2020_Mart
19 TJK’NIN SESİ MART 2020 kurgu da var dediler. İnsanlar aynı olduğunu sanıyor, hayır. Hikayeler gerçek fakat kronolojik sıralamalarını biraz değiştirdik. ■ Bir Halis Karataş, bir Begüm Atman Karataş, bir Bold Pilot hikayesi. Hepsi bir arada aslında. Aslında evet, hepsi bir arada... ■ 3 büyük kahramanı işlemek kolay değildir bence. Altından kolaylıkla kalkıldı diye düşünüyorum. Çok haklısınız. Yönetmenimiz Ahmet Katıksız Bey de hep onu söylüyordu. Kaldı ki, annem de atçılık serüvenimizde çok güçlü bir karakter. Babamı her zaman mücadeleye sevk etmiş bir kadın. Hep anlatır, atçılıklarının ilk dönemlerinde atların battaniyelerini bile kendisi dikmiş. Kimse benim kadar güzel yapamaz diye. Babam onu desteklemiş, o da babamı desteklemiş. Atçılık biraz öyle bir şey, yetinmeyeceksiniz. Bir dayanışma istiyor. Ama annemi o filmde gösteremedik. Ona hep üzülürüm. Maalesef anne geride kalıyor. Çünkü filmin kendine ait bir matematiği var. Zaten 3 önemli karakteri göstermek zorunda kaldı Ahmet Bey. Bir de annem olamadı. ■ Siz memnun musunuz sonuçtan? Memnunum. Çocuklara kalan bir anı olsun o film. Filmin akabinde Lale çok önayak oldu ve Reşat Köstem Bey de babamın hayat hikayesini anlatan bir kitap yazdı. Her ikisini de bizden onlara birer hediye olarak görüyorum. Begüm’ün çocuklarına da öyle. Annelerini kaybettikleri zaman henüz çok küçüktüler. Annelerinin özünü belki oradan anlarlar diye düşünüyorum. “FİKRET BEY İLE BABAMI GÖRMÜŞ GİBİ OLDUM” ■ Efsaneleşmiş bir aşk hikayesinin perdeye yansıması oldu. Onlar için büyük bir hediye ve gerçekten güzel bir miras olarak saklayabilirler. Aynen öyle. Belki de bir teselli. Öyle de oldu. Biz ilk önce biraz korktuk, filmi hemen izleyebilirler mi diye. Hatta biraz hastane sahneleri falan, oralar çok ağırdı çocuklar için. Filme onları ben götürdüm. Çok olgun karşıladılar. Begüm’ün çocukları dedim içimden... Çok doğal yaklaştılar ama birçok soru da sordular. Ben de elimden geldiğince, annelerini onlara anlattım. ■ Bizlere film hakkında çok soru soruyorlar. Peki, size nasıl tepkiler geliyor? Çok ilginç tepkiler geliyor. İnsanlar tanıyor, değişik bir tavır sergiliyorlar. Ben oradan anlıyorum. Bana soru sormuyorlar. Bir tanesi şöyle dedi: “O, sizsiniz değil mi?”. Yani o kadar soruyorlar. Çünkü şöyle düşünün, o filmi sorarlarsa acımı hatırlatacaklar. Ama beni üzmemek için sormuyorlar. Onu hissediyorum, bu çok güzel bir şey. Filmde oynayan bütün oyuncular da müthişti. Siz de müthiştiniz. Hakan (Cantınaz) da müthişti. Farah, Begüm’ü o kadar Begüm gibi oynadı ki, kalbimde Begüm’ün yanında ona da bir kutucuk açtım. Onu da hala kalbimin bir parçası gibi hissediyorum. ■ Oyuncular da çok iyi oynadı. Mesela Fikret Kuşkan ile konuştuğumda bana Özdemir Atman’ı öyle bir anlattı ki, benim tanıdığım Özdemir Atman’la da örtüştü ama ben onu öyle dinlememiştim. O kadar sevmiş ki karakterini... Bence de, ben bu kadarını beklemiyordum. Babamı görmüş gibi oldum. Bazı sahnelerde tıpkı babam. Bir oyuncunun demek ki o iç yeteneği çok önemli. Fikret Bey de öyle zaten, senelerin oyuncusu... Her zaman hayatımın bir parçası olan babamı görmüş gibi oldum. Bunu da kendisine söyledim. Ne kadar önemli bir şey bu. “FORMA RENGİMİZ DEDEMDEN MİRAS” ■ Sizin mavi - siyah olan forma renklerinizi giymeye çalıştım. Bu tonlar, renkler nereden geliyor? Hikayesi