2021_Nisan
tanınmayan bir at sevdalısı aldı. Sarıyer’de çok sevilen ve Sarıyerspor taraftarlığı ile tanınan ünlü iş adamı Besim Balık, o gün için ciddi bir bedelle safkanı satın aldı. Besim Bey, alımlarında bu tay ile sınırlı kalmadı. Tulrab – Kemiyetülırak. 29 orijinli tayı da sıkı arttırmalara direnerek satın aldı. Yozgatlı 1’in tayına, soyadından yola çıkarak Balık ismini koyarken, diğer tayına da Sarıyer’in sembolünden esinlenerek Beyaz Martı ismini verdi. Balık, 24 Nisan 1988’de Süleyman Akdı ile ilk startını aldı. 7 at arasında 6’ncı oldu. İkinci koşusunda ise üzerinde bu kez jokey Kazım Yıldız vardı. Yine iyi koşamadı ama Kazım Yıldız, yarış sonrasında “Zaman istiyor fakat ilk koşusunu kazanırsa şaşırmayın” diyerek safkandan ümitli olduğunu dile getirmişti. 29 Mayıs 1988’de üçüncü koşusuna çıktığında jokeyi yine Kazım Yıldız idi. Bu koşuda Maiden’dan çıkmayı başardı. Balık, taylığında 4 yarış daha koştu, Akın Özdeniz ile çıktığı üç yarışın ilkinde kum pistte Altıner’in, ikincisinde ise Barış 3’ün arkasında 2’nci kaldı. Sonraki yarış Babakuruş Koşusu idi. Startla birlikte koşuya hiç adapte olamadığını belli etti ve farklı şekilde en geride kaldı. Yaklaşık bir ay sonrasında Balık’ı bu defa Hatay Koşusu’na yazdılar. Davut Akdı’nın bindiği bu mücadelede sorun yaşadı ve Muska’nın kazandığı yarışta yine en geri kaldı. Büyük ümitler beslenen Balık, üçlülüğünde hayal kırıklığı oldu. Kimine göre daha gelişmesini tamamlayamamıştı. Kimileri ise üzerine çok gidildiği fikrindeydi. Bazıları tayın bir derdi olduğunu düşünüyordu. Hangi düşünce haklı idi bilmiyordum ama Balık’ın yerinin “C Grubu” olmadığını çok iyi biliyordum. Bir başka ifade ile hala baş at olacağına inanıyordum. Belki anne Neame 23’ün yaşlı olması ve sahaya az sayıda yavru vermesi dezavantaj olabilirdi ama Balık’tan evvel sahaya gelen yavrusu da Demirkır’dı. Baba Yozgatlı 1 ise başarılı bir yarış hayatından sonra aygırlığa başlamış ve hep koşan yavru vermişti. Balık, kışı Ekrem Kurt’un kontrolünde İstanbul’da geçirdi. İlk C Grubu koşusunda Hasbatur’a geçildi. Sonraki 2 C Grubu koşusunu kazanarak B Grubu’na geçti. B Grubu’ndaki ilk yarışı olan Davut Akdı Koşusu’nu da Ekrem Kurt ile kazandı. Başarılı sonuçlar elde ettiği bu dört koşuda da jokeyi Ekrem Kurt’tan başkası değildi. Balık, B Grubu’nu Şartlı 3, Şartlı 3 ve Ataköy Yarışı olmak üzere 3 koşu daha kazanarak transit geçti diyebiliriz. At bu defa Kadir Altınöz’e teslim edilmişti. Balık’ın hiç fire vermeden A Grubu’na gelmesi üzerindeki ölü toprağını da attığının işareti idi. Ancak A Grubu’ndaki ilk KV21 koşu ve hemen ardından gelen Cumhuriyet Koşusu’ndaki kötü sonuçlar, akıllarda soru işaretlerinin belirmesine yol açtı. Bu iki başarısız koşunun sonrasındaki KV8 Nurettin Aral Koşusu’ndaki ikincilik ibreyi tekrar iyi yöne çevirdi. Balık, bu koşuda Serdarbey’e geçilmişti. Koşunun üçüncüsü ise ekürisi olan Beyaz Martı idi. 1989 Ekim sonundaki bu koşudan sonra Balık geri alındı. Kışı İzmir’de geçirdi. 1990 Mart ayının ortalarında İzmir kum pistine çıktı. İkinci at olarak tutuluyordu ama jokeyi Tuğrul Gülide ile beşinci kaldı ve akabinde İstanbul’a döndü. 