2019_Ekim

61 TJK’NIN SESİ EKİM 2019 Üç Günlük Yarışma Takımımız, Kısmet isimli atıyla Ütğm. Saim Polatkan ile Akın isimli atıyla yarışacak olan Ütğm. Sadettin Erokay’dan oluşuyordu. Ayrıca, Ütğm. Eyüp Öncü ve Ütğm. Bedri İlhan da ekibin birer parçasıydılar. Takımımızın Ekip Şefliği görevini, 1957 yılında Türkiye Jokey Kulübü Genel Sekreteri olarak görev yapmış, aynı zamanda Yüksek Komiserler Kurulu Üyesi olan ve o tarihte rütbesi Kur. Yb. olan General Saim Önhon yapıyordu. Özkan Temurlenk’in kaleme aldığı, “1930 – 1960 Türk Binicilerin Uluslararası Yarışmaları” adlı kitapta, Sanki – Geoge Sport Zeitung Dergisi’nin 1936 yılında basılan, 10 numaralı sayısının, “1936 Berlin Olimpiyatları’na Katılacak Binicilik Takımları’nın Tanıtımı” adlı bölümden çeviri olarak aktarılan kısmı, o yıllarda Türk Biniciliği hakkında birçok bilgi içermektedir. Türklerin eski binici oldukları, atlarıyla yarım dünyayı fethettikleri halde, o güne kadar tamamen ayrı bir binicilik uzmanlığı gerektiren çağdaş engel atlama yarışmaları ile ilgilenmedikleri, bu disiplini bu kadar çabuk öğrenmelerinin ise çabuk öğrenme ve üstün yetenek ve kavrayış gücüne sahip olduklarının kanıtı olduğu yazılmıştır. Ayrıca, takımın atları ve biniciler hakkında da bilgilere yer verimiştir: “... Türk binicilerinin atları vasat düzeydedir. Geçen yıl Fransız ve Macar atları ile yarışmışlardı. Bunlar arasında çok iyi sayılabilecek bir at yoktu. Ancak, Türkler atlarını pek sakınmadılar. Her binici atının gücünü sonuna kadar kullandı. 1935 yılında Nice’de, biniş stilleri dengeli değildi. Bir binici, her atlayışta büstünü tamamen geriye atıyordu. Fakat Budapeşte, Aachen ve Viyana’da Türk binicileri artık çağdaş stili öğrenmişlerdi. Çağdaş Türkiye, her alanda gerçekten soylu ve güçlü devlettir. Yeni Türkiye’yi çelik azimli politikacı, tek adam bu duruma getirdi. Onun adı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yeni Türkiye şimdi de Atatürk’ün bulunduğunu hissetmektedir. Türk binicileri asık yüzlü değildir. Özellikle güler yüzlüdür. Herhangi bir arkadaşlarının başarısına gönülden sevinmektedir. Başlarında çok iyi önderleri vardır. Bu centilmen General Mürsel Bakû, Okul komutanları Alb. Cevat Bilgisin ve yardımcısı Yb. Saim Önhon. Bunları, geçen yıl okullardaki çalışmalarında izledim. Yerleri İstanbul... Çağdaş, gösterişli ve çok güzel yapılmış. Bu çok önem verilen şehirde, çok büyük bir arazide, biniciler çalışmalarını sürdürüyorlar. Türkiye’nin bu büyük okulu; 24 komutanlık, 72 binici ve 24 mukimdi süvari subayıyla beş dala ayrılıyor. Bu Türk Okulu, I. Dünya Savaşı’nda çok büyük görevler üstlenmiş ve başarılar kazanmıştır. General Mûrsel komutasındaki bir birlik, beklenmeyen bir taarruzla Rusların Bakû Şehri’ni aldı. Bu eski asker, okulda istekleri karşılayacak şekilde, kuvvetli ve disiplinli subayların yetişmesi için, tüm zorlukların yenilmesi gerektiğini bilmektedir. Ancak, 20 yıl süren savaşlar sonunda, atlarında çok azalma oldu ve halen okul zorunlu olarak dışarıdan at almak durumundadır. Bir Türk Komutanı: “Türk Takımı’nın, uluslararası yarışmalarda Türk ırkı atlarla katılmasını istiyoruz.” demiştir, ve atların yetişmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Böyle bir ulusun ekibinin başarılı olması için “Nasıl atlar gerekiyor?” sorusuna, Başbakanları İsmet İnönü de çözüm arıyor. Doğan Türk atları çoğalıyor; küçük ama yönetimde kolay; ancak eski ve iyi kandan, sert, cesur ve akıllı, söylenene göre orduda gereksinimini karşılayacak atlar yeterlilikte üretilmiyor. Uluslararası yarışmalara katılan atlardan yalnızca birinde Türk kanı (Yarım kan) var, adı Kısmet. Diğer atlarını Berlin, Aacheis ve Viyana’da göreceğiz. Hepsi de Fransa’da yetiştirilen Anglo Arap ve Anglo Norman. Hepsi de Fransa’dan satın alınmıştır.” DRESAJ YARIŞMASI’NDA FAVORITE ADLI ATIYLA FRANSA’YI TEMSİL EDEN ANDRE JOUSSEAUME... ULUSLAR ÖDÜLÜ’NÜ KAZANAN ALMAN BİNİCİ HASSE KURT... MİLLETLER MÜKAFATI YARIŞMA PARKURU...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=