nedir? Dedemin renkleri ve tonları. Dedemden günümüze kadar devam eden renkler. Bizim mavi tonumuzun adı, “Royal Blue”dur. Hatta bugünlerde biz artık bu maviyi bulamıyoruz. Sizin giymiş olduğunuz mavi, tam doğru bir mavi tonu olmuş. Dedemden gelen bir forma. Babam, ablam adına zaman içinde bir forma daha tasarladı. Dedemin forması siyah üzerine mavi çizgiliydi. Babamın tasarladığı forma ise mavi üzerine siyah çizgiliydi. O şimdi benim formam. Ablalarım da babamın formasını kullanmaktalar. Peki yeni formalar olacak mı? Yeni formalar oldu. Yeni forma bu eküriye iyi gelmiyor. Ben onu çok iyi anladım. Şans faktörü atçılıkta çok önemli. O kadar çok değişken ile çalışıyorsunuz ki, biraz da şansınızın yaver gitmesi lazım. O değişkenler, sizi rahatsız etmeden sonuna erdirsin. Bence forma da bunlardan birisi. Ablam babamın formasına geri döndü. Onunla kalmaya da niyetli görünüyor. Kızım Ayşe’ye mecburen olmayan bir forma, yeni bir forma oluşturduk. Bakalım, aslında kızım şanslı bir kızdır. İnşallah forması da kendisi gibi şanslı olur ve gelecek nesillere şanslı bir forma olarak ailemizde devam eder. ■ Şans ve uğur demişken, uğurlu rakamlarınız var mıdır? Var, 8 ve 13. 8, Lyra sayesinde. Lyra benim hayatıma iz bırakmış çok önemli bir kısraktı ve çoğunlukla 8 numara ile koşardı. Dolayısıyla 8, oradan gelen bir uğur. 13’ün uğuruna da hep inandım. Bazıları için uğursuz olan bir rakam benim için çok uğurludur. “LYRA İÇİN PADOKTA YONCA ARARKEN, AZ KALSIN EZİLİYORDUM!” ■ Rahmetli Begüm’ü bir defasında padokta yonca ararken görmüştüm… Ben de arardım… Kraliçe II. Elizabeth Koşusu’nda, Lyra koşuyordu. Padokta yonca ararken eziliyordum. Ama buldum ve koşuyu kazandık. O kadar alıştım ki artık yerlere bakmaya. Senede 5 - 6 tane yonca buluyorum. Gerçekten bulduğum günlerde de atım çok iyi koşuyor. Size çok güzel bir anımı anlatayım; Bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Adana’ya gitmiştik. Orada Sadun Oktav Bey ile eşi Meziyet Hanım bir çekiliş organize ettiler ve ödül olarak da çok güzel bir at heykeli koydular. Herkes çekilişten bir numara alıyordu. “Ben istemiyorum, bana çıkmaz” dedim. Bu tip çekilişlerde şansım yoktur onu bilirim. Gülsüm (Eliyeşil) Teyze, “Öyle yapmayacaksın Esra’cığım. Sen önce yürekten isteyeceksin, yürekten istersen olur” dedi. Çok da güzel söyledi. Ben Gülsüm Teyze’yi o kadar çok severim ve saygı duyarım ki, “Haklısınız Gülsüm Teyze” dedim, numarayı aldım ve cebime koydum. Çekiliş yapıldı ve şanslı numara belli oldu. Hiç oralı olmuyordum. Gülsüm Teyze “Cebine bir bak bakayım numarana” dedi. Bir de baktım, bana çıkmış. Bu benim için çok önemli bir hikayedir. Atçılık da öyle bir şey. Biz o yoncayı bulduğumuzda inanıyoruz bence, yürekten inanmak lazım. Tabi ki çabalayacaksınız ve çalışacaksınız. Ama atçılıkta inanç ve şans da çok önemli. Başarı güzel bir şey. ■ Başarısızlık olunca biraz üzüntü de oluyor. Mesela 1994 yılı Gazi Koşusu. Lyra & Dartino eküri. Tam kazanacak derken As Jet kazanıyor. Neler hissettiniz o koşuda? As Jet, o Gazi Koşusu’na, birkaç yarış kazanarak ve Sait Akson Koşusu’nda da 4’üncülük elde ederek gelmişti diye hatırlıyorum. Fakat babam Gazi Koşusu ‘Bizim İçin Şampiyon’ filminde, Fikret Kuşkan’ın canlandırdığı Özdemir Atman, bir sabah atlarının idmanını izlerken...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=