Aralik_2025

SABIRLI ULUSLARARASI ARENADA Sabırlı yurt içinde kendini kanıtladı. Acaba “içine kapanık” yarış dünyamızdan çıkıp, yurt dışında koşma olanağı bulsa, ne yapardı? Başarılı olacağından, hiç kuşku duymazdım ama farklı boyuttan bakınca da yanıt vermek güç. İzleyenler bilir, Sabırlı starta girmekte problemliydi. Huysuzluğu yaşlandıkça daha da arttı. Bunu yurt içinde bir biçimde çözebiliyorsunuz. Çünkü koşan atlarımızın en az beşte dördü, sinir küpü… Yarış programımız; kapalı gözlük, kulaklık, tercihli start, dil bağı, yanak pelüşünden geçilmiyor. Sanırsınız ki bunlardan birini, en azından starta kadar takmazsan, atı koşturmayacaklar... Aydoğan San, oğullarıyla birlikte, Sabırlı’nın start sorununa çözüm aramaya başlıyorlar. Serkan San bu süreci, TJK TV’de katıldığı bir söyleşide şöyle anlatıyordu: - Hassas bir konuydu. Sadece kendi atımızın zarar görmemesi için değil, rakiplerimize de saygı göstermek zorundaydık. Bizimle birlikte birçok şampiyon at koşuyordu. Bunu çözümlemek için İngiltere’de bir at eğitmenine ulaştık. Newmarket’te “Atlara Fısıldayan Adam” olarak tanınan Steve “Yarmy” Dyble ile anlaşma sağlandı. Steve Dyble yarış dünyasında tanınan, Rakti ve Raven’s Pass gibi şampiyonların başarılarında pay sahibi bir isim. 2005, 2006 sezonlarında Sabırlı’ya yardımcı olmak için hemen, hemen her yarışında Türkiye’ye geldi. Eğitimler Sabırlı’ya çok yarar sağladı ama kesin çözüm olmadı. Genel olarak söyleyelim: “Atlarımızın starta girişleri felaket”... Yurt dışında bu tür olaylara, hoşgörüyle bakılmadığı da bir gerçek. Anımsarsınız, Sabırlı starta girmemek için gösterdiği direncin bedelini, 2006 Yılı Dubai Yarış Karnavalı’nda çok pahalı ödemişti. O gün Sabırlı starta girmiş, yanındaki Iqte Saab’ın yarattığı sorun nedeniyle start dışına alınmıştı. Hemen sonrasında, yeniden starta girmekte “bize göre” kısa bir süre direnince Sabırlı koşudan çıkarıldı. Daha süre verilip denenmeliydi, tamam… Varsayalım ki birkaç kez daha denediler ve Sabırlı starta girdi. Sonraki ya da ondan da sonraki yarışta ne olacak? Bizler World Cup Günü onu alkışlamaya hazırlanırken, karnaval sürecindeki bir koşuda starta girmediği için elendi. Bakın bir sorudan yola çıkıp, nerelere varıyoruz. 2007 yılı G2 Uluslararası Topkapı Koşusu, Sabırlı’nın kazandığı en parlak yarışlarından biri. Ribella’nın ikinci olduğu koşuda Trip to the Moon, Caradak, Banknote, Aspectus, Traffic Guard, Dubai’s Touch gibi yurt dışındaki grup koşularda mücadele eden isimlerle koşuyordu. Godolphin’in Caradak’ı bir yıl önce Fransa’da G1 Prix de la Foret’yi kazanmıştı. Sonrasını Selçuk San’dan dinleyelim; “Sabırlı’nın yarışı, ülkemize gelen yabacıları da etkilemişti. Sabırlı’yı koşmamız için, bizi Ascot’taki G1 Queen Elizabeth II Stakes’e davet ettiler.” Ascot’taki “Şampiyonlar Gününde” yarışmacı olmak her at sahibinin göğsünü kabartacak bir davet ama bakın Selçuk San ne diyor; - Bu yolculuk Dubai’ye gidiş gibi kolay olmayacaktı. Sadece kendi atınızı