Eylul_2021
tam altı yarış koşuldu. Üçüncü olduğu koşulardan birisi çimdeydi ve pek de tat vermemişti. İstanbul’a iki çim pist denemesi ile başladı. Ahırın kararı “Çim pist bize göre değil” şeklindeydi. Orhan Sezik jokeyliğinde ardı ardına kazanılan iki Kısa Vadeli ve bir Handikap yarış Eshquia’nın tipik bir “Başaltı” atı olduğunu göstermişti. Kimine göre ise daha fazlasıydı. Kimine göre de istikrarsızdı. Atın antrenörü Tuncay Kantarmacı “Bu at çok at” diyor başka bir şey söylemiyordu. 2004 “İstikrarsız” diyenlerin haklı çıktığı bir tempoda geçti. Eshquia 2005’e Adana’da ahıra bakan bir at olarak başladı. İyi sonuçlar ile geçen 2005 İstanbul sezonu kum pistte Barış Kurdu ile kazanılan Enver Kadıoğlu ve Bakırköy Kaymakamlığı Koşuları birincilikleri sonrasında tabela dışında kalınan iki yarış ile son buldu. Çok yumuşak çim pist koşullarında yapılan G3 koşu da bir kere daha hayal kırıklığı oldu. 2006 yılının ilk yarısı alışılmış Eshquia yarışları ile geçti. Kötü koşu pek yoktu. 5 Temmuz 2006’da KV7 Golden Prince Yarışı’nda ikinci olunduktan sonra Rusya macerası başladı. Rusya’da Türkler direkt at koşamıyordu. Azerbaycan’lı atçılar Türkiye’den at kiralıyorlar ve Rusya’da koşuyorlardı. Bu işleri ülkemizde sevgili kardeşim Sadettin Atığ organize ediyordu. Bana teklif Sadettin Atığ’dan gelmedi. Rahmetli Bahadır Gödek bana geldi ve “22 Temmuz’da Rusya’da 2000 metre Putin Kupası Koşusu var. 100 bin Dolar da ikramiyesi var. Bir at için Sadettin’e söz vermişler, sorun çıkmış. Eshquia’yı verir misin?” diye sordu ve statüyü anlattı. Bizler de Eshquia’yı sezon sonunda aygır yapmayı düşünüyorduk. Tuncay ile (Kantarmacı) görüştüm. Atı göndermeye karar verdik. Tek şartımız at gitmeden bize ikramiye ile ilişiksiz 20 bin Dolar ödenmesiydi. İşin ciddiyetini anlarız diye düşünmüştük. O parayı bölük pörçük aldık. Ödeme tamamlanmadan da Eshquia uçağa yüklenmişti, çünkü zaman dardı. Hemen ardından da Tuncay ile ata binecek Barış Kurdu Rusya’ya gittiler. At, Azerbaycan üzerinden gittiği için Tuncay da Eshquia’nın Rusya’ya inişine yetişmişti. Koşudan bir gün önce biz de Rusya’ya gittik. Benim yanımda Rusya ile iş yapan bir kozmetik firmasının Mali Müşaviri olan ve benim evlatlardan Hayri Cifaoğlu da vardı. Behçet Başkan (Homurlu), rahmetli Bahadır Başkan (Gödek), Baran Cemiloğlu ve sonradan Adana hipodrom müdürlüğü de yapan Süha Mutlu (Hakim) de vardı. Yarış sabahı Tuncay ile konuştum. “Koşuda favori olan atın Başkan Putin’e ait olduğu söyleniyor. Bizim at çok iyi durumda. Kafayı kaldırmaz önüne düşürürse kazanabilir, hiç şaşırmayasın” dedi. Yarış günü tarihi Moskova Hipodromu’na gittiğimizde dikkatimi çeken ilk durum hipodromun büyüklüğü ve eskiliği idi. Behçet Başkan ve arkadaşlarının locası bizim locanın iki sıra altındaydı. Devamlı ve kaliteli ikram çok hoşumuza gitmişti. Programlar Rus alfabesi ile yazılmış olduğundan biz Eshquia’nın koşusu hakkındaki bilgileri onların Rus tercümanından alıyorduk. Yarışın bittiği yere uzaktık. Doğrsunu isterseniz ben bizim koşuyu, nasıl bittiğini hiç göremedim, belki de aşırı heyecanlı olduğum yüzündendi. Yarışın bittiğini Behçet Başkan’ın bana doğru “Hasan Ağabey, kazandık...” diye seslenişinden anlamıştım. Çok sevinmiştik. Sonradan koşunun favori atı ile “Atbaşı” ilan edildiğini öğrendik. Sevincimiz hiç azalmadı, Eshquia zoru başarmıştı. Detayları, akşam elinde kocaman bir kupa ile bizim otele gelen Tuncay’dan öğrendik. Eshquia çok iyi koşmuştu. Kafayı öne eğmiş, yarış süresince hiç kaldırmamış, Barış’ın da her uyarısına cevap vermişti. Barış attan inince “Başa yakın bir farkla kazandık” demişti ama fotofiniş aletinin kullanılmadığı Rusya’da yarış “Atbaşı” ilan edilmiş ama kupa ikiye bölünmeden Tuncay’a verilmişti. Ertesi gün dönüş için havalimanına giderken gruptaki dostlarımızla aramızda hep “Rusya’ya girişte çorabımıza kadar aranmıştık. Şimdi bize ne yaparlar kim bilir. Kupayı bile elimizden alırlar belki” diye konuşmuştuk. Ama tam aksi oldu. Havalanına girişten, bizi Türkiye’ye götürecek olan Türk Hava Yolları uçağına binişimize kadar, polisi olsun, gümrükçüsü olsun bütün görevliler bizlere selam verip “Buyrun geçin...” dediler. Uçakta yerimize oturduğumuzda ben de Hayri’ye Nasrettin Hoca’nın “Ye kürküm ye” hikayesini hatırlatmıştım. Sonrası pek de iç açıcı olmadı. Aylar sonra yarış ikramiyesi olarak sadece 30.000 Dolar alabildik, oysa ki ödemeleri gerçek ikramiye üzerinden yapmıştık. Eshquia, yanlış değerlendirme sonucu İstanbul’daki hedef koşuya kaydedilmedi, biz de onu Ankara’ya gönderdik. At kornej oldu, tedavisi de malesef yanlış yapıldı. Aygırlığı için yer bulamadık. Eshquia’yı 2007 yılının sonuna kadar 14 kere daha koştuk, sadece birer defa birincilik ve ikincilik yapabildi. 2007 sonunda İzmir’de çok güzel bir hara kuran yakın bir dostumun talebi üzerine oraya gönderildi. Ancak Eshquia, onyedi birincilik, ondört ikincilik, onaltı üçüncülük ve dokuz da dördüncülük yapmış bir at olarak maalesef hiç sıfat yapamadan öldü. Aradan 15 sene geçti. Bütün tatsız sona rağmen ben her gün Putin Kupası’nı evimin güzel bir köşesinde görmekle mutlu oluyorum... TJK’nın Sesi Dergisi 2006 Temmuz sayısı. ESHQUIA’NIN KAZANDIĞI PUTİN KUPASI... 35 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2021
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=