2019_Haziran

’lı senelerin başlarıydı. Farklı sektörlerde yatırımları bulunan Eskişehir - Sivrihisarlı İş Adamı Yavuz Gülerce’nin İzmir’de bir oteli vardı. İzmir’e göreve giden TJK personelleri de bu otelde kalıyordu. Tabii, bu durumda otelde atçılık ve at yarışı sohbeti de eksik olmuyordu. Otelin Müdürü Mehmet Çay da atlar ve yarışlar ile ilgilenmeyi çok seviyordu. O kadar seviyordu ki, 1997 -1998’lerde lisans alıp antrenörlük yapmaya bile başlamıştı. Otel sahibi Yavuz Bey’in de sıkça katıldığı bu sohbetler, ailesinde taa babalardan, dedelerden Kafkasya’da atçılar bulunan Yavuz Gülerce’yi de atçılık yapmaya yönlendirmişti. Çifteler (Anadolu Tarım İşletmesi) ve Karacabey Satışları’ndan bir dizi tay alındı. İlk başlarda, Mahmudiye’de bazı akraba ve tanıdıkların yerlerinde bakılan tayların bir arada kalabilmeleri için Foça’daki bir arazide hara kurulması kararı alındı. Yavuz Gülerce’nin atçılığa başlama kararına, eşi Nurbiye Hanım ile kızları Gülnur ve Selma’dan da büyük bir destek gelmişti. 1993’te pistlere çıkan Mertol yavrusu Bamka ile Hilalüzzaman yavrusu Bamka 1’in yarışları Gülerce’lerin şevkini daha da arttırmıştı. Gülnur Gülerce, haradaki taylardan bir tanesini çok sevmişti. Hilallüzaman 25’in bir Alnasip yavrusu olan Kemiyetülırak 26’dan doğmuş, Çifteler Harası yetiştirmesi, 1991 doğumlu bir safkandı bu tay… Gülnur Hanım babasına, “Müsaade edersen, bu tayın adı Yavuzhan olsun” demiş ve bu teklif hemen kabul görmüştü. Yavuz Gülerce de tayın isim annesine bir jest yapmış ve Yavuzhan’ın Gülnur Gülerce forması altında koşmasını istemişti. Böylece, Gülnur Gülerce de daha ilk koşusunda kazanan bir tayla atçılığa başlamış oluyordu. Yavuzhan’ın bu ilk koşusu, 16 Nisan 1994 tarihinde, Veliefendi çim pistinde yapılan bir Maiden yarıştı ve Yavuzhan bu koşuyu jokey Tınay Adışen ile kazanıp, hemen Maiden’den çıkmıştı. Bu koşunun ardından yine Tınay ile kazanılan koşu, Süleyman Akdı ile kazanılan Anadolu Hisarı ve Çeliker Koşuları, Yavuzhan’ın yarışseverlerce tanınmasına neden olmuştu. Yavuzhan, 6 Ağustos 1994 tarihinde, G1 Çanakkale Zaferi Koşusu’na çıktı. Jokeyi, seneler sonra yapılan bir sohbette “Unutamadığım Arap atı Yavuzhan’dır...” diyen Halis Karataş’tan başkası değildi. Yavuzhan, bu koşuda İbocan’a geçildi, ikinci kaldı. O koşudan sonra atların bir akşam gezintisinde komşu ahırlardaki atlardan birinin seyisinin, Yavuzhan için “Geçilmeyi hazmedememiş. Hırs yapmış...” demesi o dönemlerde çok yaygın duyulmuştu. Ardından Akın Özdeniz ile kazanılan Malazgirt ve Hatay, ikinci kaldığı Haralar ve Cumhuriyet Koşuları ile taylık dönemi kapanmıştı. Son koşuda, ailenin verdiği bir kararla ekürinin atlarının çoğu ile birlikte Nurbiye Gülerce forması geçerli olmaya başladı. Bu durum son koşusuna kadar devam etti. Yavuzhan yarış hayatına, 4 yaşlılığına bir A Grubu Arap Atı olarak İzmir’de başladı. Ardı ardına 3 birincilikten sonra, İstanbul’a döndü. 