2026_Eylul

YÖNETMELIK DEĞIŞTIRTEN OLAY 20 Eylül 1970 Pazar… Aralarında bendeniz de olmak üzere, yarışseverlerin “akın, akın” Veliefendi’ye geldiği bir hafta sonu. Bunun için birçok nedenleri var. Hafta sonu yarışseverlerin piknik yapması için çok uygun bir hava… O yıllarda, günümüzdeki gibi bayi ağı, elektronik ortamda müşterek bahislere katılma olanağı ve iletişim kanalları olmadığından, 6’lı ganyanı hipodromlarda oynamak çok daha avantajlıydı. Ek olarak, yarış yerinden alacağınız tüyolar da cabası… Bayiler kuponları, 6’lı ganyanın başlamasından 30 dakika öncesine kadar Ganyan Teşkilatı’na teslim etmek zorundaydılar. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul’un dört bir yanından geliyorlar. Örneğin Jak Hadora -TJK Teknik Büro Müdürlüğü’nden emekli olduktan sonra- Büyükada, Fikret Kesebir -jokeyliği sonrası- Lüleburgaz ganyan bayisiydi. Kuponları oralardan yetiştirebilmek için, bayiyi kaçta kapatıp yola çıkacaksınız? Gençler; bugünlerin kıymetini iyi bilin… Dünyanın “bilmem neresindeki” koşuları, start verilene kadar oynayıp, izleyebiliyorsunuz. İşte sözünü ettiğimiz o gün, başarılarıyla büyük bir hayran kitlesi oluşturan Sadettin, ekürisi Sadrettin’le birlikte Türkiye Jokey Kulübü Kupası’nda koşacak… Elbette ki Sadettin büyük favori. Sadrettin ile Kılıçaslan’a da ikincilik şansı veriliyor. Kılıçaslan starta giderken, Süleyman Akdı’nın kontrolünden çıkıp, başladı mı koşmaya… Tutmak, durdurmak mümkün değil. Uzatmayalım, o da koşudan çıkartılınca Atığ Eküri’si rakipsiz kaldı… Tempo yarışları yapan Sadrettin, her zaman olduğu gibi ilk 600 metre içinde koşunun liderliğini aldı. Bizler için bunda olağan dışı bir durum yoktu. Son 1000’e gelince, gözler “haliyle” favori Sadettin’i arıyor. Hayli gerilerde ve Mümin Çılgın, onu gayretlendirmek için uğraşıyor. Bir tuhaflık var ama ne? Biz nereden bilebilirdik ki, Mümin Çılgın kamçısını düşürmüş… Son 800 metre hala gözümün önünde; tribünlerde “çıt yok”... Sadrettin aynı rahatlıkla son düzlüğe de çıktı ve İsmail Dinçer, “zar zor” ikinciliğe giren Sadettin’in onu geçemeyeceğini anlayınca, atının temposunu düşürerek adeta onu beklemeye başladı. Bu da pek yeterli olacak gibi görünmüyordu. Son çare olarak, İsmail Dinçer atını daha da yavaşlattı ve kamçısını Mümin Çılgın’a verdi. Bu “işbirliği” sonucunda, Sadettin koşuyu az farkla kazandı… Gerçek şu ki; İsmail Dinçer Sadrettin’i tutmasa, Sadettin kazanamazdı. Sizler; “Sadettin’e bir koşu daha kazandırmak için bunlara ne gerek vardı? Bıraksalar da, Sadrettin kazansaydı” diyorsunuz ama… Kural şimdiki değil. Sadrettin kazanırsa, 6’lı ganyan kuponlarına Sadettin yazanlar kaybedecek. Çünkü o dönem, 6’lı ganyanda eküri uygulaması yok… Sadettin günün en direk atı, ekürisine geçilirse, 6’lı ganyanda büyük sürpriz olacak. Fakat onun da ganyanı 105 kuruş. Garip ve içinden çıkılmaz bir durum değil mi? Gerek hipodromda, gerekse kamuoyunda yaşanacak “tatsızlıkları” bir düşünün. İşte bu olay nedeniyle yönetmelik 2 hafta içinde değiştirildi ve 6’lı ganyana da eküri kuralı konuldu. GELELIM KAMÇINIVERME’NIN ÖYKÜSÜNE Kamçınıverme, Cemal Kura’nın yetiştirdiği bir safkan. Cemal Kura deyince, atlarına sıra dışı isimler koymakta üstüne kimsenin olmadığı bilinmeli. Uçakkaçtı, Gülleraçtı, Gönülkırmaz, Bağkoptu, Diliyeşil… Bu isimlerin hepsinin mutlaka birer öyküsü vardı. Sadrettin, Cemal Kura Ekürisi’nin aygırı Our Guile’ın yavrusuydu. Cemal Kura, en iyi kısraklarından Black Maria’yı, aygırlığa başladığı yıl Sadrettin’e çekti. Bunu bir kenara koyalım… Black Maria deyip, geçmemek gerek. O güne kadar Big Romance, Guip Rinda, Tigenfe, Vgauros Pyo, Pgaraus Vyo gibi yavrular veren bir isimden söz ediyoruz. Big Romance’ın yavrusu da Nadas. Yıllar önce, Sadettin Atığ ile yaptığımız TV söyleşisinde de öğrendik ki, Cemal Kura, 6’lı ganyan kuponuna Sadrettin’i tek yazmış ve 5’te kalmış. Sonuç böyle olunca da, Sadrettin - Black Maria orijinli tayına “Kamçınıverme” adını koymuş… BÖYLE BIR KALABALIK VE BÖYLE BIR AT Veliefendi Hipodromu tribününün yenilenerek 1968 yılında hizmete girmesi ve o yıldan itibaren Gazi Koşusu’nun İstanbul’a alınması, at yarışlarına gelenlerin sayısını bir hayli arttırmıştı. Türkiye Jokey Kulübü yönetiminin basınla kurduğu ilişkilerin de bu gelişmede payı olduğu kesin. 1970 yılında “taşlar yerine oturmuş”, İstanbul güzel bir hipodroma, oraya gelenler de nitelikli safkanları izlemeye başlamışlardı. Aynı sezon, bu söylediklerimizi destekleyen başka gelişmeler de yaşandı. İstanbul yarışları, tek bir kamera ile de olsa kaydedilerek, Cuma günleri İstanbul Teknik Üniversite Televizyonu’nda gösteriliyordu. Arada bir ekranlara gelen nostalji programlarında izliyoruz. Ünlü spor spikeri Pertev Tunaseli “Sadettin… Sadettin… Sadettin...” diyerek Gazi Koşusu’nun son metrelerini ne güzel anlatır… 79 Türkiye Jokey Kulübü • • O BİR EFSANE • Merhum Yönetim Kurulu Başkanlarımızdan Sadun Atığ Cumhurbaşkanlığı Kupası ile.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=