2019_Nisan

19 TJK’NIN SESİ NİSAN 2019 aşamasına kadar stüdyoda kamera altında kayıt altına alıyoruz. Daha sonra, bu süreci sıkıştırılmış bir video olarak yayınlıyoruz. Kamera altında bir ila üç saat sürebilen bu süreci, bir dakikaya indirip, hızlandırılmış olarak seyirciye sunuyoruz. Böylece seyirci bir karikatürü kurşunkalem taslak aşamasından, çinilenmesi ve boyanması aşamalarına dek görebiliyor. Karikatür sanatı hakkında bilgi verebilir misiniz? Karikatür sanatının bugün anladığımız anlamda toplumun yaşamına girmesi, Fransız Devrimi’nden sonra daha çok basılı işlerden, matbaanın yaygın kullanılmaya başlaması, kitap okuma alışkanlığının artması, gazete ve dergilerin hayatın ayrılmaz bir parçası olması ve toplumun hayatını etkilemeye başlamasından sonra önem kazanıyor. Tabii ki, karikatürün anavatanının “Avrupa” olduğunu söyleyebiliriz. Karikatürün yükselişi, Avrupa’da birçok gazetenin basılması ile birlikte okuyucu sayısının da artması ile başlar. Karikatür günlük olaylar ile ilgili olduğu için özü itibariyle politiktir. Çağdaş karikatür, yani bugünkü anlamına yakın şekli ile karikatür sanatı, politik karikatür ile ortaya çıkmıştır. Elbette, ressamlar çok uzun yıllardır karikatür veya karikatürümsü şeyler çiziyorlar. Hatta, bu çizimleri mağara resimlerinde de görebiliriz. Fakat, çağdaş anlamda karikatür, Fransız Devrimi ile birlikte ortaya çıkar ve var olma, topluma hizmet amacı da aydınlanma felsefesidir. Yani, karikatür aydınlanma felsefesine katkıda bulunmaya çalışır. Karikatürün bir felsefesi, bir amacı, topluma vermek istediği bir mesajı olmalıdır. Asıl amacı, toplumu değiştirmek, dönüştürmek ve toplumu aydınlatmaya hizmet etmek olmalıdır. Karikatürün, basılı işlerin yaygınlaşması ile beraber popülerleştiğini görüyoruz. Bu durum, Türkiye için de geçerlidir. Ülkemizde, karikatürün toplumun yaşamına girmesi ile karikatüristlerin önem kazanması, yine özgürleşme ve aydınlanma hareketi ile birlikte, basılı işlerin yaygınlaşması ve batılı anlamda bir çağdaşlaşma faaliyeti ile birlikte ortaya çıkar. Karikatür sanatının ülkemizdeki durumu hakkında ne düşünüyorsunuz ? Türkiye’de karikatür, günümüzde pek de parlak bir dönem yaşamıyor. O parlak günler, yıllar öncesinde kaldı. Bunun çok farklı sebepleri var ama genel olarak durumu anlatmak için bir şeyler söylemek lazımsa, gazetelerin tirajını kaybettiği, baskılı işlerle, yani gazete ve kitaplara olan ilginin azaldığı günümüzde, doğal olarak karikatüre olan ilgi de azaldı. Bunun yanında, genel olarak karikatür kendini tekrar ettiği için okuyucu sayısını kaybediyor. Günümüzde, birçok gazete ve karikatür dergisi kapanıyor. Yani, karikatür de Türkiye’nin genel matbu(basılı) işleri ile aynı kaderi paylaşıyor. Ülkemizde karikatür sanatı ile ilgili herhangi bir eğitim veriliyor mu? Türkiye’de karikatür sanatı ile ilgili akademik bir eğitim verilmiyor. Yani, güzel sanatlar akademilerinde böyle bir eğitim verilmediğini söyleyebiliriz. Fakat, eski karikatüristler, bu işi meslek edinmiş olanlar ve uzun süredir karikatür çizenler, kendi çabaları ile karikatür eğitimi veriyorlar. Belediyeler gibi bazı özel kurum ve kuruluşlar, bu eğitimlerin verilebilmesi için çalışıyorlar. Fakat, bu eğitimler akademik değiller, bu nedenle bir sonraki nesil için de kalıcı değiller. Ne yazık ki, kendi faaliyet alanı ve amacı içinde kalıp, orada noktalanıyorlar . Bir karikatürün hazırlık sürecini anlatır mısınız? Her karikatür bir öneri, bir iddia veya bir gözlem içerir. Karikatürü çizmeye başlamadan çok önce uzun bir hazırlık yapmanız gerekir. Söylemek istediğiniz ne ise onunla ilgili tam bir entellektüel bilgiyi önceden edinmiş olmalısınız. Buna, mizahın teorik ve felsefi bilgisi de dahildir. Yani, öncelikli olarak okuyucudan ve toplumdan daha ileride kültürel birikime sahip olmalısınız. Konu, atlar ile ilgili çizim yapmak olduğunda, bu benim için hazırlık gerektiriyor. At figürü, oranlara dikkat edilerek, çok dikkatli çizilmesi gereken, eşsiz ve karmaşık bir figürdür. At çizimi yaparken, herhangi bir oransızlık da çizgi kalitesini etkileyecektir. At figürünün en zor figürlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle, ben bir karikatürü çizmeden önce, o karikatür için birkaç defa eskiz çalışması yapıyorum. Atın figürlerini ve pozisyonunu birkaç defa çalıştıktan sonra, kamera altında çizime başlıyorum. Yani, TJK TV’de yayınlanan karikatürlerimi, ekrana yansıyan çizim aşamasından önce birkaç defa çizmiş oluyorum. Atlar ile karikatürü nasıl bağdaştırıyorsunuz? Karikatürde olması gereken bir kaç temel unsur var: Mizah, espri ve desen. Atlar yada diğer canlılar ile ilgili karikatür çizme konusunu, diğer konular ile karşılaştırdığınızda mizahın tekniği ile ilgili bir konudur. Öncelikle, atlar ile ilgili bir dünya oluşturmanız gerekiyor. Bu da aslında bugüne kadar çokça yapılan ve kahramanları çoğunlukla hayvanlardan seçilen ve sonunda şaşırtma amacı güden bir fabl (hayvanları insanlaştırma) yöntemidir. Burada, benim uyguladığım, La Fontaine’in Masalları’ndaki gibi bir fabl. Hayvanları konuşturduğunuzda ve onların insanlar ile olan ilişkilerini irdelediğinizde, komiklikler kendiliğinden ortaya çıkıyor. Henri Bergson’un, Gülme adlı kitabında, gülmenin felsefesi anlatılır. Hayvanları, insanlara yaklaştırdığınızda pek çok komiklik de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Öncelikle, hayvanları duygusal ve nevi şahsına münhasır canlılar olarak düşündüğünüzde, değişik olaylara verdikleri tepkiler, kendiliğinden bir malzeme ortaya çıkartıyor. Bununla ilgili çalışmalar yapıp, detaylandırdığınızda, içine biraz da yarışçılık ile ilgili şeyler kattığınızda, ortaya kendiliğinden bir dünya çıkıyor.

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=