2025_Agustos

1985 yılı Gazi Koşusu kupa töreni. Bana göre; bizim Uğurtay diye bir atımız vardı ve devamlı koşup kazanıyordu. Bunu doğal bir şey gibi görüp, sanki hep öyle olacağını zannediyorsunuz… Yavuz Sarıkaya, ilk yıllarda ağabeyinin atçılığa daha meraklı ve hevesli olduğunu TJK’nın Sesi Dergisi’nin yaptığı söyleşide anlatıyor; - 1956 - 57 yıllarında satışlardan dört tay alıp, atçılığa başlayalım dedi, karşı çıktım. 1959 yılında yedek subay olarak Ağrı Karaköse’ye gidince, İsmail Dinçer ona Fehmi Simsaroğlu Ekürisi’nden Tufanlı isimli tayı aldırmış. Sanırım o günün parasıyla 10 bin Liraya almışlar ama iyi bir tay. Atçılığa böyle başlamış olduk. Tufanlı; Tufan II ile Çimen’in yavrusu ve Yavuz Sarıkaya’nın söylediği gibi gerçekten iyi bir tay. Fehmi Simsaroğlu aslında İngiliz atı yetiştiriciliğimizin öncü isimlerden birisiydi ama torunu Onur Yetkin’den öğrendiğimize göre, ahırda Arap atı bulundurmayı uğur sayıyormuş. Tufanlı ilk yarışını 1959 yılında, İzmir’de Ekrem Kurt’la Birnisan’ı geçerek kazandığını ve Ankara’daki sezon sonu yarışlarında da Yüksel Sarıkaya adına koştuğunu görüyoruz. İsmail Dinçer biniyor. Burada katıldığı Açık Koşuyu kazanırken, yılın bir başka ünlü tayı Malazgirt’i geçiyor. Daha sonra, Birnisan ile Malazgirt’in ardında üçüncü kaldığı Kurtuluş Koşusu’nda da arızalanarak yarış hayatı bitiyor. Evet, Sarıkaya Kardeşler, “ilk aşı sonrası” atçılık serüvenine işte böyle başlıyorlar... ISINMA TURLARI Tufanlı ile Uğurtay arasında çeyrek yüzyıl var ve bu süreçte köprünün altından çok sular akıyor… Örneğin, Yavuz Sarıkaya 1963 yılında Bahattin Başaran’la ortak, 5000 Liraya bir at aldıklarını ve bundan pişmanlık duyduğunu söylüyor. “Çünkü o atın hiçbir şey olmayacağı her halinden belliydi…” diyerek, daha sonra “sıkça” karşılaşacağımız özeleştirilerin ilkini yapıyor. Atçılar hatayı pek kendilerinde bulmazlar ama Yavuz Sarıkaya böyle değil… Yanlış yaptığını düşündüğü şeyleri “dobra, dobra” anlattığına şahit olacaksınız. Daha sonra Ahmet Kesebir’le birlikte Çakır ve Kanarya II isimli tayları kadro fazlası satışlardan alıyorlar. Taylara Fikret Kesebir biniyor. Günümüz atçılarından Murat Kesebir de Fikret Kesebir’in oğlu. Kesebir’ler Trakya kökenli, yarış ve yetiştiriciliğimizde önemli yeri olan bir aile. Çakır 1970 yılında B grubuna yükseliyor ve yıl sonunda onu elden çıkarıyorlar. Kanarya II ise belli ki sorunlu bir safkan. Yarış hayatı 4 ay sürmüş. Ayrıca benim izlediğim 1967 doğumlu dişi Arap tayı Torik, 1970’de Yavuz Sarıkaya, bir yıl sonra ağabeyi Yüksel Sarıkaya adına koşuyor. 39 Türkiye Jokey Kulübü • • O BİR EFSANE •

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=