2019_Ekim

31 TJK’NIN SESİ EKİM 2019 D.T. : Merhaba değerli izleyiciler, Atçılık Sohbetleri’nin beşinci bölümü ile yine karşınızdayız! Yanımda, her zaman olduğu gibi çok değerli dostum Sadun Oktav var! Merhaba Sadun, hoş geldin... S.O. : Merhaba Demir’ciğim, hoş bulduk! D.T. : Bugünkü programımızda, yaklaşan ve hatta bazı ülkelerde başlamış olan at ve tay satışları hakkında konuşacağız. Özellikle Türk atçılarımızın da ilgi gösterdiği satışlar, Kasım ve Aralık aylarında gerçekleştirilecek. Ben de bu hafta bu konulara değinelim istedim. S.O. : Umarım atçılarımıza yardımcı olur, onlara yol gösteririz. D.T. : Ben öncelikle, İrlanda’daki Goffs Satışları’ndan bahsetmek istiyorum. İlk defa 1866 yılında Robert Goff tarafından Dublin’de Royal Dublin Society Sales Paddocks’ta yapılmış. Tabii, ilk yıllarda oldukça küçük bir organizasyonmuş. Sanıyorum ki, 6 atlık bir satış gerçekleştirilmiş. S.O. : Öyle mi? Gerçekten de oldukça azmış! Bu bilgiyi vermeden önce bana sormuş olsaydın, “Herhalde en azından bir 100 adet at satışı ile başlamışlardır.” diye cevap verirdim. Özellikle, İrlanda’da günümüzde yapılan satışlar ile kıyaslarsak böyle bir cevap vermem de doğal olacaktır. D.T. : Tabii ki, mukayese kabul etmez! Bu satışlar, 1970’lerin ortalarından günümüze kadar, şu anda mevcut satışların gerçekleştiği Kildare’de bulunan komplekste gerçekleştiriliyor. S.O. : Burası da her ikimizin sayısız defa gittiği bir yer... D.T. : Evet… Bu arada Goffs da Fransız satış şirketi Arqana ile hissedar. S.O. : Bildiğim kadarıyla hem Goffs’un hem de Arqana’nın hisseleri Aga Khan Ekürüsi’nde. Aga Khan Ekürisi, bu her iki organizasyonu da destekliyor ve bu sayede atçılığa da destek veriyor. O nedenle, Goffs ve Arqana’da bir ortaklık da mevcut. D.T. : Tabii, yıllar geçtikçe her iki şirketin hissedarları da artmış ve dünya piyasasına açılmışlar diyebiliriz. Mesela, bizim Türk atçılarını pek de ilgilendirmeyen bir konu ama İrlanda, İngiltere ve Fransa’da çok popüler olan “National Hunt” yarışları için de satışlar gerçekleştiriliyor. S.O. : Özellikle kış aylarında 4000 – 5000 metre mesafede düzenlenen ve “Chase” adı verilen bu özel yarışlar ülkemizde düzenlenmiyor ama İrlandalıların, Fransızlar’ın ve İngilizler’in kültürlerinde bu var. D.T. : Zaten bu yarışların hikayesi de avcılıktan geliyor. Geçmiş yıllarda kışın yarış sezonu kapandığı için kış aylarında da atlı bir aktivite yapmak istiyorlar. Ayrıca, bu yarışları özellikle kışın düzenlemelerinin bir nedeni daha var. Kış aylarında yağışlar nedeniyle yumuşayan pist sayesinde, atlarının ayaklarına daha az baskı uygulanıyormuş. Tabii, saydığımız bu üç ülkede Chase yarışlarının popüler olması nedeniyle de bu yarışlarda koşmak üzere yetiştirilmiş atların satışını da gerçekleştiriyorlar. Şimdi, İrlanda’daki satışları incelediğimiz zaman Kasım ayında, bir yaşına kadar olan tay anlamına gelen, “Foal” satışlarının başlayacağını görüyoruz. Bu satışlar, 18 – 20 Kasım ve 23 – 24 Kasım olmak üzere iki farklı tarihte düzenlenecek. Bu iki tarihin arasında; 21 – 22 Kasım’da da “Breeding Stock Sale” adı verilen kısrak satışlarının gerçekleştirileceğini görüyoruz. Diğer ülkeler için de bilgiler vereceğiz ama öncesinde