2020_Mart
28 TJK’NIN SESİ MART 2020 “BiNECEĞiM ATLARI VE RAKİPLERiMiZi iZLEMEDEN UYUMAM” ■ 2020 için bir hedefiniz var mı rakam olarak? 2020’de bizim için rakamdan daha ziyade, önemli yarışlar kazanmak daha ön planda. 2019 yılında kazandığımız atları kaybetmemek de bir diğer hedefimiz. Rakam hırsı bazen çok şeyler de kaybettirebilir. Bazen insan bir hedefe odaklanınca, gözü başka bir şey görmez oluyor.. 2019’da 200 birinciliğe çok yaklaştık. Ama 2020’deki hedefimiz, 200’den fazla koşu kazanmaktan ziyade Grup Yarışlar kazanabilmek. ■ Yarışlara nasıl hazırlanıyorsunuz? At bindiğiniz bir gününüz nasıl geçiyor? Mesela, İstanbul’da at bineceğim bir günü anlatayım; İstanbul’da akşam yarışları saat 18.00 - 19.00 gibi başlıyor. Ben de bir gün öncesinden Adana’dan İstanbul’a gelmiş oluyorum. Adana’dan geldikten sonra direkt eve geçerim. Hiçbir şey yapmadan yatarım. Çünkü, dinlenmek bizim meslekte en önemli faktör. Vücut olarak çok rahat olmanız lazım. Gündüz yarışlarında, saat 10.00 gibi kalkarım. Kahvaltı yaparım ondan sonra da hipodroma geçerim. Yarışlardan önce kesinlikle fazla yemek yemem. Böylece, yarışlarda daha iyi motive olabiliyorum. Akşam yarışlarında da biraz geç kalkarım; 13.00 – 14.00 gibi. Diğer günlerde de en iyi şekilde dinlenmeye dikkat ederim. Yarışlardan bir akşam önce, hem bineceğim atın hem de rakip atların daha önceki koşularını incelerim. Bu sırada da koşunun hangi aşamasında ne yapmam gerektiğini planlarım. Bineceğim atın da en azından son 3 yarışını izlerim. Rakiplerimin yarışlarını da en azından iki defa izliyorum. Rakip gördüğüm ve mücadele edeceğim safkanların yarış içinde nerede ne yapabileceklerini, benim onlardan önce nasıl bir hamle yapmam gerektiği hakkında analizler yapıyorum. ■ Meslektaşlarınızı izliyor musunuz? - Meslektaşlarımdan Halis Karataş’ın yakın çekimlerini özellikle çok izlerim. Orada, ne yapmam gerektiğini anlamaya çalışırım. Çünkü Halis Ağabey, gerçekten atla bütünleşiyor. Biniş stili olarak kendisini örnek alıyorum. Ama en beğendiğim jokey, Selim Kaya’dır. Yurt dışı yarışlarını da devamlı izlerim. Jokey Frankie Dettori’nin yarışlarını da özellikle takip ediyorum. Geçen sene, Enable adlı safkan ile katıldığı yarışları tekrar tekrar seyrediyorum. Yurtdışında da bir numaralı jokeyim odur. “ANKARA’DAKi KINGSMAN iLE iSTANBUL’DAKİ KINGSMAN ÇOK FARKLIYDI” ■ Kingsman adlı safkanla geçen yıl güzel yarışlar kazandın. Şimdiden yeni sezon için iddialı isimler arasında gösterilen bu safkanla uyumun hakkında neler söylemek istersin? Menajerim, “Hışman, sana Kraliçe II. Elizabeth Koşusu’nu kazandıracağım” dedi. Ben de ona, hangi tay ile kazandıracağını sordum. Cevabı, “Kingsman” oldu. “Sadece tayı tutman yeterli, o zaman koşuyu kazanırsın” diyordu. Kraliçe II. Elizabeth Koşusu’nda çok süratli taylar vardı. Ben sertlik yapmasından daha ziyade, gruba ayak uydurabileceğine bile inanamıyordum. Fakat gel gör ki, Kingsman çok güçlü ve kuvvetli bir atmış. Önceki yarışlarını izledim ve aslında en geride gitmeyi seven bir tay olduğunu gördüm, “Kraliçe II. Elizabeth Koşusu’nda da tutarım” dedim. Fakat koşunun sonlarına doğru, çok iyi sprint yapabilecek rakiplerimiz vardı. Safkanla piste çıktığım zaman, starta doğru kenter giderken taya çok inanmıştım. İyi koşacaktı ama kazanacağı konusunda o kadar emin değildim. Çok iyi hazırlanan rakiplerimiz vardı çünkü. Start verilince, öndeki taylar öyle hızlı bir tempo kurdular ki, Kingsman haricindeki diğer safkanlar, gruba yetişemiyordu bile. Kingsman, bir hayli hızlı bir safkan. 1200’lerde tempo çok hızlı olmasına rağmen o kadar süratliydik ki, böyle bir tempoda bile neredeyse diğer tayların üzerinden atlayacaktı. Viraj dönülünce de bulduğumuz boşluğu öyle bir güzel doldurdu ki… Son 200’e geldiğimizde, bir ara dışarıya açılmaya yeltendim. Önümdeki rakibim de biraz dışa açılınca, ben içeriyi tercih ettim. Aslında en büyük avantajım da oradaydı. İçeriye girince, çok iyi avantaj kazandık. Son aksiyonda, Kingsman kafasını uzattı. Rakip tay Prior kafasını kaldırmıştı. Tam o anda, hatta yarış bittikten sonra da sevinç hareketi yaptım. Müslüm Çelik, “Ben kazandım” dedi. “Hayır ağabey, ben kazandım” diye cevap verdim. Aramızda öyle bir diyalog oldu. Sonucun açıklanmasını beklerken ben de o sırada dev ekranın uzağındaydım. Müslüm ağabeyin atı dışarıda olduğu için o avantajlı gözüküyordu. Hatta at sahibiyle beraber, “Kaybettik” deyip üzüldük. Bir süre sonra, sonuçlar ilan edilince ekrandaki alt yazıda, kazanan atın Kingsman, jokeyinin de Hışman Çizik olduğunu okuduk. İşte, o anda gerçekten her şey koptu benim için. Tayla çok iyi uyum sağlamıştık, çok da iyi bir bağ kurduk. Ondan sonra Çaldıran Koşusu’na katıldık. O yarışta 6 boy startta kaldık. Ben, Kingsman’in karakterinden dolayı, aradaki farkı kapatıp grup içindeki yerini alabileceğine inanıyordum. Fakat, İstanbul’daki Kingsman’in, Ankara’daki Kingsman ile hiçbir alakası yoktu. Çaldıran Koşusu’nda hiç sertlik yapmadı ve kantarmasını o gün çok sevdi. Grubun arkasında, bayağı bir rahat gidiyorduk. Viraj dönüldükten sonra, Kingsman’in Ankara’daki Kraliçe II. Elizabeth Koşusu’nda yapmış olduğu sprinti yapabileceğine inanmıyordum. Çünkü yarış içinde hiç sertlik yapmayan Kingsman, kantarması bomboş gidiyordu. Ama viraj dönüldükten sonra asıl karakterini ortaya koydu. Ben de düzlüğe Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi ziyareti sırasında Hışman Çizik, eğitim gördüğü okulda anılarını tazeleme fırsatını da buldu. Fotoğrafta; Zeynep Haldan Postalcı, Bercis Merdanoğlu, Süleyman & Davut Akdı ile Hışman Çizik bir aradalar...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=