23 Nisan Koşusu’nda Timurhan ve İbocan’ın arkasında üçüncü kaldı. Bu koşunun acısını, iki hafta sonra TBMM Koşusu’nu kazanarak çıkarttı. Geçtiği atlar arasında Timurhan ve İbocan da vardı. TBMM’den sonra, Çifteler Koşusu’ndaki ikincilik, Niğbolu Koşusu’ndaki üçüncülüğü, kafalara “Acaba Yavuzhan uzayan mesafeyi sevmedi mi?” sorusunu getirdi ama Yavuzhan, 2400 metrelik Tarım Bakanlığı Koşusu’nu hiç zorlanmadan kazandı. Ardından üç koşuluk bir birincilik serisi daha geldi. Kosova Koşusu’nda bir başka şampiyon ata, Hürbatur’a geçildi. Yeni bir rekabet başlamıştı. 1995 Yunus Emre ve G1 Cumhuriyet Koşusu birinciliği ile bitti. 1996 yine İzmir de başladı. 3 birincilik ve Lozan Koşusu’nda yaşanan sorundan sonra İstanbul’a dönüldü. İstanbul’da yine 23 Nisan Koşusu’nda ikinci kalma ile başladı. Bu defa Bükentay’a geçilmişti. Koşu sonrası Ring mahallini bugün gibi hatırlıyorum. Yavuzhan adeta, “Haydi bir daha koşalım...” der gibiydi. Bu koşunun ardından, bir geçilmezlik serisi geldi. Seri MBH koştuğu TBMM Koşusu ile başlamıştı. 3 tane G1 - 5 tane G2 - 1 tane de G3 birinciliği vardı bu seride… Seri, Kosova Koşusu’nda Bozdağ’a geçilmesiyle son buldu ama ardından ikisi 1996’da 5 tanesi 1997’de olmak üzere 7 koşuluk bir birincilik serisi daha geldi. İçlerinde Cumhuriyet ve üçüncü kez kazandığı TBMM Koşuları’da vardı. 1998 senesi kazanılan 2 birincilik ve elde edilen 6 ikinciliğin yanı sıra Malazgirt Koşusu’nda yaşanan şanssızlıkla bitti. Yine de Yavuzhan çok değerliydi. Beş ay sonra, İzmir’de yeniden pistlere dönen şampiyon orada iki koşu kazanıp, İstanbul’a döndü. TBMM Koşusu’nda ekürisi Caş’a geçildikten sonra, Niğbolu ve Anadolu Tarım İşletmesi Koşuları’nı kazandı. Ardından, bir arıza yaşadı. 3 - 4 ay sonra, İstanbul ve Ankara’da Dumlupınar ve Tarım Bakanlığı Koşuları’nda denendi ama olmadı. 1999 Ekim sonu, kendi adı konmuş olan Yavuzhan Harası’na gönderildi. Ne yazık ki, “Çok iyi bir aygır olur” düşüncesi ile haraya giden Yavuzhan çok geçmeden hastalandı ve öldü. Yavuzhan’ın ölümüne aile kadar tüm atçılık ve yarışçılık camiası da üzülmüştü. En çok etkilenen ise, Yavuz Gülerce olmuştu. Hastalanmış, ancak 8 - 10 gün sonra toparlanabilmişti. Bir konuşmamızda, “Evden birisini kaybettik gibi oldu” demişti. 68 koşu… 44 birincilik - 16 ikincilik- 2 üçüncülük - 1 dördüncülük… Sadece talihsizliklerin getirdiği 4 tabela dışı… Kazanılmamış yarış yok… Şimdi düşünüyorum. Bu performans nedeniyle mi ben Yavuzhan’ı unutamıyorum. Hayır… Elbet, bu performansın da etkisi var ama ben Yavuzhan’ın her koştuğu yarışta kazanmak için gösterdiği gayret ve hırsı unutamıyorum. Günümüzde Foça’ya, Yavuzhan Harası’na gidenler, o büyük şampiyonun, Yavuzhan’ın Anıt Mezar’ını görebilirler... 1990 57 TJK’NIN SESİ HAZİRAN 2019 HASAN SAYDAM UNUTAMADIKLARIM YAVUZ GÜLERCE VE EKİBİ CUMHURİYET KUPASI İLE... F O Ç A ’ D A B U L U N A N G Ü L E R C E H A R A S I’ N D A Y A V U Z H A N ’I N A N I T M E Z A R I . . .

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=