2019_Nisan
79 TJK’NIN SESİ NİSAN 2019 İç savaş 1861 baharında patlak verdiğinde, Kuzey eyaletlerinde yaklaşık 3.4 milyon at ve Konfederasyon Devletleri’nde 1.7 milyon at vardı. Hayvancılığın yoğun olduğu Missouri ve Kentucky Eyaletleri’ndeki 800 bin atı daha bu sayıya eklemek gerekir. İç savaş sırasında, “Birlik”in askeri amaçlar için 825 binden fazla at kullandığı askeri kayıtlara geçmişti. İç savaş sırasında bir milyondan fazla at öldürüldü. Çatışmanın ilk günlerinde, ölen atların sayısı, ölen asker sayısından fazlaydı. Sadece 1863 Temmuz’undaki Gettysburg Savaşı’nda öldürülen atların sayısı; birlik için yaklaşık 2.381 at, konfederasyon için toplam 619 at idi. Her iki tarafın da çok güvendiği bu hayvanlara sadakatleri karşılığında uygulanan davranış şaşırtıcıydı. Atların çektiği eziyet genellikle görmezden geliniyordu. Napolyon, oldukça doğru bir şekilde “bir ordunun midesiyle hareket ettiğini” yazmıştı. Bu söz aslında lojistiğin önemini vurguluyor ve bir ordunun başarısının anahtarını veriyordu. Birleşik Devletler’in Genel Kurmay Başkanı General William T. Sherman, bunu en iyi anlayanlardan biriydi; “ordunun midesi” askerlerin olduğu kadar atların da midesi idi. “Bir yürüyüş sırasındaki her fırsatta çimlerden, bulunduğumuz bölge halkının olanaklarından, buğday veya yulaf stoklarından atların beslenmesi için sonuna kadar yararlanılmalıdır. Her şeyin bağlı olduğu atları iyi beslemek gerekir.” Atların beslenmesi ordu kuvvetleri için temel önemdeydi, ağır topların bir yerden bir yere taşınması işi, temel güç olan atlara dayanıyordu. Genellikle piyade ile görev yapan atlar da ağır topları çekmek için kullanıldı. “Bir Topçunun El Kitabı” adlı kılavuz bir kitap yazan Orgeneral Gibbon, ideal topçu atını şöyle tanımlıyordu: Topçu hizmet atı, on beş ila on altı el (yaklaşık 160 cm) yüksek olmalıdır. Bacakları üzerinde dik durmalı, kuvvetli bir izlenim vermeli, fakat hareketlerinde serbest olmalıdır; omuzları yakaya destek verecek kadar büyük olmalı ama çok ağır olmamalı; vücudu dolu, bacaklarda kuvvetli, sağlam ve ayaklar iyi durumda olmalıdır. Bu niteliklere ek olarak, mümkün olduğu kadar süvari atının niteliklerini de taşımalıdır: Kolayca, zorlanmadan dörtnala gitmeli, ürkek ve cılız olmamalıdır. Topçu gücü, süvari ile beraber hareket edildiğinde, buna topçu timi denirdi ve her askerin kendi atı vardı, böylece topçu hızlı hareket eden süvarilere ayak uydurabilecekti. En ağır yükler için kullanılan atlar, lokomotiflerin yetersiz kaldığı ya da yakıt sorunu baş gösterdiği durumlarda ordunun geniş tren vagonlarını hareket ettirmek için her türlü eziyete maruz kaldı. Tren vagonları, kişisel bagajlar veya tıbbi malzemelerle dolu olabilecek her yükü, yaralıları savaş alanlarından uzaklaştıran ambulansları atlar çekiyordu. Bunun en acımasız örneklerinden biri, Gettysburg Muharebesi’nden sonra yaralı Konfedere askerlerini savaş alanından çıkarmak gerektiğinde, bir sıhhiye trenini yirmi yedi km uzunluğundaki mesafeyi katetmek için atların kullanılmış olmasıydı. Yaralı askerleri kurtarmak için kullanılan atların yaralanma ve hastalıklarını