2018_Agustos

11 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2018 B izim kulübün (Şişmanlar Kulübünün) başkanı idi. Dünyalar tatlısı, yüzü hep gülen, en kızdığı zaman bile suratını asmayan bir insandı. Çok çalışarak, ticaret hayatında çok mücadele vererek iyi bir yere gelmişti. İnsan canlısı idi... Hayırseverdi ve benim çok sevdiğim ağabeylerimden biriydi. Çoğunuzun belki tanımadığı ama ismini çok iyi bildiği Batur serisi safkanların sahibi ve isim babası Süleyman Sırrı Turhan’dan bahsediyorum. Yemeyi ve yedirmeyi çok severdi. Bir dönemler sık sık Bursa’ya giderdik. Her seferinde yola erken çıkıp et mangal sefası yapardık. Etleri kendi seçer, kendi pişirir ve bize yedirirdi. Çoğu sefer benim araba ile giderdik ama Topçular’da bana “Sen kağnı arabası gibi gidiyorsun. Mercedes’e hakaret ediyorsun” diyen, Süleyman Ağabey direksiyona geçerdi. Gerçekten çok iyi şofördü ve maalesef o çok iyi şoför, birçok sağlık problemini atlatmayı, Azrail’i yenmeyi başaran o çok iyi şoför Süleyman Sırrı Turhan bir trafik kazasında vefat etti.” Yukardaki yazıyı 12 Haziran 2005’de, o seneler çalıştığım Sabah Gazetesi’ndeki köşemde yazmıştım. O gün Süleyman Sırrı Turhan anısına her yıl yapılan koşu vardı. “Ne kadar konuşursak konuşalım, anlatamayacağımız bir insan. Adamlıksa adamlık, dostluksa kralı, iyilikseverlikse en alası… Daha ne diyeyim? Kalp rahatsızlığını atlatıp, mükemmel bir sürücü olmasına rağmen trafik kazasında vefat eden dostum, arkadaşım, bizim Şişmanlar Kulübünün Başkanı… Ölümü yakıştıramadığım sevgili Süleyman Ağabeyim... Allahın emri… Ne denebilir ki?..” Bu lafları ise Sabah gazetesindeki yazımdan on bir sene sonra 2016 da yapılan Süleyman Sırrı Turhan Koşusu münasebetiyle TJK’da yayınlanan Haftaya Bakış programında söylemişim. Dikkat ederseniz hemen hemen birbirinin aynı veya çok benzeri laflar. Süleyman Sırrı Turhan 1930 yılında Erzincan’da doğmuş, küçük yaşta ticaret hayatına atılmış, yaptığı her işte başarılı olmuş. 1970 de atçılığa, 1978’de yetiştiriciliğe başlamış, 1992’de TJK Asli Üyesi olmuş ve 15 Ağustos 1997’de vefat etmişti. Yanlış hatırlamıyorsam, Süleyman Sırrı Turhan forması ile pistlere çıkan ilk safkanlar Samyeli, Vadi ve Eğinli idi. Sonra Albatur ile Batur’lar fırtınası esmeye başladı. Albatur müthiş yarışlar yaptı. Tarım Bakanlığı Koşusu’nu 1982 - 1983 - 1985 - 1986’da 4 kere kazanmıştı. Albatur’un kazandığı çok sayıda koşu içinde Niğbolu Koşusu, Vali Koşusu, Veliefendi Koşusu, Malazgirt Koşusu gibi üst düzey yarışlar da vardı. Sonra Erbatur ortaya çıktı. Hatay - Çanakkale Zaferi, Tarım Bakanlığı, TBMM, Mohaç Koşuları da dahil olmak üzere çok sayıda yarış kazandı. Albatur - Erbatur derken pistlerde Sürbatur - Gürbatur - Sırbatur - Hakbatur - Turbatur - Gizbatur - Kırbatur - Koçbatur - Özbatur - Aybatur - Taşbatur - Hakbatur - Bankobatur - Haberbatur ve adlarını şimdi hatırlayamadığım çok sayıda at gördük. Süleyman Ağabey ağırlıklı olarak Arap atı koştu ama İngiliz atları da vardı. Örneğin Aysun - Edipoli - Kendi - Nadia Comanici - Doğan 1 - Yağmur, ismi aklıma gelenler… “Batur”ların dışında Sayyad ve eşi Nevzat Hanım adına koştuğu Al Işık unutulamayacak başarılı atları arasındadır. Süleyman Sırrı Turhan’ın en son kazandığı isimli koşu Haberbatur ile Yozgatlı 1 mücadelesiydi. Süleyman Ağabey bu atı ile müzesinde olmayan Cumhuriyet Koşusu Kupası’nı kazanmayı hedeflemişti. Ama ömrü vefa etmedi. Kasım ayındaki koşuyu göremedi. Ancak Haberbatur, Nevzat Hanım adına koştu ve kazandı. Müzede eksik olan kupa kazanılmıştı. Süleyman Ağabeyin en son yarışını seyrettiği safkan, ölümünden bir gün evvel Veliefendi Hipodromu’nda koşan ve kazanan Armağan 5 idi. Süleyman Sırrı Turhan, ailesine ve çocuklarına çok düşkündü. Akrabalarına da kol kanat germişti. Bu aile babasının atçılıktaki yükselişi yarış basınının dışındaki, yayın organlarında da ilgi görüyordu. Hatta, dönemin en ünlü haftalık dergisi olan Hayat Mecmuası, 1 Temmuz 1985 tarihinde yayınlanan sayısında Süleyman Ağabeye, “Kasaplıktan At İmparatorluğuna” başlıklı röportajla geniş yer vermişti. 1997’den 2018’e, aradan 21 sene geçmiş. 1972’nin sonlarında tanıştığımız, özellikle yaz aylarında daha sık görüştüğümüz, “sevgi dolu büyük insanı” hiç unutamıyorum... İnanıyorum ki sağ olsaydın beni her gördüğünde yanındakilere anlattığın, “Bu Hasan var ya bu Hasan, Bayramoğlu’ndaki pasajda bunu gören çocuklar ‘Goril geliyor’ deyip kaçışıyorlar” hikayesini hiç sıkışmadan anlatırdı. Arkasından da, Mahmudiye yolundaki suların devamlı aktığı gazinoda yaptığımız kahvaltıda Alpay’ın (Özoğul) yediği bir tepsi sahanda yumurtanın hikayesine geçerdi. Seni unutmak mümkün mü Süleyman Ağabey?.. HASAN SAYDAM UNUTAMADIKLARIM CEVDET SÜMER KUPASI TBMM KUPASI / 1985

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=