Eylul_2021
24 TJK’NIN SESİ EYLÜL 2021 tçılık ile tanışma serüveniniz nasıl başladı? İlk başlarda atçılık ile ilgili neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. 1970’li yılların ortalarına kadar bu manada herhangi bir girişimim de olmamıştı. 1975 yılında rahmetli babam Süleyman Sırrı Turhan eve gelip, bir at aldığını söyleyerek bizleri şaşkınlık içinde bırakmıştı. Babamın atlara her daim özel bir ilgisi vardı. Büyük dedelerim Erzincan Kemaliye’de atlar ve katırlar ile taşımacılık yapıyorlardı. Bu sebeple babamın çocukluğu da bu güzel canlılarla iç içe geçmişti. Aldığı ilk atın ismini de memleketinden yola çıkarak “Eğinli” koymuştu. Yıllar geçtikçe babamın atları çeşitli başarılar elde etmeye başladılar. Atçılık işinde şans çok önemli bir faktördür. Rahmetli babamın da bu bakımdan şansı her daim yaver gitti. Vadi isimli bir Arap atımız olmuştu, onun hikayesi de oldukça ilgi çekiciydi; bembeyaz bir safkandı, çok güzel bir eşkale sahipti ve aynı zamanda da şampiyon bir attı. Yıllar sonra, Körfez Savaşı döneminde televizyon karşısında otururken Saddam Hüseyin’i, Vadi’nin üzerinde gördük. Bu gerçekten bizi şok etmişti. Saddam’ın bindiği bu atın Vadi olup olmadığı konusunda uzunca bir süre kendi aramızda tartışmıştık. Sonrasında, o dönem Arabistan’da antrenörlük yapan sevgili Abdullah Doğan bize bu konuda yardımcı olmuştu. Yaptığı araştırmalar neticesinde bu atın gerçekten de Vadi olduğu ortaya çıkmıştı. Zaman geçtikçe ve babamın atları da kupalar kazanmaya başladıkça bu işi ben de sevmeye başladım. İlgim artmaya başladıkça da şahsen sahalarda bulunmak istedim. Atçılığa babam Süleyman Sırrı Turhan sayesinde başladım diyebilirim. m Rahmetli babanız Süleyman Sırrı Turhan gibi başarılı bir isimden atçılık bayrağını devralmış olmanız aynı başarının sizden de beklenmesine sebep oluyor mu? Rahmetli babam elindeki atlarla o jenerasyonun en iyi Arap atlarına sahipti. Tabii ki babam kadar başarılı olmak isterim ancak ne yazık ki şu ana kadar aynı başarıları gösteremedik. Bunun elbette birçok sebebi var. Daha önce de bahsettiğim üzere atçılıkta şans çok önemlidir. Babamın ihalelerde aldığı atların neredeyse hepsi şampiyon atlar oldular. Vadi ile başlayan serüvenimiz sonrasında Albatur, Erbatur, Gürbatur ve Haberbatur gibi unutulmaz isimlerle devam etti. m Albatur ve Haberbatur denilince sizde hangi duygular uyanıyor? Albatur çok farklı bir safkandı. Tam bir lider ve “winner” karaktere sahipti. Yarış kaybettiği zaman 2 gün boyunca ahırına kimseyi sokmaz, ne yem yer ne de su içerdi. Eskiler bilir, 1600 startının orada bir fabrika bacası vardı. Albatur da bu fabrika bacasını her gördüğünde ona tepki verdiğinden onu 1600 metre mesafeli yarışlarda koşturamuyorduk. Haberbatur denildiği zaman ise bende bambaşka duygular uyanıyor. Babam vefat ettikten 2 ay sonra Haberbatur, jokeyi Süleyman Akdı idaresinde Cumhuriyet Koşusu’nu kazanmıştı. Koşuyu kazandığımızın ertesi günü kupayı babamın mezarına götürdüm. Bu benim için çok önemliydi. Cumhuriyet Koşusu’nun o yılki ikramiyesi 15.000 TL idi. Aldığım bu parayla rahmetli babamın vasiyetini yerine getirdim. Kendisi sağlığında bir ilköğretim okulu yaptırmam konusunda temennide bulunmuştu. Elazığ’ın Harput İlçesi’nde yapımı tamamlanan okul, o dönemki Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’in katılımlarıyla açıldı. babamın manevi babası olan Dr. Ekrem Uzel İlkokulu ismi verilen bu okulumuz, bugün halen Harput’ta birçok çocuğumuza eğitim veriyor. En büyük zenginliğimiz çocuklarımız, babamın bu yöndeki vasiyetini yerine getirebilmiş olmam benim için apayrı bir duygudur. Bu sebeple Haberbatur’un bendeki yeri çok ayrıdır. Onunla ilgili hiç unutamadığım bir diğer anım ise aygır olarak vermek istediğimiz Türkiye Jokey Kulübü’nün onu alması ile alakalı. Kendisini Kulübe teslim ettikten sonra 4 - 5 yıl kadar Haberbatur ile birbirimizi göremedik. Sonrasında Mahmudiye’de onu ziyarete gittik. Haberbatur’un bulunduğu alana yaklaştığımda ona ‘oğlum’ diye seslenince o da bu seslenişime sese inanılmaz bir tepki gösterdi. Oradaki görevliler bile bu duruma çok şaşırmışlardı. Normalde davul çalsa dahi istifini bozmadığını, ancak bizleri görünce içine girdiği ruh halinin kendileri için de sürpriz olduğunu ifade ettiler. Çok hisli ve akıllı bir hayvandı. Kendi jenerasyonunun baş atlarından biriydi. “YAVUZHAN’I SÜTBAĞI VAR DIYE ALMADIK” Nasıl ki, futbolda Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe rekabeti varsa, at yarışlarında da o dönem Yavuzhan, Caş ve Haberbatur rekabeti vardı. Onların koşacağı yarış günlerinde tribünler hınca hınç dolar, özel pankartlar açılırdı. Yarışseverlerimiz bu üçlüden kendi destekledikleri atın kazanması için tezahüratlar yapardı. Bir daha bu türden atlar yakalamak mümkün olamayabiliyor. Yavuzhan ilk satışlara geldiğinde rahmetli babam onu almak istemiş ancak etrafındakiler sütbağı olduğu gerekçesiyle satın almaması yönünde görüş bildirince vazgeçmişti. Sonraki yıllarda Yavuzhan kazandığı başarılarla Gülerce Ekürisi’nin atçılık camiasında sağlam bir yere konumlanmasını sağladı. m Batur efsanesinin hikayesini sizden dinleyebilir miyiz? Albatur’un orijininde Batur isimli atlar bir hayli çoğunluktaydı. Batur, eski Türkçe’de dinç, A Armağan Turhan, dergimizin Yayın Yönetmeni Mehmet Bilbaşar ve yazarımız Mehmetcan Kanık’a konuştu... Süleyman Sırrı Turhan’ın vasiyeti üzerine manevi babası Dr. Ekrem Uzel adına yaptırılan ilkokul...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=