tedavi etmek gerektiğinde ise, herhangi bir tedbir almak bir yana, sendeleyen bir attan kolayca vazgeçiliyordu. Atın duygusal bir varlık olduğu insanlık tarafından henüz keşfedilmemişti. İç savaşta atların en belirgin kullanımı süvari taşımaktı. Süvari, bilindiği üzere serbest olarak hareket ediyor, taktik gereği hiç umulmadık arazi koşullarında hem düşmanla hem de doğa koşullarıyla savaşmak zorunda kalabiliyordu. Bir süvari ve atı, ayrılmaz bir takımdı. Bir askerin atıyla uyumlu olabilmesi için onunla sağlam bağlar kurması gerekiyordu. Korkusuzca ölüme koşmak, bu sadık canlılar için sıradan bir işti. 12. Virginia Süvarileri’nden Yüzbaşı George Baylor, bu yakın bağı şu şekilde tanımlıyordu: “Süvari ve atı sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda kalpten kalbe de birbirlerine çok yakındı. Birlikte yediler, birlikte yattılar, yürüdüler, savaştılar ve sıklıkla birlikte öldüler. Bir atı, binicisi uyurken, bir mola sırasında etrafındaki otları yerken gözlemlemiştim. Sadık at, askerin başının altındaki çimleri almak için burnuyla hafifçe kenara itti. Onu uyandırmamaya çalışıyordu; bir insan kadar nazikti. Binlerce asker, kısa uyku molalarında kendi güvenliklerini atlarının sezgilerine emanet edecek kadar onlara güveniyordu. Onların sadakati karşısında insanlardan gördükleri muamelenin orantısızlığı rahatsız edici idi. Borazanın sesi duyulduğunda, boğuşma çağrılarını bildikleri için her zaman cevap vermeye hazırdılar. Eğer, yem ya da su çağrısı olsaydı, sahibini korumak için çatışmayı tercih edecek kadar fedakardılar. Savaşta çok asil ve cesurlardı. Silahların sesini seviyor gibiydiler. Vurulup yaralanmadıkları veya ölmedikleri sürece diz çöktükleri görülmemişti. Oysa ki askerlerin onları kurşunlara karşı siper olarak kullanmaları sıkça rastlanan bir durumdu.” Bu savaşta ölen atları onurlandırmanın gerekçesi şöyle anlatılıyordu: “Savaşta kahramanca ölen askerler ve komutanlarımız için görkemli anıtlar dikiyoruz, onları destanlaştırıyor, göklere çıkarıyoruz. Peki bu savaşlarda en az askerlerimiz kadar payı olan bu dört ayaklı dostlarımız bir anmayı hak etmiyor mu? Gördükleri her türlü kötü davranışa rağmen itiraz bile etmeyen bu mütevazi kahramanların bizim zaferlerimizde hiç mi payı yok?” Bazı yönlerden, iç savaş sırasında acı çeken ve ölen atlar, onları süren askerlerden daha önemliydi. ‘Birlik’, iç savaşta atlar olmadan galip gelemezdi. “ Sonunda bu vicdan yarasını anlatmanın saygıya değer bir yolunu buldular ve “meseleyi” başarıyla anlatmış bir heykel ortaya çıkardılar. Hayvan temalı çalışmalarıyla tanınan İngiliz heykeltıraş Paul Mellon’a yaptırılan bu heykel, 17 Eylül 1997’de tamamlandı ve Virginia’daki Ulusal Tarih Müzesi’nin önünde sergilenmeye başlandı. Onlar ölülerine gerekli saygıyı gösterdikten sonra kendi başarıları için acı çektirdikleri atlardan özür dilemenin ve şükranlarını sunmanın gerekli olduğuna inandılar. Paul Mellon’un ustaca “yontulmuş” heykeline baktığınızda bu canlıların neler yaşadığını anlayabilir, onların derin üzüntüsünü hissedebilirsiniz.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=