Atalarımız, atçılık konusundaki gelenek ve bilgileriyle tarih sahnesinde var olup, yerleşik devletler, imparatorluklar kurmayı başarmışlar. Atçılık konusundaki üstünlüğümüzün, batı dünyasının gerçekleştirdiği reformlar ve teknolojik gelişmelere kadar sürdüğünü söyleyebiliriz. Yaşanan gelişmelerle; atların savaş, tarım ve ulaşımdaki işlevleri azalınca, yarış alanlarında yaşantımızı renklendiren sosyal görevler üstlendiler. Osmanlı İmparatorluğu sosyo - ekonomik koşulları nedeniyle bu aşamaya geçemedi. Batı ile olan farkı kapatmak için, Cumhuriyet Dönemi’nde harcanan “olağanüstü” çabaları hepimiz biliyoruz. Günümüzün yaygın yarış atı ırkı thoroughbred, 17. yüzyılın sonlarından itibaren İngiltere’de yetiştirilip, 1791 yılında James Weatherby tarafından yayımlanan Genel Soy Kütüğü Kitabı (General Stud Book) ile kayıt altına alınan atlar ve onların yavrularıdır. Osmanlı topraklarında bu ırkın ilk temsilcileri; 19. yüzyıl ortalarında levantenlerin kurduğu İzmir Yarış Kulübü (Smryna Races Club) ve İstanbul’un İşgali (1922) yıllarında da işgalci ülkeler temsilcilerinin kurup, yönettiği Bakırköy Yarışçılık Sendikası (Makrikuey Racing Syndicate) tarafından getirildiler. Bizim kendi olanaklarımızla düzenlediğimiz thoroughbred yarışları, Cumhuriyet’in ilanından sonra 1925 yılında Sipahi Ocağı’nın Veliefendi’de düzenlediği koşularla gerçekleşti. Akif (Akson) Bey, Macaristan’dan safkan 6 İngiliz atı getirdi. Ali Muhiddin Bey’in Neriman’ı ile birlikte 7 thoroughbred’e sahip olmuştuk. Bu safkanlar için her haftaya birer yarış kondu. 2 yıl sonra düzenlenen Gazi Koşusu’na da Neriman’ın yanı sıra; Akif Bey’in getirdiği Fama, Baratome ve Bollandist katılmışlardı. Demek ki -batı dünyasındakine benzer- ilk klasiğimiz olan, Gazi Koşusu’nun temelleri 1925 yılda atılmış… Ülkemizde “kapsamlı diyebileceğimiz” thoroughbred yetiştiriciliği, 1928 yılında devlet eliyle Karacabey Harası’nda “resmen” başlatıldı. Yarış takvimlerimizde 1931 yılından itibaren 2 yaşlı, 1932’den itibaren de 3 yaşlı İngiliz tayları için koşular yer almaya başladı. 1932’de “Türk Derbisi” kimliği taşıyan Gazi Koşusu’na, 3 yaşlı ve ülkemizde doğan tayların katılabileceği kuralı getirildi. 3 yaşlı safkanların “küresel anlamdaki” 5 Klasik Koşusundan Derby özelliğini taşıyan Gazi Koşusu dışındaki yarışlar yıllık programlarda yer almıyordu. Çok sınırlı yetiştiricilik olanakları nedeniyle Ankara Koşusu (St. Leger) 1950, Erkek Tay Deneme, Dişi Tay Deneme ve Kısrak Koşuları 1956 yılından itibaren Türkiye’de koşulmaya başlandı. Seri bu takvimle tamamlanarak, küresel yarışçılığa biraz daha yaklaştık. Bizim yarış sözlüğümüze Üçlü Taç (Triple Crown) deyimi 1956 yılında girdi. Yarış ve yetiştiricilikte ileri ülkelerde Triple Crown deyiminin -bazı farklılıklar gösterse de- mutlaka bir karşılığı vardır. SADETTIN İLKI BAŞARDI Sadettin; 1970 yılında Üçlü Taç galibi ilk safkanımız olarak tarihe geçti. Bu özelliği bile onun yarış tarihimizin unutulmaz isimlerinden birisi olmasını sağlar. Bende farklı bir yeri olan ve yarış yazarlığımın “esbab-ı mucibeleri” arasında diyebileceğim bir isimden söz etiğimi de ayrıca belirtmeliyim. Fazla mı Arapça oldu, anlaşılmadı mı? “Gerekli sebepleri, gerekçeleri” arasında demek istedim… 1970 yılı Erkek Tay Deneme Koşusu 76 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=