2018_Agustos
B ir eküri içindeki tüm yarış atlarına aşağı yukarı benzer yem maddeleri verilir. Bunların miktarı da fazla farklılık göstermez. Her atın yem rasyonu hazırlanırken yaş, cinsiyet ve yarış durumu göz önüne alınırsa da, yararlanılan tahıllar, taze veya kuru otlar ve meyveler genellikle aynıdır. Rasyonu oluşturan bu yem maddeleri, her yarış atına göre fazla değişmeden, benzer oranlarda karıştırılır. Her yarış atı bireysel beğenisi doğrultusunda yemini tüketir. Karışımın içindeki kimi yem maddelerini önce yutar, bazısını ise hiç yemeyebilir. Örneğin; yemdeki havuçlara veya elmalara öncelik veren pek çok at biliyorum. Önemli olan kendisine sunulan tüm yem karışımını istenilen sürede tüketmesidir. Onların tercihine göre, sevmedikleri yem maddeleri yerine bir başkası verilerek tüm vitamin, protein, enerji ve mineral gereksinimleri karşılanmaya çalışılır. Eküri içindeki atların hemen hepsi benzer yemleri yedikleri halde, bazen içlerinden birisinin gitgide zayıfladığı, tüylerinin parlaklığını yitirip donuklaştığı görülebilir. Haralardaki kısraklar ve aygırlar için de aynı durum söz konusu olabilir. Anneden ayrılan tayların yeterince kilo alamadığı, aylık tartım sonuçlarından belli olur. Yarış koşan atların ideal beden ağırlığında olmaması, onların yarış ve antrenman performanslarını da düşürür. Böyle bir yarış atının, veteriner hekim tarafından yapılan detaylı muayenesinde bir sağlık sorunu görülmezse, atın sahibi veya antrenörü kilo alabilmesi için çare aramaya başlar. İlk akla gelen ise, rasyondaki taneli yem miktarını arttırmak olur. Atın, yemdeki kaloriden yeterince yararlanamaması, farklı etkenlerden kaynaklanabilir. Bazen, gerçekten yemdeki enerji (kalori) miktarı arttırılınca atın beden ağırlığı da artabilir. Bununla birlikte fizyolojik, çevresel ve sağlık sorunlarından dolayı da rasyonun kalori içeriğini arttırmak gerekebilir. Her yarış atının metabolizma hızı farklılık arz eder. Bazı atlar çok hızlı bir şekilde kilo alır, bazısı çok kısa zamanda birdenbire zayıflar. Atlar arasında bu konuda çok büyük farklar vardır. Genel olarak tanımlamak gerekirse, normal bedensel fonksiyonlar için, enerji kaynakları yakıt olarak kullanılır. Bunlardan açığa çıkan enerji ile kalbin çarpması, midenin ve bağırsakların sindirim hareketlerini (peristaltic) gerçekleştirmesi gibi temel fonksiyonlar yerine getirilir. Yavaş metabolizmaya sahip atlarda bu fonksiyonlar daha az enerji kullanımı ile sağlanır. Buna karşın hızlı metabolizmaya sahip atlar benzer fonksiyonların düzenli şekilde devam etmesi için daha çok enerjiye gereksinim duyarlar. Geniş bir açıyla bakıldığı zaman, bazı at ırklarının daha hızlı bir metabolizmaya sahip olduğu ve diğer ırklardan daha çok enerji almaları gerektiği söylenebilir. Örnek vermek gerekirse; İngiliz yarış atları, pek çok at ırkından daha hızlı bir metabolizmaya sahiptirler. Bu nedenle, diğer at ırklarının çoğundan, her kilogram beden ağırlığı için daha çok enerjiye ve yeme gerek duyarlar. Bununla birlikte aynı ırk içinde bazı bireylerin ve at soylarının metabolizma hızları farklı olabilir. Özellikle, düzenli olarak her gün antrenman yapan ve yarış koşan İngiliz atlarını ideal beden ağırlığında tutmak ve onların formunu korumak kolay değildir. Atların metabolik hızını etkileyen faktörlerden biri, diğer canlılarda da olduğu gibi mizaçları, yani huylarıdır Aynı kondisyonda kalmak ve formunu üst düzeyde tutabilmek için, sinirli atların sakin olanlardan daha çok kalori almaları gerekir. Sakin ve huzurlu bir at, ahır içinde fazla hareket etmediğinden dolayı enerji depolarını harcamaz ve korur. Oysaki stresli ve endişeli atlar, ahır içinde döner durur, istirahatten çok, hareket ederek zaman geçirir. Tüm bedensel fonksiyonların düzenli işlemesi ve yağ dokularının korunması, hatta arttırılması için, özellikle zayıf atların rasyonlarında yeterli miktarda sindirilebilir enerji kaynakları olmalıdır. Temel bedensel fonksiyonların (iç organların çalışması gibi) gereksiniminden başka, atın hareket etmesi, büyümesi ve üremesi için de enerji gerekir. Yarış atının beden ağırlığının artması, protein ve yağ depolarının çoğalmasına dayanmaktadır. Protein artışı, kas kütlelerinin artışını sağlar. Bedendeki iskelet kasının oranı çoğalır. Eğer rasyonda yeterince protein ve kalori yoksa, atın önce yağ depoları tüketilerek, gerek duyduğu enerji bu kaynaklardan sağlanmaya çalışılır. Daha sonra da kas dokusu parçalanarak bu amaçla kullanılır. Aşırı derecede zayıflayan atlarda, kaşeksi dediğimiz durum ortaya çıkar. Kaşektik atlarda kas dokusunun çok azaldığı, neredeyse yok denecek derecede olduğu açıkça görülür. Kemik çıkıntıları belirgindir ve dışarıya doğru uzamış gibidir. Atın rasyonu düzeltilir ve günlük alacağı kalori miktarı arttırılırsa, iskelet kasları tekrar gelişebilir. Yağ dokuları eskiden olduğu gibi depo edilip doldurulur. Zayıflamış atların, eğer bir sağlık sorunları yoksa, en basit çözüm önerisi, günlük tükettikleri yem miktarını ve dolayısıyla enerji miktarını arttırmaktır. Rasyonları uygun enerji kaynaklarının yanı sıra, sindirilebilir protein de yeterli oranda içermelidir. Atın bedeni içinde sentez edilemeyen ve bu nedenle dışarıdan yemlerle alınması zorunlu olan (esansiyel) amino asitler, kasların gelişimi için şarttır. Bitkisel kaynaklar ile atın amino asit gereksinimi karşılanamayacağı için, ticari yem katkılarından (supplement) yararlanmak yerinde olacaktır. Her besin maddesi, beden içinde kısmen farklı yollar ile enerji sağlamak amacıyla kullanılırsa da, atlar için en önemli enerji kaynakları yağlar, nişastalı yemler ve lifli besinlerdir. Bu üç maddenin rasyona katılması ile günlük alınan kalori miktarı arttırılmış olur. Başarısızlık için kırk milyon neden vardır da, Bir tek özür yoktur… Rudyard Kipling 61 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2018
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=