- Bir müddet sonra tayları izlemek için İstanbul’a geldim. Bahattin’le birlikteyiz. Konçuy önümüzden sahaya çıkıyor. Bahattin’e bu at güzelleşmiş deyince; - Herkes koşup yarış kazanıyor. Sende öyle yapıp, yarış mı kazanacaksın? Diye bana takıldı. - Konçuy sahaya girmemeye başlamış. İbrahim Kurt bunun sırtına bir kum torbası koyup, o şekilde lonj yaptırıyormuş. Bir yarışa yazmışlar, fakat tayın kenteri bile yok… İbrahim; [Bu tayın yarış koşması lazım, sahaya sokup, çalıştıramıyoruz. Ancak yarışla galop vereceğiz.] Dedi. - Peki. Ekrem’e binmesini teklif ettiniz mi? - Yok, teklif etmedim. - Neyse bir hevesle yarış günü tayımızı izlemeye geldim. Bizim at çıktı numarayı aldı, düzlüğe kadar lider geldi ve üçüncü kaldı. İdmansız olduğu için nefesi yetmemiş. Yarış sonrası Ekrem; - Yavuz üzülme, atın çok iyi koştu. Dedi. - Ben anladım ki Ekrem ikinci yarışında ona binecek ve öyle de oldu. Bizim o ufacık tayımız, ikinci yarışını uzak ara kazandı. Çok kabiliyetli bir taydı. Eğer ben onu Gazi Koşusu’na yazdırabilseydim… Yurt dışına giderken Gazi Koşusu’na yazmalarını sıkı sıkı tembih ettim. Gazi’yi koşmak istiyordum ama Nurcivan gibi bir şampiyon var, hiç geçilmiyor. Doğrusu onu geçeceğini düşünmüyordum. Gazide tabela yapar diyordum ve bu yarışı koşmayı hak etmişti. Biz galiba onun hakkını yedik… Konçuy, bir yıl daha süren yarış yaşamında 3 koşu kazanmasının yanı sıra büyük koşularda da iyi sonuçlar aldı. EKREM KURT FARKI - O yıllarda Ankara’daki işlerim çok yoğundu, atlarla fazla ilgilenemiyordum. Rahmetli Ekrem Kurt, Sadık (Eliyeşil) Beyin atlarıyla ilgilendiği için, kışın Adana’da, ilkbahar aylarında da çoğunlukla Ankara’da oluyordu. Ankara’da olduğu zaman, hemen hemen her gün birlikteydik. Bir gün; - Atlardan ne haber? Dedi. - Benim iyi atın dizine ilaç çekmişler. - Yahu ben onu sormuyorum. Sen onu geç, ötekini soruyorum.” Yavuz Sarıkaya, ötekine notu “çoktaan” verdiği için; - Ötekini ne soruyorsun. Ondan bir şey olmaz. Kedi kadar at! - Yok, Yok… Onun annesi Avrupalıydı değil mi? - Evet… - Sen beni dinle, ona bak diyorum. - Biz üzgünüz, şampiyon gözüyle baktığım atımıza ilaç çekilmiş. Ekrem’in sen ona bak dediği at 385 kilo… 385 kilo İngiliz atı olur mu? Aradan bir müddet geçtikten sonra, ilaç çekilen atım iyileşiyor ve Konçuy’la birlikte çalışmaya başlıyorlar. Öğreniyorum ki; 600 metrelik işlerinde, Konçuy bizim iyi taya avans vermiş ve üstündeki tutmaya uğraştıkça da eyeri kaymış. Tuta tuta 600’ü 38 yapıyor. Pist çok ağır, bu büyük bir başarı. O zaman, Ekrem demek bundaki ışığı görmüş dedim… Golden Star I; 2 ve 3 yaşlı dönemlerinde katıldığı 17 koşuda 3 ikincilik, 2 üçüncülük ve 3 dördüncülükle, koşu kazanmadan emekliye ayrıldı. Beklentilerinden uzak bu olumsuz tablo yaşadığı sakatlıktan kaynaklanabilir ve Yavuz Sarıkaya’nın atçılıkta yaşadığı onlarca şanssızlıklardan biri olarak değerlendirebiliriz. Fakat “Bundan at falan olmaz” dediği Konçuy, Ekrem Kurt’u yanıltmıyor… 41 Türkiye Jokey Kulübü • • O BİR EFSANE •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=