 2 yaşlılarında hala 3 - 4 tayın koştuğu yarışlar görüyoruz. Peki nerede gerisi? Bu sorunları giderip atçılığımızı daha ilerilere taşımalıyız diye düşünüyorum. Tüm atlarımızın ayaklarının düz basmasını temenni ediyorum. AYABAKAN ODİNHAN ABBAS TAMERİNOĞLU ODİN INSPECTOR
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=