Büyük Koşu sona erdi... Yeni şampiyonu binlerce kişi alkışladı... Kazananlar sayısız tebrikler aldılar... Bizler de 98’inci Gazi Koşusu’nun ardından bu büyük başarının mimarları ile bir araya gelerek sohbet etme imkanını bulduk... EMRAH AGUN 1983 yılında, Rizeli bir ailenin ferdi olarak Kocaeli’de doğdum. Ticaretle uğraşmaktayım. Şahsi olarak atlara her daim bir ilgim oldu. Onları yakından görmeyi, mümkünse dokunmayı çok seviyordum. Atlar bana kendimi iyi hissettiriyordu. Ancak Karadenizli ailelerin çoğunda olduğu gibi bizim ailemizde de bir atçılık kültürü bulunmuyordu. Hayatımın belirli bir dönemine kadar atlara olan sevgimi münferit olarak sürdürdüm. Ergenlik döneminden sonra ise amatör olarak at binmeye başladım ve ilerleyen yıllarda birkaç binek atım oldu. Bu güzel canlılara duyduğum sevgiyi nihayet hobiye çevirme olanağı bulmuştum. Uzun yıllar boyunca binicilik serüvenimi sürdürdüm. Sonrasında ise bir arkadaşım vasıtasıyla yarış atı edinme imkanını yakaladım. Kendi kendime “At sevgimi niçin hayatımın merkezi haline getirmeyeyim?” diye sordum. Kendimi bu şekilde motive ederek atçılık camiasına girmeye karar verdim. İlk atım, bir satış koşusunda, çok değerli Kuyumciyan Ekürisi’nden aldığım Larvotto isimli safkandı. "SABAHA KARŞI KARAR VERDİK” Dragon Flame’i satın almaya çok kısa bir sürede karar verdik. Bu tay sevgili Engin Bekiroğulları’nın yakinen tanıdığı bir safkandı. Çok sevgili Engin (Ateşler) Ağabeyin yetiştirmiş olduğu bir tay olması da bizim bu safkana olan güvenimizi arttırmıştı. Biz onu almadan önce yalnızca Şartlı 1 düzeyli koşuda boy göstermişti. Sonrasında onu üzerimize aldık. Dragon Flame ikinci yarışını bizimle koştu ve kazandık. Dragon Flame’den önce benim tıpkı ona benzeyen bir tayım daha vardı. Maalesef sahaya gelemeden kariyeri sona erdi. Bunun üzerine yeni bir tay arayışımız başlamıştı. Bir sabah çok erken bir saatte Bursa’ya yarış için gidiyorduk. Sevgili dostum Engin Bekiroğulları bana “İstersen Dragon Flame’i alabiliriz” dedi. İkimiz de uyuyorduk, o yeni uyanmıştı. Sanki rüyasında görmüş gibi beni bunun için uyandırdı. Zaten bizden önce de safkanın antrenörlüğü Engin Bekiroğulları’ndaydı. Tayın kırılmasına, galoplarına ve sprintlerine hakim olduğumuz için içimiz rahattı. Kardeşleri hem çim hem de kumda çok iyi yarışlar koşmuşlardı. Kısacası Dragon Flame bildiğimiz, tanıdığımız bir taydı. Hatta tayın yetiştiricisi Engin Ateşler’e de, “Bu tayı satıyorsun ancak bu tam bir Grup atı, emin misin?” diye sormuştuk. Sağolsun Engin (Ateşler) Ağabey çok sevdiğimiz bir insan, bize çok güzel bir şekilde yaklaştı. Nazik cevabı “Onunla kazanacağınız tüm yarışlara, ben kazanmışım gibi sevineceğim” olmuştu. 33 Türkiye Jokey Kulübü • • 98. GAZİ KOŞUSU •
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=