2015_Haziran
41 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2015 Binek hayvanlarına bağlı olarak ortaya çıkmış bir sanat olan nalbantlık, demircilikle birlikte gelişmiştir. Cengiz Han yüzyıllar öncesinde şunları söylemiştir, “Bir çivi kayboldu diye bir nal kayboldu, bir nal kayboldu diye bir at kayboldu, bir at kayboldu diye bir atlı kayboldu, bir atlı kayboldu diye bir haberci kayboldu, bir haberci kayboldu diye bir savaş kaybedildi.” Bu sözler nalbantlık mesleğinin ne denli gerekli olduğunu çok iyi anlatmıştır. 1960 yıllarından sonra ekonomik alanda önemini kaybetmeye başlayan nalbantlık, özellikle at yarışçılığında her zaman için hayati önem taşıyan mesleklerin başında gelmiştir. Birkaç yıl öncesine kadar sadece alaylı nalbantlarımızın çoğunlukta olduğu meslek, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde açılan Nalbantlık Meslek Yüksek Okulları’yla birlikte, eğitimli nalbantlarımız da bu mesleğe dahil olmaya başlamışlardır. Teorik ve pratik dersler alan öğrenciler, akademik eğitimli olarak atçılığımıza katkı sağlamaya başlayacaklardır kuşkusuz. Atçılığımızın ihtiyaç duyduğu en büyük eksiklik, problemli tırnaklara müdahale edecek tecrübeli nalbantların azlığıdır. Tırnak yapısı bozukluklarına dikkat edilmeden nal çakılması, aşırı törpüleme ve tırnak kısaltmalarının gereğinden fazla yapılması, atlarda tırnak acısına neden olmakta ve bunun sonucunda da veterinerlere gidilerek uzun tedavilere maruz kalınmaktadır. Bir diğer problem ise nallama esnasında mıh kaçması denilen, çivinin canlı dokuya çok yakın çakılmasıdır. Bu da uzun sureli tedavilere neden olan etkenlerden bir diğeridir. Veterinerlerimizin ve tecrübeli nalbantlarımızın genel görüşü, at’ın ayağının gerektiği gibi değerlendirilememesi. İstanbul Hipodromu’nda çalışmalarını sürdüren ve 1987 yılından beri mesleğini icra eden tecrübeli nalbantlarımızdan Sadık Yıldırım ile yaptığımız kısa konuşmada, yaşadıkları en büyük sorunun malzeme temini olduğunu söylüyor. Tırnak çatlağı olan veya ortopedik problemler yaşayan atlar için malzeme temin edilemediğinden yakınıyor. Ayda ortalama 150’den fazla nal çakımı yapan nalbantımız, üstüne basa basa şu sözleri söyledi “Ayağa göre nal çakılmalı, tırnak asla nala uydurulmamalı.” İstanbul Hipodromu’nda yaptığımız bir araştırmada özellikle Sadık Yıldırım, Bekir Yıldırım, Saim Durmuş ve Yılmaz Demir isimli nalbantlarımızın, yılların verdiği tecrübeyle daha çok talep gördüğü duyumlarıyla karşılaştık. Haluk Arıcı, Fahri Bayer, Musa Yıldırım, Yasin Tüzüner, Sedat Güneyli, Volkan Onay, Savaş Gündüz, Mustafa Akkılıç ve Turgut Kaya’da İstanbul Hipodromu’nda aktif olarak görev yapan diğer nalbantlarımız. Hepsine hayırlı ve başarılı çalışmalar dilerken, eski nalbantlarımızdan, ustaların ustası Mehmet Usta’yı, Hayri Usta’yı ve Samsun’lu Hayati Usta’yı, Mr. Gibbs’i de anmadan geçemiyoruz.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=