2021_Mart
uzey Amerika Kıtası, 9. ve 10. yüzyıllarda Viking kolonilerince birkaç kez ziyaret edilmiş olsa da resmi olarak 1492 yılında, İtalyan denizci Cristopher Columbus tarafından keşfedildi. Kıta topraklarının doğu yakasından başlayan bu keşifler, birçok Avrupalı maceracının iştahını kabarttı ve sayısız denizci bu topraklara servet edinmek ve yeni bir hayat kurmak için akın etti. “Fırsatlar Diyarı” olarak nam salan ve o dönem için bilinmezliği ile baş döndüren bu vahşi topraklar, Avrupalılar ile tanışmadan öncesinde Kızılderili kabilelerine ev sahipliği yapıyordu. Beyaz tenli ziyaretçilerinin davetsiz biçimde topraklarına girmesinden bir hayli hoşnutsuz olan yerli halk, kimi bölgelerde direniş gösterdi ancak teknolojik olarak hasımlarına oranla geride olmaları onları çekilmeye zorladı. Kızılderililer ve Avrupalılar arasındaki en büyük fark ise ateşli silahlardan ziyade atlardı. Kıtanın Avrupalılarca keşfi, bu özel toprakların binlerce yıl sonra yeniden atlarla buluşmasına da vesile oldu. Amerika Kıtası’nda 15. yüzyıldan önce en kayda değer at varlığı Buzul Çağı öncesi döneme denk geliyor. Columbus’un 1492’deki keşfinden sonraki uzun süreçte hem günlük işler için, hem de askeri amaçlarla Yeni Dünya’ya Avrupa’dan yola çıkan gemilerle binlerce at getirildi. Böylece atlar, çok uzun bir aranın ardından bu topraklara yeniden ayak basmış oldular. Amerikan Yerlileri, o yıllara kadar görmedikleri bu canlılarla tanıştıktan sonra gerek ticari takas antlaşmalarıyla, gerekse de illegal yollardan birçok atı bünyelerine katarak, düşmanlarıyla aralarındaki rekabeti dengelemeye çalıştılar. Bu özel hayvanların muazzam katkılarıyla başlayan Batı Medeniyeti’nin bu topraklardaki yükseliş dönemi, 1783’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Britanya İmparatorluğu ile olan bağlarını koparıp bağımsızlığını ilan etmesiyle sonuçlandı. 18. yüzyılda İngiltere’de başlayıp sonrasında Kuzey Amerika ve Japonya başta olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına alan Sanayi Devrimi, üretim araçlarının bilinen kullanım şeklinin değişmesine giden yolun önünü açtı. Kömür ve benzeri yanıcılarla çalışan buharlı makinelerle yapılan yeni tarz üretimler, insan ve hayvan gücünün günlük yaşamdaki yerini oldukça daralttı. Buharlı teknolojinin zaman içinde bir takım askeri araçlarla da kullanılmaya başlanması, atların zaten küçülen kullanım alanlarını iyiden iyiye yok etti ve bir kısmı Kızılderili topluluklarına verildi, diğer bir kısmı ise vahşi hayatta kaderlerine terk edildi. K VAHŞI BATI’DA Batı medeniyetini Kuzey Amerika Kıtası’na taşıyan atlar, günümüzde artan nüfuslarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin çözülmeyi bekleyen en önemli sorunlarından birisinin merkezinde yer alıyor... MEHMETCAN KANIK GÖZ-AT AT ALARMI 30 TJK’NIN SESİ MART 2021
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=