2020_Mart

21 TJK’NIN SESİ MART 2020 Halicarnassus o formayla Haydock’ta çok güzel bir yarış kazandı. Orada bir gördük, ufak da olsa bir göz kırptık. ■ Rahmetli babanız Özdemir Atman, “Arap atları nazar boncuğu gibidir. Eküride de bir tane olmalı.” dermiş. Doğru mu? Evet doğru. Ekürisinde hep bir tane Arap atı vardı. Çünkü, ona ekürinin nazar boncuğu derdi. “İngiliz atları güzel ama Arap atları, İngiliz atlarından da güzel. At güzeli!” diye söyler ve gidip eküri için güzel bir Arap atı seçerdi. Öyle tek tek Arap atlarımız olmuştur. Güldeste vardı mesela, şimdi de Sürgüntay var. İnşallah güzel koşar bundan sonrasında da. Ahırın nazar boncuğu olarak gidiyor. Böylece o geleneği de sürdürmüş oluyoruz. “ESKİ YARIŞ GÜNLERİMİZİ ÖZLÜYORUM” ■ Bir atçı ailede yetiştiniz. Geçmişte bir yarış gününde buraya nasıl gelirdiniz? Bir de şimdi yarışınızın olduğu bir gününüz nasıl geçiyor? Eskiyi özlüyorum aslında. Eski yarış günlerimizi anlatayım; bizim, babamla birlikte inandığımız bir şey vardı. Büyük bir yarışımız varsa, bir gün öncesinde birlikte piknik yapardık. Hani o at ayaklarıyla o çime basacak ya, siz de basın gibi. Onunla aynı hissi yaşayın. Çünkü o zaman senkronize oluyorduk herhalde, bu bizim inancımızdı ve iyi de geliyordu. Bunun için de mümkünse bir piknik yapmaya, olmazsa hep birlikte bir balık yemeye ya da haraya giderdik. Yarış günü geldiğinde sabah kahvaltısında kimse kimseyle konuşmazdı. Müthiş heyecan yapıyorsunuz aslında. Herkes ne diyeceğini, kim ne cevap vereceğini bilir, herkes belirli bir zamanda odasına çekilir, giyinir, arabaya binilir, fakat o koşuya gidilen yolda sohbet edilmez, herkes sus pus otururdu. Eğer yarış kazanılmışsa da dönüş yolu çok güzel ve keyifli olurdu. Şimdilerde de yine aynı şeyi yapmaya çalışıyoruz. Ailenin bir araya gelmesi, bir araya gelmiş ailenin pozitif enerjisi çok önemli, onu yapmaya çalışıyoruz. İnşallah bir büyük koşu kazanırsak ailece bir arada dönüş çok güzel olacak. Hiç geçmiyor, unutulmuyor bu heyecan. ■ Atman Ailesi’ni sosyal medyada da görmekteyiz. Sizin sosyal medyaya ilginiz var mı? Ablam kadar yok. Lale’nin çok daha fazla sosyal medya farkındalığı var. Ben genelde bir soru sorarlarsa cevap veriyorum veya beğendiğim şeyleri paylaşıyorum. Ama sosyal medya çok önemli. Neyi, niye yaptığınızı ve nasıl davrandığınızı açıklamanız gerekirse, çok önemli bir araç oluyor. Onun için sosyal medyayı doğru kullanmak lazım. Sosyal medyada iletişim halinde oluyorum. ■ Tek ilgilendiğiniz spor atçılık sporu mu? At biniyor musunuz? Eskiden biniyordum artık binmiyorum. Ata binmeye, halamla İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde başladım. Beni ata binmeye o götürüyordu. Scapen diye bir atı vardı. Çünkü burada binmek istediğimde babam bindirmedi ve “Yarış atı çok daha hırslı bir at olur. Sen git orada öğren” dedi. Ben de ilk olarak orada ata bindim. Ondan sonra yarış yerine geldim. Burada da Güldeste isimli bir Arap atımız vardı, ona bindim. Myra’ya bindim. En fazla süratli yapabiliyordum. Hiçbir zaman kenter yapmadım. Binicilik anlamında çok güzel bir his olduğunu anlayacak kadar