2026_Nisan

Trapper, yirminci yüzyıldaki son şampiyon İngiliz atımız... Her safkanın doğumunda umutlar… Umutlar demek ne kadar doğru, belki de hayaller demeliyiz. Üst düzeydedir ama gerçekçi olmak gerek, doğan tayların binde biri bile bu beklentiyi karşılayamaz. Trapper’ın öyküsünü ben şuna benzetiyorum. Çok parçalı zor bir yapboz düşünün. Doğru parçayı, doğru zamanda, doğru yere koyarak ilerleyebiliyorsunuz. Bunda sınama, yanılma şansınız da yok. Hata yaptığınız anda oyun biter. Hayaller, umutlar tuz, buz olur… Bir at sahibi ve yetiştirici (Tarık Aydın) çıktığı yolda; bir kısrak (Elemis), bir aygır (Knight Line Dancer) ve bir jokeyle (Süleyman Akdı) buluşarak, yapbozu tamamlıyorlar. Elbette ki parçalar bu kadar da değil. Atın bakıcısı (Hayrettin Gökçe), antrenörü (Mehmet Tansı) da listeye eklenmeli. “Söylediklerin her at için geçerli” diyebilirsiniz ama inanın, bu onlardan çok farklı. Şampiyonun yetiştiricisi ve sahibi Tarık Aydın… Yıllar yıllar önce; Atları seven, onların bazen yanında, bazen üstünde zaman geçiren bir köy çocuğu. Sonraki yıllarda; “aman atlar benden uzak dursun” dedirtebilecek gibi bir de anısı var: - Beş, altı yaşlarındaydım. Nahiyemizdeki askeriyenin atlarından birini “senin çocuklar buna birkaç gün baksın” diyerek babama göndermişler. Ben de atı aldım, tarlalara indirip, gezdiriyorum, biniyorum. At çıplak, eyeri, dizginleri falan yok. Bir gün düşüp, kolumu kırdım. Köyde doktor, çıkıkçı da yok. Birileri sarıp, bağladı. Kolum kaynayınca sevindik ama öyle biçimsiz olmuş ki, sanki elim ters duruyor. Bunun üzerine beni başka bir çıkıkçıya götürdüler. Kolumun kaynayan yerini yeniden kırıp, düzeltti. Atlarla ilgili bir de böyle anım var... HER ŞEY BİR SELAMLA BAŞLADI Elazığ’daki ortaokul eğitimi sonrası lise ve yükseköğrenim için ver elini İstanbul... Tarık Aydın, İstanbul Devlet Mimarlık - Mühendislik Akademisi’nde okuyup, inşaat mühendisi oldu. Bu arada babası: - Benim İstanbul’da bir arkadaşım var, adı Abdullah Şahin. Atlarla uğraşıyor, onu Veliefendi’de bulabilirsin. Bir gün yolun düşerse mutlaka git, hatırını sor, selamımı söyle. Tarık Aydın, babasının selamını götürmek için gittiği Veliefendi’de at yarışlarıyla tanıştı ama yarış tutkusu ya da atçılık hemen başlamadı. - Okulu bitirdikten sonra iş hayatına atıldım. Zamanım ev ve şantiye arasında geçiyordu. Kahve, gece gezmeleri, sigara, içki gibi alışkanlıklarım yok. Şantiye dışında bir meşguliyet arıyorum. “Ne yapmalıyım, ne yapmalıyım” derken, “haydi bir at alayım” dedim. Böylece atçılığa başladık… Tarık Aydın’ın koşan ilk safkanı Özlem II… Bu tay, 1990 yılında İstanbul’da yapılan, 21. Asya Yarışçılık Konferansı günlerinde koşmaya başladı. İlk yarışında Ekrem Kurt bindi, koşuyu ve Japon delegasyonunun bu koşuya koyduğu kupayı kazanarak eküriye parlak bir başlangıç yaptırdı. - Bu yarış, bizi daha da heveslendirdi… Sonra Özdemir 1998 yılı Boğaziçi Koşusu. Trapper / Karabeyhan / Shavat (Atman) Abi ile İngiltere’deki satışlara gitmeye başladım ve oradan bir kısrak satın aldım. Kısrağı nereye koyacaksın? “Hara yapman lazım” dediler. Bizim de mesleğimiz inşaatçılık. Çatalca’daki harayı kurup, yetiştiriciliğe de başladık. 1991 yılında, yine İngiltere’ye gittik. Özdemir Abi, bu işi büyütmemi pek istemiyor, beni frenliyor. KUŞ TAŞA MI ÇARPMIŞ? Sahip olduğum yüzeysel bilgilerle, Sir Ivor’ın iyi bir kısrak babası olduğunu öğrendim. Son gün onun yavrusu bir kısrağın satılacağını katalogda görünce merak ettim ve atı görmeye gittim. Gittim, gördüm, kısrağa âşık oldum… Karşısında on dakika oturup seyrettim ve “ben bu kısrağı alacağım” dedim. Fakat Özdemir Abi niyetimin farkında… “Sen etrafı pek dolaşıyorsun. Sakın at almaya kalkma, uçakta yer yok” dedi. Tarık Aydın bu uyarıya rağmen kısrağı görmeye bir daha gider. Son kararını verince de, doğru Özdemir Atman’ın yanına: 56 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=