2018_Kasim
38 TJK’NIN SESİ KASIM 2018 1/ Yıllardır şampiyon kısrak Winx’in en yakınındasınız ve şüphesiz bu büyük başarının en büyük mimarlarındansınız. Peki atçılığa ilk girişiniz nasıl oldu? Atlarla ilk tanışmam, dedemin İzmir’deki zeytinlik çiftliğinde oldu. Dedem, çocukluk yıllarımda beni ata bindiren, atlarla tanışmamı sağlayan ilk kişidir. Dolayısıyla, o günlerden içimde bir at sevgisi oluştu. 2/ Atçılıkla ilgilenip, bunu mesleğe dönüştürme süreciniz ve Türkiye’deki yıllarınızdan bahseder misiniz? Lise yıllarım ve mezuniyet sonrasında tiyatro ile ilgilendim. Fakat bazı sebeplerden dolayı bıraktım ve başka bir mesleğe yönelmek istiyordum. İlk tercihim ve Türkiye’nin alanında ilk bölümü olan İstanbul Üniversitesi Atçılık Meslek Yüksekokulu’na gittim. Akabinde okulun, Türkiye Jokey Kulübü ile olan anlaşması kapsamında staj görevi için rahmetli David Franco’nun ahırında çalıştım. İkinci yılımda da rahmetli Şerafettin Gedik’in ahırında görev aldım. Sonrasında ise, Recep Avşar ağabeyimizin atlarıyla ilgilenme fırsatım oldu. Onun desteği ve yardımı çoktur. Bu staj döneminde geçirdiğim sürede, Türk Atçılığı’nın en önemli merkezi olan Veliefendi Hipodromu’nda gerçekten çok şey öğrendim. Orada bulunmak inanılmaz bir duyguydu. Müthiş bir hipodrom ve inanılmaz bir atmosferi var. 3/ Yurtdışına açılma ve mesleğinizi farklı bir ülkede gerçekleştirme fikri nasıl oluştu? Avustralya maceranızın ilk yıllarını anlatabilir misiniz? TJK ile işbirliği yapan İstanbul Üniversitesi Atçılık Meslek Yüksekokulu’nun asıl amacını anlamıştım. Genç neslin atçılığa ilgi duyması, yeni tekniklerin geliştirilmesi ve Türk atçılığının ileri gitmesi amaçlı bir plan ve proje olduğunu biliyorduk. Ayrıca, TJK’nın yurtdışına açılıp farklı biniş stilleri ve dil öğrenmeleri için gönderdiği aprantilerin başarıları da ortadaydı. Dolayısıyla, gerek çiftlik hayatı, gerek yarışçılık, gerekse satış organizasyonları olsun, farklı ülkelerin değişik sistemlerini her yönüyle öğrenmek için benim de aklımda hep yurtdışına çıkma planı vardı. İnternet vasıtasıyla Amerika, Avrupa ve Güney Afrika’dan farklı çiftliklere, toplamda yaklaşık 1000 mail attım. Bunlardan sadece 2 tanesi geri döndü. Birisi ABD’den Three Chimneys Farm idi, fakat çalışma koşulları çok zordu. Bir diğeri de Güney Afrika’dan bir Pony Club idi, o da bizim amacımıza pek uymuyordu. Şu an TJK Genel Müdür Yardımcısı olan Burak Konuk hocam, o dönem bize ders verirdi. Bu maillerin sonucunda kendisine danıştık. O da bize destek olup, ben ve bir arkadaşımın İrlanda’ya gitmesine vesile oldu. Gerçekten vizyon ve amacımızı anladığı, onu yarı yolda bırakmayacağımıza inandığı için bize yardımcı oldu ve kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. İrlanda’da bir yıl geçirdim ve bu süreç içinde bir çiftlikte gece nöbetçisi olarak çalışıp, doğum sezonunda 350’ye yakın doğum gerçekleştirdim. Daha sonra satış organizasyonlarında bulundum ve benim için çok faydalı oldu. İngilizcemi de ilerletmiş oldum. Daha sonra, Türkiye’ye geri döndüm ve akabinde İngiltere, Fransa, Avustralya arasından Avustralya’yı seçerek oraya gittim. Binici olmadığınız zaman yurtdışındaki ahırlarda iş bulmanız çok zor. Sıfırdan başlamanız gerekiyor. Tabi ki seyis olarak… Sonuçta İngilizceniz az ve insanlar sizin kapasitenizi tam olarak bilmiyorlar. Ve genellikle çiftliklerde daha düşük ücretlerle iş bulunabiliyor. İlk önce Coolmore’da çalışma ihtimalim vardı, fakat ben çalışmak istemedim. Bunun da sebebi, yaklaşık 200 - 300 kişinin çalıştığı böylesine büyük bir yerde kendimi kanıtlama fırsatı bulamayacağımdandı. Yani taktik olarak daha küçük bir çiftlikte çalışmak istediğimi söyledim ve Avustralya’nın atçılık merkezlerinden Hunter Valley’de Brian Nutt ile çalışma şansım oldu. Brian Nutt’a ait Attanga Harası’ndaki görevimin ardından vizemin garanti olması ve yarışçılık kısmına geçme amacımı göz önüne alarak, Vedat Boyraz’ın da bulunduğu Tim Martin Ekürisi’ne geçip, en ufak mertebeden çalışmaya başladım. Başlarda işim atları yıkamak, ahırlarını yapmaktı. Akabinde zamanla daha büyük mertebeye geldik. Önce yardımcı antrenör, ardından da asistan olarak, bilinen baş yardımcı antrenör oldum. Böylece kendimi daha fazla tanıtma ve kanıtlama şansım oldu. Burada 5 yıl boyunca antrenörün gidemediği yarışlara bizzat kendim gittim. Daha sonra Chris Waller’ın teklifi ve benim de isteğimle, o dönem nispeten daha küçük bir eküri olan, fakat Chris’in inanılmaz azmi ve çalışkanlığıyla günden güne büyüyen Waller Ekürisi’ne geçtim. Asistan antrenör olarak başladım ve yaklaşık 40 atın sorumluluğu bendeydi. 4/ Avustralya’da artık WINX denilince akla ilk gelen isimlerdensiniz ve Racing. com gibi ülkenin en önemli yarış yayın organlarından birinde sizin için çok güzel bir video hazırlandı. Sonunda; “Sen şampiyonsun Umut!” şeklinde biten ve hepimizi gururlandıran o videonun hazırlanmasındaki en büyük etken olan Winx ile ilk tanışmanız nasıl oldu? İlk günden itibaren böyle bir performans bekliyor muydunuz? 40 atın asistan antrenörlüğünü yaptığım dönemde, 1 yaşında ahıra gelen Street Cry - Vegas Showgirl orijinli isimsiz dişi tayla tanıştım. Street Cry, Zenyatta’dan itibaren her zaman ilgimi çekmiştir.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=