bindim. Bir gün İzmir’deydik. Myra’dan düştüm ve beni kaçırdı. Aslında düşer miydim düşmez miydim bilmiyordum ama şöyle bir şey tembih ederler ya: “Düşecek gibi olursan, kendini at”. Ben de atayım bari kendimi dedim ve düştüm. O gün bugün, birazcık belim sakat olduğu için bir daha ata binemedim. Ama babam, “Sen bir daha kendini atma. Bırak o düşürsün seni” dedi. Bayağı bir kötü atmışım kendimi herhalde. Binemedim, binemiyorum o yüzden. Kızlarımı çok heveslendirdim. Ama okul süreçleri içinde çok farklı meraklara da gittiler. Optimist (yelken) yaptılar ve tenis oynadılar. Ben de tenis oynadım. Denizcilik hep vardı hayatımda. Çok iyi yüzerim, aralıksız olarak 1 saat yüzebiliyorum. Onun dışında bir spor yapmıyorum. “BEN TAKIM DEĞİL, OYUNCU TUTUYORUM” ■ Futbola merakınız var mı? Hangi takımı tutuyorsunuz? Hiç yok. David Beckham’ı tutuyordum. Oyuncu tutuyorum ben. Şimdi Messi oldu. Messi’yi çok seviyorum. Çok da düzgün bir adam. Futbola adanmış hayatlar, sanki atçılığa adanmış hayatlar gibi. İşte David Beckham, Zidane ve Messi bu kadar. Futbola ilgim bu. ■ Bizim İçin Şampiyon filmiyle sinema dünyasına girdikten sonra atlarınızın isimleri yavaş yavaş sinema dünyasından ve kamera isimlerinden gelmeye başladı. Mesela Jimmy Jib gibi. Devam edecek mi böyle? Edecek galiba. Gerçekten biz bir aile olduk. Çünkü Jimmy Jib’imiz ve Directors Cut’ımız var. Hatta filmin yönetmeni Ahmet Katıksız çekim süresince atçılığı o kadar sevdi ki, film ekibinden Özkan Boz ve Hakan Cantınaz ile birlikte Directors Cut’a adını koyarak ortak oldular. Böyle gider artık herhalde. Yayıncılık enstrümanlarından başka isimler de gelebilir. İsim çok önemli. Lalettayin isimler koymamak lazım atlara. O da bir sihir çünkü. ■ Sizinle çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Ben sormak istediğim her şeyi sordum ve büyük bir samimiyetle cevap verdiniz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Atçılık çok güzel bir dünya... Lütfen at sahibi olmasalar bile bu dünyanın bir parçası olsunlar. Mesela, hafta sonlarında gelsinler, o güzel atları seyretsinler, kahvelerini içsinler. Temiz hava da çok önemli. Ben hep hayatımda temiz bir havada olacağım bir iş yapmak istedim. O yüzden atçılığın içinde olduğum için de çok mutluyum. Biz atçılar hep daha genç gösteririz. Çünkü, atçılık insanı zinde tutan, zorlayan hoş bir uğraştır… Bugün, 3’üncü ve 4’üncü kuşak atçılar tarafından temsil edilen Atman Ekürisi’nin, Türkiye Jokey Kulübü Kupası Koşusu’nda da önemli başarıları bulunuyor. Özdemir Atman, 1954’ten bu yana gerçekleşen yarışı; 1964, 1965 ve 1966 yıllarında üç kez üst üste, My Valentine, Golden Dream ve Golden Rock isimli atlarıyla kazanma başarısını gösterdi ve koşu tarihinde unutulmaz bir ilke imza attı. Özdemir Atman, 1971 senesinde Caruso ve 1997 yılında da ekürinin unutulmaz safkanı Bold Pilot ile Türkiye Jokey Kulübü Kupası’nı müzesine götürmeyi başarmıştır. Esra Atman, kızları İrem ve Ayşe Özyiğit ile çiftlikteyken... Esra Atman ve kızı Ayşe Özyiğit, Özdemir Atman ile birlikte bir sabah idmanında...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=