2021_Aralik

Atların kimler tarafından ve nerede evcilleştirildikleri konusunda birçok farklı görüş söz konusu olsa da atlara ait en eski kemik bulguları, günümüzde Özbekistan ile Kazakistan sınırında konumlanmış olan Aral Gölü’nün kuzeyindeki bozkırlarda tespit edilmiştir. Bu nedenle en çok benimsenen görüş de atları evcilleştiren ilk ulusun bu topraklarda hüküm süren Eski Türkler olduğudur. Atları evcilleştiren hangi ulus olursa olsun, atların ve insanların dostluğunun tüm dünya milletlerinin hayatında çok önemli bir yer teşkil ettiğini kesin olarak biliyoruz. Atlardaki üstün fiziki kabiliyetler ile insan zekasının bir araya gelmesi, daha önce ulaşılması mümkün olmayan uzak mesafelere keşifler yapılmasını sağlamış, farklı kültürlere sahip insan topluluklarını bir araya getirmiş ve insanlığın gelişiminde bugün sahip olduğumuz küresel bilgi birikimimizde çok önemli bir rol oynamıştır. İnsanlık tarihinde böylesine önemli bir yere sahip olan atlar kutsal kitaplarda, özellikle Türk kültür coğrafyası olmak üzere insanlığın ortak kültürel mirasında kendilerine her dönemde yer bulmuşlardır. İnsanlığın atlar ve atçılık hakkında elde ettikleri bilgiler ulustan ulusa, kuşaktan kuşağa aktarılmış ve gelişerek günümüze kadar taşınmıştır. Şemseddin Sami Bey’in kaleme almış olduğu, 1317 - 1900 yılları arasında basılan Kâmûs - ı Türkî adlı lügatte de atlar ve atçılık ile ilgili birçok terime yer verilmiştir. Bu ve önümüzdeki sayılarımızda, Osmanlıca kaleme alınan Kâmûs - ı Türkî’nin “Yeni harflere” çevirisini yapan ve kitabının önsözünde, “At ve Atçılık ile ilgili terimleri ayıklayıp, Osmanlıcalarını hattı rik’a ile dizdim. Ortaya çıkan yaklaşık 500 kelimelik lügatçenin bu vadide sözlük çalışması yapan / yapacak araştırmacılara bir başlangıç olması dileği ile ‘Osmanlı Atları’ isimli eser ile birlikte ulaşmasını amaçladık.” sözlerine yer veren Turan M. Türkmenoğlu’nun bu kıymetli çalışmasında yer alan sözcükleri seçerek sizlere aktarmayı arzuluyoruz. At ve Atçılık ile ilgili ilk lügat olma özelliğini taşıyan bu kıymetli kaynağı ve Türkiye Jokey Kulübünün katkılarıyla, tam yüz yıl sonra okuyucular ile buluşan İhsan Abidin Akıncı’nın kaleme almış olduğu, “Osmanlı Atları” adlı eseri TJK Yayınları’ndan temin edebileceğinizi de ayrıca hatırlatmak isteriz. Keyifli okumalar dileriz. ABRAŞ (i.a.) [ebreş - ten] 1. Alaca benekli (at) 2. [Ar. Abraş - tan] Tüysüz yerlerinde uyuz gibi bir hastalığı olan (at) = (s). İllet-i mezkûre, baras. AHIR (i.) [ Asıl Türkçe olup, Farsçaya da geçmiştir.] Hayvanlar yatırılan dam, ıstabl. / Mir-ahur = Hükümdar hayvanlarının idaresine memur adam, ıstabl-ı âmire müdürü. / Has Âhur = Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır ve bu ahır memurlarının ikametine mahsus idare, ıstabl-ı âmire. AKITMA (i.) Atın alnından burnuna doğru uzanan beyaz veya pembe leke, sabâ’ü’l hayr. Edirne taraflarında gözlemeye akıtma derler. ALEF (i.a.) Hayvanların yediği ot ve saman. Umumiyetle hayvan yemi. ARPALAMAK (f.) Yemden hastalanmak. ARPALIK (i.). 1. Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı. 2. İlmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat. 3. Toprağı kuvvetli (tarla) AŞKAR (i.a.) [şakar dan.] Kula veya kızıl saçlı adam ve bu tonda (at), al. ATEŞLİ (i.) 1. Hararetli, kızgın. 2. Çok sür’atli, çevik, hareketli ve canlı (at vesaire). ATLANDIRMAK (f.) [ at- tan] Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek. ATLI yahut ATLU (i.) Ata binmiş, süvâr, fâris. / Atlıkarınca = Karıncanın bir büyük cinsi. / Atlıkaraca = Çocukların binmesine mahsus tahtadan tekerlekli at. AZI (i.) Yiyeceği çiğnemeğe yarayan düz ve yassı diş ki ağzın iki tarafında altlı üstlü olur: Azı dişi. / Gemi azıya almak = Serkeşlik etmek, itaatsiz davranmak, baş kaldırmak. [Mecaz olarak insan hakkında da kullanılır.] AĞNAMAK (f.) Yere yatıp yuvarlanmak. AYÂR (i.a.) Bir hayvanın nallarını deneyip lüzumunda sağlamlaştırma: Bu hayvanı nalbanda götürüp ayar ettirmeli. yahut 31 TJK’NIN SESİ ARALIK 2021

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=