2016_Mayis
32 TJK’NIN SESİ MAYIS 2016 2015 yılında İzmir Çeşme’de düzenlenen “Passion For Horse” etkinliğinde, dünyaca ünlü antrenör John Oxx’la yaptığımız sohbette şunları söylediğini anımsıyorum, “İrlanda’lı olarak bizim en büyük şansımız, çok yağış alan kireçli topraklara sahip olmamızdır.” Biz bu ay TJK’nın Sesi Ekibi, kireçli topraklara sahip, Hadioğlu Harası’na misafir olduk. Buranın toprağı da suyu da çok kireçli, hatta bundan dolayı en iyi turşular bu bölgede üretiliyormuş. Atçılıkta ve yetiştiricilikte, yaklaşık 30 yılı geride bırakan İsmail Hadioğlu, başarılarıyla Türk atçılığında ismini duyurmuş bir kişi. Nisan ayında, çok sıcak bir havanın bizleri karşıladığı, Bursa / Orhangazi’nin Gedelek Köyü’ndeki çiftlikte, Hadioğlu Harası’nın veliahtı Emre Hadioğlu’na misafir olduk. Doğduğundan beri atçılığın içinde olduğunu söyleyen genç yetiştirici Emre, tam bir at sevdalısı olduğunu da üstüne basa basa anlatıyordu. Kendisine ilk olarak ülkemizdeki at yarışçılığı ve yetiştiriciliği hakkında, doğrularıyla ve yalnışlarıyla neler düşündüğünü sorduk? “At yarışçılığını ve yetiştiriciliğini ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Yetiştiricilik kısmına baktığımızda, sizin daha önceki sayılarda da gördüğümüz kadarıyla bu işi çok iyi yapan eküriler var. Bu çerçevede, yetiştiriciliğimizin yeterli seviyede olduğunu düşünüyorum. Fakat iş yarışçılığa geldiğinde, orada olgu bozuluyor. Çoğu atçı, biz de dahil olmak üzere, ezberleşmiş bir bilgi üzerinden gidiyoruz. Bunun dışına çıkan, yenilikler katan ya da ufku görüp yurtdışından bilgi edinen, ilerleyen beyinler, hemen kendini belli ediyor. Ne yazık ki bizim ülkemizde herkes herşeyi çok iyi bildiğini zannediyor ve kalıplaşmış bilgilerle, standardın dışına çıkmadan atçılığımızı devam ettirmeye çalışıyorlar. Oysa ki her atı ayrı ayrı değerlendirip, ata göre müdahalelerde bulunulduğunda, zaten başarı kendiliğinden geliyor. Bunun en güzel örneğini yurdışından gelip bizleri geride bırakan yabancı atlar olarak gösterebiliriz. Çünkü idman ve yapı olarak bizden ne kadar üstün oldukları ortada. Benzer orijinlere sahip olmamıza rağmen, sahadaki yaptığımız hatalardan ötürü bizlerden bir kaç gömlek üste çıkıyorlar. Bunun yanında değinilmesi gereken bir diğer konu da pistlerimiz. Özellikle İstanbul’da biz, at koşamıyoruz. Çünkü ağrlıklı olarak kumcu atlara sahibiz ve ne yazık ki bu şehirde kum pist yok. Sentetik pist bayağı sert ve çim ayarında diyebiliriz. Ayrıca, atlarda da ciddi problemler yarattığı bir çok atçı tarafından kabul ediliyor. Bu sebepten İstanbul’da oturmamıza rağmen burada at koşamıyoruz.”
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=