2018_Aralik

9 TJK’NIN SESİ ARALIK 2018 en 1941 yılında, İstanbul’da Amerikan Hastanesi’nde doğmuşum, çocuklarım ve torunlarım da Amerikan Hastanesi’nde dünyaya geldiler. Enteresan bir tesadüf diyebiliriz. Ailemin bir kısmı Tekirdağlı, bir kısmı Sivrihisarlı. İlk, Orta ve Lise’yi Pangaltı Lisesi’nde okudum. Ondan sonra, İstanbul Fen Fakültesi, Kimya Fizik Bölümü’ne girdim. Bu arada, dayımın ilaç laboratuvarı vardı, o da daha sonra fabrikaya dönüştü… Boş zamanlarımı orada geçiriyordum. Tahsildarlık, hamallık gibi ne isterseniz yaptım. Benim Yedek Subay öğretmenlik hakkım vardı, üniversitede üçüncü sınıftayken o hakkım yanmasın diye fakülteyi duraklatıp askere gittim. Ama imtihanlarıma dışarıdan girdim. Askerlik yerim Bitlis çıktı. İki sene öğretmenlik yaptım ve hayatımın en ilginç dönemini orada yaşadım. Türkçesi dahi zayıf olan çocuklara eğitim verdim, çok da mutluydum. Orada yapacak başka bir işim de olmadığından sabahtan akşama kadar çocuklarla vakit geçiriyordum. Çok iyi bir süreç yaşadık. Bitlis’ten ayrıldığım gün bütün halk ayağı kalktı, “Gitme hocam” diye… Düşünebiliyor musunuz?.. Halen de gönlüm orada. Gidip bir görmek istiyorum... İŞ HAYATIM… Tabii dönüşümle beraber eczacılığa devam ettim. Dayımı babam gibi çok severdim. Hem dayım hem dedem eczacıydı. Bana dediler ki, “Artık ailede eczacılık bitti. Kendine bir meslek seç.” Fakat döndük dolaştık, eczacı olmadıysak bile, ilacın ve kimyanın içinde kaldık. İlaç sektöründe 50 seneye yakın her kademede çalıştım. En alt kademesinden, değişik müdürlüklerine, Yönetim Kurulu Üyeliği’nden, Başkanlığı’na kadar görev aldım. Ondan sonra, Fransızlar ile bir ortaklığımız oldu. Onlara da Türkiye’yi öğrettik ve 6 - 7 sene sonra da hisselerimi onlara devredip emekli oldum. KÜÇÜK YAŞIMDA ATLAR BENDE YER ETTI… Ancak bu arada iş hayatıma devam ederken dahi, atlara merakım hiçbir zaman bitmedi. Merakım da şu şekilde başladı, büyükannemin kardeşi Yeşilköy’de oturuyordu. O senelerde sahil yolu falan yok. Çocuktum, beni oraya getirirlerdi. Orada dut toplar, mahallenin çocuklarıyla oynardım. Rahmetli annemin kardeşi atlara meraklıydı. O da beni alıp hipodroma getirirdi. O yaşlardan itibaren atlar bende yer etti ve at kartpostalları toplamaya başladım. Halen de evde dururlar. Neyse işte, zaman böyle geçti… Ama atlar bir kere beynime bulaşmıştı. İLK ATIM… Evlendikten sonra Bostancıya taşındık. Sabahları işe gidip geliyorum, akşam da Kızıltoprak’da Altın Eczanesi var, orası da Asli Üyelerimiz’den Tarcan İşcen’in eczanesi. Onunla ailecek görüşüyoruz, bazen hafta sonları Veliefendi’ye gelip onun atlarını seviyorum. Bir gün bana dedi ki, “Karacabey’de bir tane satılık at var” 12 tane angajmanlı tay getirmişler, bir tanesinin kronik öksürüğü olduğundan getirmemişler, onu satıyorlar. Tarcan da bana, “Gel o tayı ortak alalım” dedi. Aylardan Şubat, hava buz gibi, çıktık gittik almaya. B ASKERLİK YILLARI... AREK KUYUMCİYAN... B İ T L İ S ’ T E Ö Ğ R E T M E N L İ K Y I L L A R I . . .

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=