2016_Haziran
33 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2016 Bu faktörleri üstüste koyduğumuzda, atçılıktaki lokomotif ülkeler bizlerden bir puan öne geçiyorlar. Tabi ki bir Coolmore veya Darley olmamız şuan için çok zor ama en azından bunu butik olarak başarabiliriz diye düşünüyorum. Bizim de tecrübeli veterinerlerimiz, at sahiplerimiz ve antrenörlerimiz var. Bunları sahalara da yansıtmamız gerekiyor.” Türkiye’deki aygır standartları hakkında ne düşünüyorsunuz? Özel girişimcilerinde son yıllarda aygır alımları oldu, siz yeterli görüyor musunuz? Ve Invasion’ı aygır yapmanızın nedenlerini öğrenebilir miyiz? “Bundan 3 - 4 sene öncesine kadar aygır kalitemiz yüksek, fakat popülasyonu çok kısıtlıydı. Fakat yatırımcılarımız bu açığı görerek yeni aygırlar ithal ettiler. Bu durum Türk atçılığı adına büyük bir kazanç sayılır. Çünkü kalite ve kan çeşitliliği arttığı sürece, başarının gelmesi de kaçınılmaz olacaktır. Invasion’a gelecek olursak, bir ayağında çok ciddi bir problem vardı. Buna rağmen çok iyi rakipler yanında başarı sağladı. Babası Tagula, Sun Of The Music hattından geliyor ve Türkiye’de bu kan hattına sahip tek aygır. Zaten Invasion’ın kardeşi Canford Cliffs, Darley Harası’nda ciddi rakamlara aşım yapıyor. Tek kuşkumuz yavrularına kendindeki konfirmasyon bozukluğunu aksettirir mi oldu, Fakat bugüne kadar hiç bir yavrusunda böyle bir problem olmadı. Bu sene 17 tayı sahaya inecek ve hepsi de çok güzel eşgale sahip safkanlar oldu. Umuyorum kendisinin yarım kalmış başarılarını yavruları tamamlayacaktır.” Bir de çok tartışılan bir konuyu size sormak istiyorum. İthalat izinlerindeki şartların dönem dönem Türk atçısını zorladığı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? “Biliyorsunuz bu kurallar Yüksek Komiserler Kurulu insiyatifiyle Bakanlık tarafından koyuluyor. Bu şartların getirilmesinin nedeni de Türkiye’deki yetiştiriciliğin geliştirilmesi. Yani kaliteli aygır ve kısrakların Türkiye’ye girişini sağlamak. Fakat şunu atlıyoruz, biz dünya atçılığının gerisindeyiz dolayısıyla kat etmemiz gereken çok yol var. Bu durum da bizi serbest piyasaya yönlendiriyor. Her şey serbest kalırsa zaten kötü kanlar kendiliğinden elenecek ve iyi orijinlere yönelmeler kendiliğinden başlayacaktır. Kısıtlamalarla hiçbir zaman bir noktaya varılamamıştır. Tarih de bize bunu her zaman göstermiştir. Biz yetiştirici olarak Bakanlığımız’dan destek bekliyoruz. Çünkü ne yazık ki yetiştirdiğimiz taylarımızı satamıyoruz bunun sonucunda da koşmak zorunda kalıyoruz. Oysa ki atçılıkta ileri ülkelere baktığınızda bu konuda ciddi bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Yetiştiriciliği geliştirmek için öncelikle şartlar koymak yerine İngiliz atları için çok iyi bir satış organizasyonu yapılması gerektiğini düşünüyorum. At Sahipleri Derneği böyle bir satış organizasyonunu bir kaç yıl yaptı ve satılan tay adedi, İrlanda’da yapılan her hangi bir müzayede de yarım günde satılan at adedi kadar bile değil. Bence bu konunun masaya yatırılıp, yetiştiriciliğimizin kalkınması için ciddi şekilde desteklenmesi gerekiyor.”
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=