2016_Eylul
7 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2016 Ülkemizde atçılık sektörü maalesef uzun yıllar hak ettiği muameleyi görememiştir. Ağırlıklı olarak bahisle anılmış, sektörün ortaya çıkaracağı ekonomik değer ve katkı göz ardı edilmiştir. Sevgili dostlar, son yıllarda atçılık sektöründen küresel anlamda bir durgunluk yaşanırken, aynı dönemde Türkiye müşterek bahis satışlarında dünyada en yüksek artış sağlayan ülke olmuştur. Kuşkusuz bu gelişmede en önemli rol, gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ve yasal düzenlemelerdeki iyileştirmelerdir. 2007 yılında çıkardığımız, 5602 sayılı Kanun’un Meclis’ten geçmesi ile sektörümüz biraz da olsa nefes alır duruma gelmiştir. Sektörün sorunlarından biri olan at ıslahı ve yarışçılık faaliyetlerinin gerektiği şekilde belirlenmesi konusu da 5996 sayılı kanun ile belirlenen protokolde yapılan düzenlemelerle çözülmüştür. Bunun neticesinde, yetiştiricilik ve at sağlığı hizmetlerindeki uygulamalar aşağı çekilerek atçılarımızın rahatlaması sağlanmıştır. Sektörün büyümesine yönelik bir diğer önemli konu da, atçılığın şans oyunu sektörünün diğer oyuncularına göre çok fazla yatırım ve emek gerektiren bir sektör olmasıdır. Bunun farkındayız, önlenebilmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Bu çalıştayda alınacak kararlar doğrultusunda yapılacak değişiklikler, sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde önümüze rehber olarak yer alacaktır. Tesisleşmede yapılacak yatırımlara hız verilmeli, gerek kamu gerekse özel sektör tarafından yapılacak yatırımlarla ve alt yapıdaki eksiklikler giderilmelidir. Türk atçılığının algısını değiştirmeye yönelik vizyonumuz, tüm paydaşlarımızın gayreti ile devam etmelidir. Unutmayalım, her bir at hem ekonomiye katkı, hem de istihdam demektir. Az önce konuşmalarında Sayın Başkanımızın da ifade ettiği gibi, hipodromları “Şehir Parkı” gibi, halkımızın kullanımına açacak projeler geliştirilmelidir. Aileler, çocukları ile şehrin gürültüsünden koparak hipodromlarda doğayla iç içe vakit geçirebilmelidir. Yaşadığımız bu topraklar, zamanında dünyayı en iyi at ırkı ile tanıştıran topraklardır. Bakanlığımız bünyesindeki TİGEM’e ait işletmelerde dünyanın en iyi safkan Arap atları yetiştirilmektedir. At ırkının geliştirilmesi çalışmaları, İngiliz ve Arap atlarında dengeyi gözetecek şekilde artarak devam etmelidir. Bir taraftan dünyayı yakından takip edeceğiz ve kopmayacağız, diğer taraftan mirasımıza sahip çıkacağız. Özel haralar da devlet haraları da hipodromlar gibi, veteriner hekimlere sahip dünya standartlarında çalışan yerler olmalıdır. En önemli sosyal projelerimizden birisi olan ve engelli çocuklarımızın sosyal hayata katılmasına ve tedavisine katkı sağlayan At’la Terapi Merkezleri’nin sayıları çoğaltılmalı, tanıtım ve kullanımı arttırılmalıdır. Amacımız, atçılığı zümre sporu olmaktan çıkarmaktır. At binmek, atla ilgilenmek, öyle dışarıdan bakıldığı gibi sadece zenginlerin faaliyeti olarak algılanmamalıdır. Herhangi bir vatandaşımız bile, mütevazi geliriyle, atlı sporlarla ilgilenebilecek hale getirilmelidir. 2008 yılından bu yana “Dünya At Yarışçılık Federasyonu” uluslararası katalog standartları kitabında ikinci grup ülke kategorisinde yer alan ülkemizi, birinci grup kategoriye taşımak ana hedefimiz olmalıdır. Hazırlanmakta olan “Atçılık Stratejik” planı çerçevesinde ortaya konan vizyon hepimizin vizyonudur. Atçılık sektörümüz doğru bir yatırım planlaması ve nitelikli bir iş gücü ile daha da büyüyecek bir potansiyele sahiptir. Bakanlık olarak bu yolda atılacak her adımı, yapıcı ve ilerleyici tüm teklifleri desteklemeye hazır olduğumuzu bildirmek istiyorum. Çalıştayımızın verimli geçmesi dileğiyle hepinize selam ve saygılarımı sunarım. Tekrardan hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.” KONUSMASI...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=