1990 İstanbul sezonunda ilk koşu olan G3 Topkapı Koşusu yine Balık için sorun yaşadığı bir mücadele oldu ve Balık bu yarışı Akın Özdeniz ile 15’inci sırada tamamlayabildi. Sonraki durak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Koşusu’nda Yusuf Atlı Ekürisi favori idi. Balık ise ekürisi Beyaz Martı’yla dördüncü sıradaydı. Yakın aralarla biten koşuyu Mümin Çılgın ile ikinci tutulan at Foçalı kazandı. Tınay Adışen’in bindiği Beyaz Martı ikinci, Kazım Yıldız ile Berkoş üçüncü, Akın Özdeniz’in bindiği Balık da dördüncü oldu. Ekürinin iki atının da bu koşuda çok iyi bir performans sergilemesi bir sonra koşulacak olan Mohaç Koşusu’nda Foçalı’nın en yakın rakibi olarak gösterilmelerine neden oldu. Mohaç Koşusu’nda Halis Karataş ile ilk defa buluşan Balık, mükemmel bir şekilde koşarak Berkoş, Atlıel ve Foçalı’nın önünde rahat kazandı. Ekürüsi Beyaz Martı da dördüncü oldu Mohaç Koşusu’nda. Balık bir sonraki yarışı olan Niğbolu Koşusu’nda ise verimli koşamayarak 8’inci olabildi. Bu yarış Foçalı tarafından kazanılmıştı. Balık, Tarım Bakanlığı Koşusu’nda yine Halis ile buluştu. 5’inci at olarak gösteriliyordu. Yine çok iyi koşup potoyu önde geçti. Koşudan sonra yapılan “Balık yerini buldu” yorumu bence bu at için sarf edilen en isabetli cümleydi. Çifteler Koşusu’nda yine Halis ile iyi koştu ama Berkoş’un kazandığı koşuda 3’üncü kaldı ve 1990 yılı Balık için 21 Temmuz’da kapandı. 1991 senesine, İzmir’de 6’ncı kaldığı iki koşu olan Bekir ve Hasan Tahsin Koşuları ile başladı. Bu pisti Balık’ın pek sevmediği bir kere daha ortaya çıktı. Sonrasında İstanbul’da, Ekrem Kurt ile start aldığı Yunus Emre Koşusu’nu kazandı. Meclis Kupası’nda ezeli rakiplerinin yani Emiroğlu, Foçalı, Kalamış ve ekürisi Beyaz Martı’nın arkasında 5’inci kaldı. Sonrasında Sadettin Boyraz ile Çifteler Koşusu’nu kazandı. Sıra, bir önceki yıl kazandığı Mohaç Koşusu’na gelmişti. Favori Foçalı, plaseler ise Balık ve ekürisi idi. Balık, bu defa Mümin Çılgın ile kazanırken arkasındaki sıra Süleyman Akdı ile Foçalı, Ahmet Atçı ile Emiroğlu ve Kazım Yıldız ile Berkoş şeklinde oluşmuştu. Koşu yorumunda, kadim dostum Reşat Köstem yarışın ardından, “Sprinti biraz uzun olsaydı Foçalı’yı kimse geçemezdi. Mücadele gücü az. Balık’ın en önemli özelliği kahverengi gözleri değil elbette; koşuyu başladığı gibi bitirebilmesi. Mesafe uzadıkça işi daha da kolaylaşacak” ifadelerini kullanmıştı. Niğbolu’da 4’üncü kaldıktan sonra Tarım Bakanlığı Koşusu’nu Berkoş’un arkasında ikinci tamamladı. Bu koşu adeta Balık’ın vedası gibi oldu. İkisi 1991’de, diğeri de 1992’de İzmir’de olmak üzere üç koşu daha koştu ama bu koşular Balık gibi bir ata yakışmayan neticelerle noktalandı. Atçılığa ve yarış atlarına gönül vermiş çok kişinin Balık için söylediği şu benzer sözler işin özetiydi doğrusu; “Balık 5 - 6 yarış dışında, bazı kazandığı koşular da dahil, koşması gerektiği gibi koşamadı. Büyük bir ihtimalle ne olduğu belli olmayan bir sorunu vardı. Yoksa bu orijin ve bu görünümle istikrarı yakalayabilseydi onu geçmek çok zor olurdu” deniliyordu özet olarak. Balık için en üzüldüğüm konu yavrularını görememiş olmamızdır. Neyse ki, Demirkır’ın yavrularını ve torunlarını izleyebildik. Bu bir nebze de olsa teselli niteliği taşıyor. 1990 YILI TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI KUPASINI, BESIM BALIK’A LÜTFULLAH KAYALAR TAKDIM EDIYOR... 1991 YILI ÇIFTELER KOŞUSU’NU BALIK, SADETTIN BOYRAZ ILE KAZANIYOR... 49 TJK’NIN SESİ NİSAN 2021
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=