2021_Mart
- Antropolojik ve arkeolojik veriler, atların ilk defa Türkler tarafından evcilleştirildiğine işaret ediyor. Bu nedenle, atların fantastik edebiyattaki yansımalarını incelemeye Türk mitolojisinde yer bulan Tulpar ile başlayalım. Tarihte atlar elbette ki öncelikle totem hayvanı olarak kavimlerde mit ve kutsallık ile sarmalanmıştır. Yırtıcılığı ile ilham veren kurdun aksine at, hızı ve tezliği ile takdir ve hürmet görmüştür. İskandinav halkları, ilah Odin’in tez atı Sleipnir’i bu yüzden sekiz ayaklı tasvir eder mesela. Zira bu at o kadar hızlı koşar halde tahayyül edilir ki, zihnimizde canlandırırken bile onu sekiz ayaklı betimleyen bir hız özel efekti ile gösterilir. Bu noktada, tarih ve efsanenin karıştığı puslu uzak zamanlarda tez atlar, artık birer canlı olmaktan çıkıp ‘At’ kavramının Platonik ideali haline gelmiştir. Yani uzak bir tarihte uzak coğrafyadaki bir hayvan, belli miktarda nam ve takdir kazandıktan sonra artık ideallik referansı halini alır. Tulpar da bunlardan birisidir. Özellikle Bozkır halkları için, atlı okçuluk ve step savaşlarının vazgeçilmez unsuru attır ve de hatta belki bizzat bu attır, yani Tulpar. Tüm Bozkır halklarının gıpta ve takdir ettiği mutlak, tez atın zihinlerde kavramsallaşmış ideal formudur. Tulpar, İskitlerde dahi klan asillerinin zırhlarına nakşedilmiş mistik bir totem motifi olarak kutsal bir ilham ve itibar kaynağıdır. - Dünyada en çok bilinen, yarışçılık dünyasında da adına önemli koşular düzenlenen Yunan mitolojisinin eseri Pegasus’un hikayesi nedir? Pegasus yine ‘tez at’ arketipinin başka bir formda tezahür etmiş halidir; sekiz bacaklı Sleipnir’in aksine, bu kez hız alameti olarak kanatlar atfedilmiştir bu hayali atın gövdesine. Böylece dıştan bakınca bile ne kadar hızlı koştuğu ve dağları tepeleri kolaylıkla aşabildiği, masalsı bir dayanak kazanmıştır. Pegasus’u elbette Medusa iblisini öldüren Perseus’un bineği olarak tanıyoruz. Ayrıyeten Bellerophone yani ‘Beller isimli iblisi öldüren’ namlı kahramanı da taşımıştır Pegasus. Burada, bileği kuvvetli has kahramanların bineği olarak ayağı tez has bir at motifidir. - Peki ya günümüzde halen birçok çocuğun sahip olma hayali kurduğu, oyuncaklar ile çocukların sevgilisi haline gelmiş ve birçok mitte karşılaştığımız Unicorn (Tekboynuz)? Tekboynuz, Antik Çağ’dan Orta Çağ Avrupası’na miras kalmış bir mitik varlıktır. Orta Çağ’da kitapların kenarlarını hiciv ya da masalsılık maksatlı bezeyip süsleyen ‘iluminatör’lerin sık sık yaptığı üzere farklı hayvanların niteliklerinin bir bakıma ‘remiks’lenmesi sonucu popüler hayal gücünde iyice yeri sağlamlaşmıştır. Oysa ilk tasvirleri 15000 yıl önceki mağara resimlerine kadar gider. Marko Polo da onları ‘görüp’ çirkin bulmuştur, tabii muhtemelen gördüğü şey gergedan idi. İskoçya’nın kraliyet armasında da bizzat mevcutturlar. Tekboynuz dışında Antik Yunanda bir de insan başlı atlar olan Centaur’lar efsaneleşmiştir. Yaygın spekülasyona göre, atlı kavramının henüz bilinmediği zamanlarda, atlar üzerinde kişileri görüp de binek ile biniciyi aynı ve tek vücut zanneden eski ahalilerden kalma bir efsane ve inanış olarak kabul edilir. - Biraz da günümüz dünyasında çok daha popülerleşmiş “Modern Fantastik Atlar”dan birisi olan gişe rekorları kırmış Yüzüklerin Efendisi’nin Gölgeyele (Shadowfax)’sinden bahsetsek? Gölgeyele / Shadowfax, Orta Dünya efsaneler külliyatının en ikonik hayvanlarından birisidir. Atlı kavim Rohanlıların savaşçı şefi ve kralı Theoden’in hizmetine ayrılmış, olağandışı güzellikte, hızda, asillikte ve evet asilikte bir hayvandır. Bu at, gerek görev aciliyeti, gerekse de kurdukları dostluk bağı yüzünden Gandalf ile yol aşmaya razı olur. Bu bağ, Rohanlılarda ve kralda ilk başta bir gücenme ve gocunma yaratsa da sonradan bu iki ‘kutsal’ varlığın da (Gandalf ve Gölgeyele) birbiriyle yol arkadaşı olması, zamanla hürmet ve kabulleniş uyandırır. Tolkien mitlerindeki diğer unsurlar gibi (Silmarillion / Marillion & Sting / Sting) Shadowfax da 1970’lerden bu yana rock ve pop müzik dünyasında çeşitli kişi ve gruplara isim ilhamı olmuştur. - Büyük İskender’in bindiği Bucephalus’tan, Kore mitolojisinin Chollima’sına, İskoçların Kelpie’sinden, Norveç mitolojisindeki Slepnir’e farklı coğrafyalarda var edilmiş daha birçok fantastik at sayabiliriz. Bu durum, bizlere atların var olduğu her coğrafyada edebiyata ilham kaynağı olduğunu gösterir mi? İskender’in atı, efsaneleşmiş gerçek bir hayvandı muhtemelen, diğerleri de belki bir noktada hakiki idiler. Bunların hepsi, aslında tezlik ve hatta belli durumlarda savaşçılık niteliklerine sahip hayvanlardır. Orta Çağ’da şövalyeler, özel yetiştirilmiş, ‘Destrier’ denilen savaş atlarına binerlerdi. Şövalyeler bunları günlük hayatta kullanmazlar, esirgerler, en iyi şekilde beslerlerdi. ‘Destrier’ler, savaş meydanlarının metalik çınlamalar, ölüler, ölenler, haykırışlar, ateş, nafta, zift, kükürt ve kan kokusu ile dolu kaosunda telaşa kapılmayan; düşman olarak algıladıklarının suratını ısırabilen ve santimetre kare başına yaklaşık bin kiloluk bir basınç kuvveti ile karşısındaki gövdeyi tepebilen; gerektiğinde yirmi beş kiloluk zırhla donatılan, binici ağırlığı ile birlikte 100 - 150 kiloyu bulan ağırlıklar taşımak üzere eğitilmiş elit küheylanlardı. Odin’in tez atı Sleipnir, o kadar hızlı koşar halde tahayyül edilir ki, sekiz ayaklı olarak betimlenir… Centaurlar, atlı kavramının henüz bilinmediği zamanlarda, atlar üzerinde kişileri görüp de binek ile biniciyi tek vücut zanneden eski ahalilerden kalma bir efsane ve inanış olarak kabul edilir… 25 TJK’NIN SESİ MART 2021
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=