2021_Kasim

çevresinin yeni bir yapılaşmaya gitmesinden dolayı bir süreliğine girişimlerimize ara verdik. Şu anda orada yarış atlarımız olmasa da koyunlarımız ve ineklerimiz başta olmak üzere birçok hayvanımız mevcut. Fırsat buldukça ailemle birlikte çiftliğimizde vakit geçiriyoruz. Özellikle pandemi döneminde orası bizim için bir kaçamak noktası oldu. Doğa ile iç içe, şehrin gürültüsünden uzak bir ortam olması çiftliği bizim için cazip kılıyor. İmar sürecinin ardından yeniden bir çiftlik yapılanmasına gider miyiz, bunu zaman gösterecek. Çiftlikte yetiştiricilik yapmak çok meşakkatli bir iş. Çünkü atlara taylığından itibaren maddi manevi büyük bir emek sarf ediyorsunuz ve onu sahaya getirmek durumunda kalıyorsunuz. Yarışlarda nasıl bir performans sergileyeceği de büyük ölçüde şansa kalıyor. At iyi de olsa kötü de olsa emeğinizin karşılığını bir nebze de olsa alabilmek için koşmak durumunda kalıyorsunuz. Atın orijinine bakıp taylığında satın alanlar, biz yetiştiricilere göre daha avantajlı olabiliyor. Ancak yine de çiftlik sahibi olmak keyifli bir uğraş. En nihayetinde kendinize ait, şehrin gürültüsünden uzak bir mekan oluyor sizin için. m Ailenizin atlar ile arası nasıl? Esasında ailemin atlarla olan münasebeti çok eski yıllara dayanıyor. Dedem subay olduğu için ve o yıllarda yüksek rütbeli askerlerin evlerinde atlar olurmuş. Bu sebeple de babam ve halam bu güzel canlılarla iç içe büyümüş. Hatta halam çok iyi ata binermiş. Okula dahi atlarla giderlermiş. Atlarla olan bu özel ilişkimiz oldukça köklü olsa da çocuklarım bu işi yapacak gibi durmuyorlar. Özellikle büyük kızımın hiç ilgisi yok, belki oğlum gelecekte atçılık bayrağını devralabilir fakat onun da profesyonel bir spor kariyeri olduğu için şu an için bu işlere ayıracak vakti bulmakta zorluk çekebilir. “KOYU BIR FENERBAHÇE TARAFTARIYIM...” m Önemli bir müsabaka esnasında siz sahadayken hiç atınız koştu mu? Ve bu sizi nasıl etkiledi? Bu tarz hadiseler başıma çok geldi. Ancak 90’lı yılların başında teknolojik imkanlar bugünküne kıyasla oldukça kısıtlıydı. Maçların devre aralarında ancak telefonla atın durumunu öğrenebiliyordum. Tabii ki parkeye adım attığınız andan itibaren her şeyi unutup oyuna odaklanırsınız. O sebeple atımın yarışlarını veya herhangi başka bir şeyi düşünmeye fırsat bulamazdım. Dizimde yaşadığım ciddi bir sakatlıktan dolayı Amerika Birleşik Devletleri’ne ameliyat olmak için gitmem gerekiyordu. Fakat o dönem Apollon isimli bir safkanımın yarışı vardı ve onu yerinde izlemek istiyordum. Bu sebeple ameliyatımı iptal ettirdim ve yarışı izleyebilmek adına Türkiye’de kaldım. Ancak yarış istediğimiz gibi sonuçlanmadı ve sonraki kariyerinde de verimli olamadı. m Atçılıkta gelecek hedefleriniz nelerdir? Atçılıkta dün yoktur. Bana göre atçılıkta anı yaşamak önemlidir. Dün kazandığınız başarılar şu anda çok fazla anlam ifade etmezler. Tarih her zaman kazananları yazar ancak her daim yeni şampiyonlar çıkar. Her zaman istediğiniz atı bulmak zordur. Atçılıkta gideriniz belli ancak geliriniz belli değildir. Belki de dünya üzerinde böyle bir başka sektör yoktur. Bu sebeple atçılık hiç kolay bir meşgale olmadığı gibi herkesin yapamayacağı bir iştir aynı zamanda. Maddi ve manevi güçlü olmanız gerekmektedir. Belki ilerleyen süreçte diğer atçı dostlarımla ortak birkaç safkan alımı yapabiliriz. “GALATASARAYLILARIN ŞANSLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM...” m Türk atçılığı hakkında neler söylemek istersiniz? Hali hazırda koşan safkanlarımızın yurt dışında daha çok boy göstermesi gerektiği kanaatindeyim. Ne kadar çok atımız uluslararası platformda mücadele verirse, yurda döndüklerinde rekabet de o denli artar. Bu sebeple şu an için Türk atçılığının dünya ölçeğinde bir adım geride olduğunu düşünüyorum ancak sektörümüz her geçen gelişiyor. İlerleyen yıllarda Avrupa ile rahatlıkla baş edebilir hale geleceğimize inanıyorum. 1990 YILI HARALAR KOŞUSU’NU PEGASUS, AKIN ÖZDENIZ ILE KAZANIRKEN... 25 TJK’NIN SESİ KASIM 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=