2016_Kasım

7 TJK’NIN SESİ KASIM 2016 Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Aynı zamanda, Besin Hijyeniği ve Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapıyorum. 2012 yılında katıldığımız seçimlerde federasyonda asbaşkan olarak göreve geldim. Türkiye’de ilk defa cirit konusunda kuralları toparlayabilmek adına çalışmalar başlattık. Çünkü iki çeşit stil vardı, Erzurum ve Uşak. Bu kuralları ortak noktada toparlayabilmek için Uşak’ta bir çalıştay gerçekleştirdik. 60’a yakın kulüp başkanı çalıştayımıza iştirak ettiler ve beraberce kuralların üstünden geçip, bir yarışma rehberi oluşturduk. Tabii, zaman zaman bu talimatnamede değişikliklere gidildi. Fakat şu an büyük oranda tadilata gereksinim duymadan nihayi noktaya geldik. Cirit, hatta halk arasındaki ismiyle Gara Cirit mesafe olmaksızın yapılan bir spordur. Puanlı sisteme geçilerek, sınırları çizilmiş ve belirli alanlar üzerinde oynanması uygun bulunmuş. Cirit’in tarihi oldukça eskilere dayanıyor. Biz tarihte okçu bir millet olarak boy gösteriyoruz, fakat ilerleyen tarihlerde oklar zırhları delemez olmuş ve cirit kullanılmaya başlanmıştır. İskender’in uzun mızrakları vardır ve onlarla filleri bile durdurmuştur. Biz de ise, süvarilerimiz hem ordunun manevra kabiliyeti yönünden, hem de orduyu istediği tarafa savurup savaş kabiliyetini azaltmak için Haçlılara karşı ciritlerle saldırmışlardır. Bugün müzelerde süvarilerin iki metal ciriti ve bir kılıcının olduğunu görürüz. Amaç, cirit ile düzeni bozup, kılıç ile saldırıya geçmektir. Bunun en belirgin örneği, Gökbörü’dür, yani Kurt Oyunu’dur. Ortaya yeni kesilmiş bir oğlak atılır, onu yerden alıp kaçabilen ve gol atabilen başarılı olur. Tabii, oğlağı yerden eğilip alabilmek için atın cidago yüksekliğinin düşük olması gerekmektedir. Zaten ilk evcilleştirilen Tarpan atının cidago yüksekliği azdır. Zamanla, Türk’ler atlarına farklı farklı isimler verir. Örneğin, Göy atları, Uçan atlar, Kır at, gibi… Bizim Anadolu’da yetiştiridiğimiz atlar dayanıklıdır. Örneğin, Romen Diyojen Alparslan’a karşı kaybettiği Malazgirt Muharebesi’nden sonra şunları söylemiştir, “Eğer sizin atlarınız bizde olsaydı, bu savaşı kazanırdık.” Bizim bir şanssızlığımız, Türk atlarını bir ırk olarak tescil ettirememiş olmamız. Sadece, Türkmen kardeşlerimiz bizim yüzümüzü güldürecek şekilde Akalteke atına genetik olarak bir ırk tescili yaptırabilmişlerdir. Bizim de Anadolu’daki atlarımıza bir an önce ırk tescili yaptırabilmek için çalışmalara başlamalıyız. Mesela geçmişte çok iyi cirit oynadığı söylenen Hınıs Kolu Kısa atı vardır. Ugün ise, bununla ilgili maalesef bir sonuca ulaşamıyoruz. Bölgelere göre oynanan oyunlara bakacak olursak, Kırgızistan ve Kazakistan’da Gökbörü oynanıyor, Azerbaycan’da, Çavgen veya Polo oynanıyor, Anadolu’ya geldiğimiz zaman ise, Cirit oynanıyor. Cirit’in çıkış amacı, savaşın provasıdır, bugünkü manada tatbikatıdır. Atları aktif olarak kullanabilmek için sürücüyle uyum sağlaması gerekir. Muhtemel savaş senaryolarına göre, bu prova yapılır. Fakat, zaman içinde seramonik bir hal almıştır. Anadolu’daki bir efsaneye göre, atın üç hayali vardır, birincisi gelin taşımak, ikincisi kuyruğunun yere değmesi, üçüncüsü ise, bir savaş alanında var olabilmek. Tabii, şu anda bu tür bir savaş olmadığından dolayı, o heyecanı gerek yarış, gerekse cirit gibi savaş senaryolarıyla kurgulayıp, muradına ulaştırmaya çalışıyoruz. İlk defa bu sene Atlı Cirit Şampiyonası’nı gerçekleştirdik. Türkiye Jokey Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Kadri Ekinci ve çok değerli Yönetim Kurulu Üyeleri’nin katkılarıyla projemiz destek gördü ve hayata geçirilebildi. Bize hipodromlarını açtılar, her türlü imkan ve desteği sağladılar. Burada 75. Yıl Hipodrom Müdürümüz Mehmet Şirin Bozkurt’tan, en alttaki görevliye kadar herkesden destek gördük. Yasin Kadri Ekinci’ye, sadece cirit adına değil, Türk sporu adına teşekkür etmek istiyorum. Çünkü, bu bizim değerimiz, ne kadar Kelaynakları, Caretta Caretta kaplumbağalarını korumak önemliyse, ciriti de yaşatmak o derece önemlidir. Erzurum Şube Başkanımız Cafer Çağatay’ya da teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Kendisi Cirit Ligi’nin sabit Tertip Komitesi Üyesi. Her konuda bize destek vererek belki de en büyük katkıyı sağlayan insanların başında geliyor. Artık bundan sonraki hedefimiz Türkiye geneline yayılmak. Tabii, bu bir süreç, çünkü bunun için alana ihtiyacımız var. Bugün futbol stadyumlar olmadan oynanamazsa, cirit müsabakaları da bu tür stadyumlara ihtiyaç duyuyor. Ama ben inanıyorum, bir gün Olimpiyat Oyunları’nda dahi Cirit oyunumuzla boy göstereceğiz. GELENEKSEL SPOR DALLARI ASBAŞKANI PROF. DR. ZİYA GÖKALP CEYLAN İLE CİRİT’İ KONUŞTUK... DEMİR TOKDEMİR / ZİYA GÖKALP CEYLAN

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=