2021_Aralik

sağaltım ve iyileşme süreçleri, atın ırkına bağlı olarak ve bireyden bireye farklı olabilmektedir. Genel anlamda yarış atları birer atlet olduklarına göre, aşırı düzeyde egzersiz yapmaları (antrenman ve yarış), bedenlerindeki depolardan çok miktarda elektrolit kaybı oluşmasına, beslenme dengesizliği veya yetersizliği sonucu kas dokularında yıkım meydana gelmesine neden olabilir. Klasik sağaltım uygulanarak at istirahate alınır, rasyonu düzenlenerek beslenme sorunu ortadan kaldırılır, hafif tempoda kademeli antrenman yaptırılarak iyileşmesi sağlanır ve tekrar sahalara dönebilir. Eğer kas tutulması görülen bir yarış atının bu durumu kronikleşirse, at git gide zayıflayabilir. O zaman kronik kas yıkımlanmasının nedeni olarak genetik etkenler akla gelmelidir. Genetik yapılar üzerindeki çalışmalar sonucunda, bazı İngiliz atı kan hatlarında diğerlerine göre daha çok kas tutulmalarına rastlanmıştır. Bu durum kas kasılmalarındaki anormal işleyişe bağlanmıştır. Kas kasılmaları, dıştaki hücre zarı boyunca ilerleyen ve hücre içinde, zar ile bağlantısı olan uzantılar sayesinde yayılan elektriksel uyarılar ile başlatılır. Bu sırada hücre içindeki depodan kalsiyumun serbest bırakılması uyarılır. Kasların gevşemeleri, enerjiye bağımlı olarak kalsiyumun depolara geri pompalanmasını gerektirir. Son çalışma sonuçlarındaki bulgulara göre, genetik etkenlerden dolayı kas tutulması görülen safkan İngiliz atlarında, iskelet kaslarındaki hücre zarlarında ve kalsiyum iyonunun hareketindeki düzenli işleyiş gerçekleşememekte ve anormallik buradan kaynaklanmaktadır. Genetik yapılarından dolayı kas tutulması görülen İngiliz atlarına ve özellikle aynı soydan gelen bireylerin bu farklı kalıtsal sorunlarına ancak semptomatik düzeyde yardımcı olmak mümkündür. Genetik özelliğin yanında, kas tutulmasını veya yıkımlanmasını tetikleyen ve oluşmasını hazırlayan diğer nedenler, fazla miktarda yulaf ve benzeri taneli yem ile beslenme, uzun süreli topallık, stres, aşırı egzersiz, çok heyecanlı veya telaşlı karaktere sahip olmak gibi bireysel eğilimlerdir. Cinsiyet üzerine yapılan bir araştırmada, kas tutulma yüzdesinin dişi taylarda daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Aşırı hareketli ve sinirli karaktere sahip taylarda da bu sorun daha sık görülmektedir. Kas zedelenmesinden şüphe edilen ve bu rahatsızlığa yatkın olan yarış atlarını korumak için her gün yapılması gereken rutin işler vardır. Atlar için gürültü ve stresten uzak bir yaşama ortamı sağlanmalı, ani tepki vereceği olaylardan kaçınılmalıdır. Ayrıca uygun vitamin ve mineral içeren katkılarla dengelenmiş bir yem rasyonu tercih edilmelidir. Her zaman iyi kalitede ot verilmeli, taneli yemler, bal, pekmez, şekerli meyveler ve diğer tatlı besinler gibi karbonhidrat kaynaklarının oranı en aza indirilmelidir. Karbonhidratların azaltılması ile oluşan rasyondaki toplam enerji kaybı, çeşitli yağlı yemlerin eklenmesi ile dengelenir. Yağlar, aynı ağırlıkta karbonhidratlara oranla iki kat enerji verirler. Bu nedenle kas aktivitesi için gereken enerji, bitkisel kökenli yağlardan karşılanabilir ve böylece kaslardaki yıkıma engel olunur. Günlük egzersizler çok önemlidir. Uzun süre ahırda kapalı kalması önerilmez. İskelet kasları tembelliğe alıştırılmamalı, atın yaşına ve form durumuna göre her gün binek, lonj veya hafif kenter gibi çalışmalar devam etmelidir. Kas tutulmalarına karşı önlem olarak ağrı kesici ilaçlar kullanılabilirse de atın yarış programına dikkat edilmelidir. Atların iskelet kaslarında yıkıma neden olan etkenlerden bir başkası da polisakkarit dediğimiz şekerlerin birikmesidir. Bilindiği gibi, polisakkaritler birden fazla ve ayrı monosakkaritin (basit şekerler) birleşmesi ile oluşan uzun zincirli karbonhidratlardır. En çok bilinen polisakkaritler