götürüp, getirmek için uçak kiralayıp, tüm masrafları karşılayacaksınız. Bunun bedeli bir hayli yüksek. Zamanın darlığı, çok yüksek harcamalar gibi riskleri de kabul ettiniz diyelim. Bir yıl önce starta girmediği için, Dubai’den dönmek zorunda kalmıştık. Aynısını yaşarsak, oraya kadar gidip atı koşamadan geri dönme ihtimalimiz de var. Cesaret edemedik. Gerçekçi olalım, buna kimse cesaret edemezdi… Serkan San İngiltere’nin yanısıra İtalya’dan da davet aldıklarını belirtip, başka zorluklardan da söz ediyordu; - Ascot’taki yarış üç hafta sonraydı. Türkiye’den yurtdışına at çıkarmak, karantina süreci, nakliye ve yarışa hazırlanıp, koşmak. Süre çok sıkışıktı, bu nedenle de pek sıcak bakmadık. İtalya’daki yarışın zamanlaması daha uygundu ama oraya da uçak bulamıyorsunuz. 3 Eylül 2009 Perşembe… Pressing, Dream Eater ikilisinin 3 boy gerisinde 3. tamamladığı G2 Topkapı Koşusu, Sabırlı’nın son startı oldu. Performansı ve enerjisi koşmaya devam edebilecek gibi görünüyordu ama eküri, onun emekli olup, stresten uzak ve dingin bir hayata geçmesine karar verdi. 27 Eylül günü Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen jübileyle Sabırlı’yı uğurladık ama yokluğunu da çok çabuk hissettik. Çünkü onun bir benzeri daha gelmedi… Sabırlı; 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yurt içi ya da yurt dışında daha çok uluslararası mücadeleye katılabilse, şimdi sizlere “bambaşka” bir öykü anlatıyor olabilirdik. ARTIK SABIRLI YOK AMA Sonunu bildiğiniz bölüme geldik… Ne yazık ki zamanı geri alıp, yaşananları yeniden kurgulayamıyoruz. Sabırlı yarış hayatını sürdürse, sonuç değişir miydi? Nereden bileceğiz. Artık onun için TJK’nın Karacabey Harası’nda yeni bir yaşam biçimi başlamıştı. İdman yok, yarış yok, belki de en önemlisi starta girmek yok... İlk ve tek aşım sezonu olan 2010 yılında; 35 koşan, 20 kazanan yavru verdi. Başta 2014 G1 Fatih Sultan Mehmet ve G1 Sürat Koşusu, 2015 ve 2016 yıllarında G1 Haliç Koşusu galibi Yıldırımbey olmak üzere 7’si grup ve sınıf koşu galibi safkanın babası. Yetiştiricilikte yetkin kişiler, Sabırlı’nın pedigrisi, yarış performansı ve haradaki ilk sezon istatistiklerine bakarak, “bir değeri” zamansız yitirdiğimizi söylüyorlar. Şampiyon’un kayıtlara geçen ölüm tarihi: 15 Eylül 2010… Nallanırken huysuzlanıp, yıkılıyor ve… Onu Veliefendi’den uğurlayalı daha bir yıl bile olmamıştı. Bizlere büyük heyecanlar, unutulmaz anlar yaşatan Şampiyon’un pistlerden ayrılışına üzülmüştük. Ölümü ise “gerçekten” can yaktı. San Ekürisi’nin yaşadığı yıkım, onları bir süre sahadan uzaklaştırdı ama bu acının ilacı, buradan vazgeçip gitmek değil, yeni Sabırlı’lar yetiştirmek için sahada kalmaktı… Aydoğan San’ın atçılığa ilk adımlarını 1985’te, Cüneyt Çalıcıoğlu ile birlikte attıklarını söylemiştik. 40 yıl geride kalmış; dile kolay… Aydoğan San’ın vefatı sonrası, oğulları bayrağı devralarak “yola devam” dediler. Sabırla, nice senelere... 38 • www.tjk.org • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=