2018_Agustos

71 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2018 Bu çalışma aynı zamanda sanatın kamusal alanda oluşturulması için de önemliydi. Çünkü, sanat sadece aristokratların evlerine hapsolmayacak kadar değerliydi. “Sanatı toplumsal yaşamın bir parçası haline getirme anlayışının” da önemli bir göstergesi olmalıydı. 30 metreyi aşan devasa yükseklikleriyle sanatın etkileyici gücünü anlatması açısından da yeni bir aşama sayılabilirdi. Heykellerin boyutu şaşırtıcı olmalı ve insanı etkilemeliydi. Aydınlatma tasarımcıları heykellerin geceleri de yaşamasını sağlayacak ve atlar yirmi dört saat yaşayacaktı. Gündüz olduğu kadar, gece de görülmeye değer bir eser olmalıydı. Sanatçı ve teknik adamlar, kent idarecileri ve politikacıların da dahil olduğu kalabalık konsey bu çalışmanın ana fikrini oluşturmuştu ama buna bir ruh ve hikaye katmayınca eksik kalacağını biliyorlardı. Bütün bunların yanında çalışmanın ülkenin sembolü olması da sağlanmalıydı. Bu çalışma, atı İskoçya’nın sembolü haline getirmek için yapılacaktı. İşin hikayesini oluşturmaya gelince, sanatçının yaratıcı çalışmaya başlamadan önce o yerin analizini yapması, tarihini ve halkını incelemesi gerekiyordu. Sanatçı esere kendi yorumunu, kendi fikirlerini, mesajını ve anlamları da katmalı, böylece kendini de var etmeli idi. Böylece sanat eseri bilim ve tarihle yoğrulmuş, bölgesel anlamları da aşarak evrensel bir çalışmaya dönüşmüş olacaktı. Genellikle at üzerine çalışmalar yapan, Glasgow Sanat Akademisi mezunu heykeltıraş Andy Scott’a çok iş düşüyordu. İskoçya’nın sanayi tarihini simgeleyen atlara Cladesdale ırkı model olarak kullanıldı. Çalışmaya ruh katacak olan ise, İskoçya’nın mitolojisindeki insan biçimine bürünebilen at şeklindeki su perileri masalı idi. Heykellerin içeriden ve dışarıdan nasıl aydınlatılacağı, renkleri ve efektleri uzun uzun çalışıldı. Heykellerin üç boyutlu görünmesi için deneyler yapıldı, mesajını ve anlamını doğru aktarıp aktarmadığına bakıldı. Anlamı bütünleyecek olan, masaldaki gibi su ile olan ilişkisini sergilemedeki yeterliliği, gökyüzüne uzanıyor gibi görünmelerini sağlamak için kırmızı, sarı ve turuncu ışık efektlerinin etkileyiciliği deneylerle sorgulandı. Çelik malzemeyle biçimlendirilmiş at başlarını içeriden ve dışarıdan aydınlatan hareketli ışık tonları, demir fabrikalarında alevler içinde şekillendirilen çeliğin oluşturulması sırasındaki yoğun üretim faaliyetini çağrıştırmalıydı. Renk değiştiren ışık desenleri, devasa at başlarının üzerinden dalgalar şeklinde renk değiştirerek yelelerini havalandırmalı, atların başını okşadıktan sonra göğe doğru koşmalıydı. Heykellerin çevresindeki havuzlarda yaratılacak dalgalanmalar, yansıyan ışığa hareket katacak, çelik yüzeyler üzerinde dalga dalga hareket eden ışık efektiyle bütünleşecekti. Heykellere ulaşan yaya yolları, lambalı ışıklarla aydınlatılarak, ışıkların yumuşak bir geçişle buluşması sağlanacaktı. Atların ağırlıklı olarak çelik üretme fabrikalarında kullanıldığını anlatmak için kor şeklinde kırmızı ışık efektleri kullanılmalı ama mitolojinin masalsı geçmişiyle de bağ kurabilmeliydi. Atbaşlarının çevresindeki havuz binlerce iş atının insanın üretimi pahasına bataklıklarda ölmesinin ve acı çekmesinin anısını taze tutmak içindi. Böylece maliyeti 8 milyon Doları aşan bu çalışma bir anıt esere dönüştü. Bu hikaye de ata saygı duymanın nasıl bir faaliyet olduğunu bize gösteren insanların önünde şapka çıkarmanın bir nişanesi olarak anlatıldı. HEYKELTIRAŞ ANDY SCOTT

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=