selüloz, nişasta ve glikojendir. Kaslarda glikojenin çok miktarda birikerek hasara yol açtığı ve genetik kökenli olan bu hastalığın iki tipi vardır. Birincisi glikojen sentaz enziminden sorumlu gendeki mutasyondan dolayı meydana gelir. Bu mutasyon kaslarda devamlı olarak glikojen oluşumuna yol açar. Kas hücreleri sürekli glikojen üretirler. Böyle atlar egzersize başlayınca, glikojeni yakarak enerji olarak kullanılmasında güçlük çekerler. Bu durumdan etkilenmiş atlarda tutukluk, hareket isteğinin olmaması, tanımlanamayan topallık, kas krampları ve hafif egzersizde bile kasların enerji üretememesi nedeniyle ağrı duyması gibi belirtiler görülür. Sakin hatta uyuşuk görünürler, istenilen performansı gösteremez ve hızlı koşamazlar. Ağrı, titreme ve kaslara ilişkin diğer belirtiler, bazen egzersiz yapmadan bile görülebilir. Kaslarda glikojen birikmesinden dolayı, insülin duyarlılığı artmıştır. Çekim atları, sıcakkanlı bazı ırklar ve yirmiden fazla at ırkında görülmesine rağmen, birinci tip hastalığın İngiliz atlarında saptandığına ait bir bilgi henüz elimizde bulunmamaktadır. İkinci tip hastalık da genetik kökenlidir ve buradaki mutasyon birincideki gibi enzimi etkileyici değildir. Kasların mikroskobik görüntüsü biraz farklıdır. İngiliz ve Arap atlarının da dahil olduğu sıcakkanlı ve hafif kilolu at ırklarında saptandığı rapor edilmiştir. Birinci tip hastalık kan örneğinden veya kıl kökünden DNA analizi ile tanımlanabilir. İkinci tip için kaslardan biyopsi yapılması, kas hasarının incelenmesi ve kaslardaki glikojenin ölçülmesi gerekir. İleri derecede klinik belirti gösteren atlar geniş çaplı genetik incelemeye tabi tutulmalıdır. Kaslarda başka bir genetik mutasyon daha bulunabilir. İki genetik hastalığı bir arada taşıyan atların ciddi kas sorunları oluşur ve bu durum öldürücü olabilir. Her iki tip polisakkarit birikimli kas tutulmalarında, atın yemine karbonhidrat yerine alternatif enerji kaynakları eklenir. Pirinç kepeği ve bitkisel yağlar hem kandaki glikoz düzeyini dengelemek hem de kasların gereksinim duyduğu enerjiyi sağlamak için kullanılırlar. Her gün hafif tempoda da olsa antrenman yaptırılmalıdır. Genetik kusur taşıyan, hafif veya orta düzeyde klinik belirtisi olan atların uygun beslenme ve dikkatli bakım sonucu tekrar tam kapasite ile antrenman yapabildikleri bilinmektedir. Günlük egzersizler kasların glikojen yakma kapasitesini arttıracaktır. İster genetik kökenli olsun, isterse diğer nedenlerden kaynaklansın, sonuçta kas tutulması görülen atlara yapılacaklar şöyle sıralanabilir: Öncelikle atın sakin ve sessiz bir ahıra alınması, antrenmana geçici olarak son verilmesi, ilk gün yürümesi için bile zorlanmaması gerekir. Ortam havası soğuk ise atın üstüne blanket örtülmelidir. Aşırı terlemeden dolayı su ve elektrolit kaybı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer su kaybı varsa, sık sık ve azar azar ılık su içirilmelidir. İçme suyunun çok soğuk olmamasına dikkat edilmelidir. Böylece ısınmış olan bedeni su kaybının giderilmesiyle serinlemeye başlayacaktır. Veteriner hekim ile bağlantıya geçilmeli ve derhal müdahale etmesi sağlanmalıdır. Tedirginlik, korku, heyecan ve ağrıya karşı sakinleştirici ilaçlar, kas gevşeticiler ve ağrı kesiciler veteriner hekimin önerisi ile kullanılabilir. Taneli yemler verilmemeli, belirtiler ortadan kalkıp at normal hareket etmeye başlayıncaya kadar iyi kalitede ot ile beslenmelidir. İzleyen günlerde yedek veya binek gezinti yapılabilir. Küçük bir padokta serbest bırakılabilir. Kas tutulmalarının iyileşmesi aceleye gelmez. At, tam olarak sağlığına kavuşmadan ağır antrenmanlara başlarsa, bu sorun tekrarlayabilir. Doğru düşünce, bilgidir... İyi bir karar bilgiye dayanır... Platon 39 TJK’NIN SESİ ARALIK 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=