bu satışlardan biraz bahsedelim. Biz oradaki atmosferi yaşadık. Hiç bu satışlara gitmemiş olan ama gitmek isteyen veya gidecek olan atçıları neler bekliyor? S.O. : Ben yıllardır birlikte satışa gittiğim ve ilk defa bir satışa gidecek olan atçılara hep şunu söylerim, “Oraya gittiğinizde şok olmayın!” Çünkü, biliyorsun Demir’ciğim ülkemizde kısraklara daha az önem verilebiliyor. Gerçi son zamanlarda, kısrak fiyatları konusunda bir trend yakalandı. Ama yakın geçmişe baktığımızda, kısrakların çok da para etmediğini görüyoruz. Bu nedenle, Türk yetiştiriciler İrlanda’ya gittiklerinde ve oradaki kısrakların değerlerini görünce şok oluyorlar. Bu nedenle ben, gitmeden önce onları uyarıyordum. Sen de biliyorsun, ben İrlanda’daki Goffs Satışları’nda hem kısrak aldım hem de kısrak sattım. Bu nedenle birçok tecrübe yaşadığımı söyleyebilirim. D.T. : Peki, bu satışlardan alım yapılırken nelere dikkat edilmesi gerekiyor? S.O. : Şimdi, iki tip alıcı olduğunu söyleyebiliriz. Bazı yetiştiriciler öncelikle kısrağın gebe olduğu aygıra bakıyorlar. Aygır listelerini inceliyorlar ve orada diyelim ki “X” isimli aygırı görüyorlar. Bu “X” aygırının hangi yarışları kazandığına ve çekim fiyatına bakıyorlar daha sonra koşan yavrularının başarılarını inceliyorlar. Benim gibi diğer bazı yetiştiriciler ise, bu satışlarda alım yaparken öncelikle anneyi inceliyorlar. Öncelikle, iyi bir anneden doğan tay, orta vasıflı bir aygırdan olursa benim ilk tercihimdir. Çünkü, Türkiye’ye getirdiğimizde onu yıllarca kullanacağız. Daha sonra, kısrak babasının kim olduğuna bakıyorum. İkinci kısrak ve üçüncü kısrak babasını da inceliyorum. Zaten birazdan da bahsederiz; biliyorsun satış kataloglarında annelerin birinci, ikinci, üçüncü hatta bazen dördüncü anneye kadar detaylı bir şekilde yavruların neler yaptığını anlatan sayfalar mevcut oluyor. Dolayısıyla, ben gitmeden önce de dersime çalışıyorum. Tabii, tüm bu incelemelerin yanında, gittiğimizde alacağımız atın konformasyonunu da inceliyoruz. D.T. : Evet, tabii satışlara gitmeden önce kağıt üzerinde hangi atlar ile ilgilendiğimizi belirlememiz gerekiyor. S.O. : Tabii ki, oraya gittiğimizde katalogları da inceliyoruz ama artık bu bilgiler aylar öncesinden internetten de açıklanıyor. Biz de tüm incelemeleri yapıp, dersimize çalışarak gidiyoruz. D.T. : Bir de biraz şundan bahsedelim; diyelim ki, orada satışlara gittik bir kısrağı da beğendik veya birkaç kısrağı aklımıza yazdık. Bir de orada bir inceleme yapmamız gerekiyor... S.O. : Tabii, kesinlikle öyle. Kısrakları, satışa çıkmadan önce gidip görüyoruz. Yetişemezsek, satışın olacağı gün sabahın erken saatlerinde gidip görüyoruz. Bir de son olarak, satışa çıkmadan önce önde açık bir Ring alanı var. Orada da inceliyoruz. Kimse de oturduğu yerden at satışa çıktığında hemen bir bakıp da “Tamam bu at iyiymiş!” diyerek almıyor. D.T. : Aslında kağıt üzerinde çok beğendiğimiz bir kısrağı, orada yaptığımız gözlemler sonrasında almaktan vazgeçmemiz söz konusu olabiliyor... S.O. : Evet, bu durum çok başımıza geldi. Türkiye’de inceleyip de çok beğendiğimiz ama gidip - gördüğümüzde hayal kırıklığına uğradığımız atlar da oldu ya da burada kağıt üzerinde incelediğimizde “Fena değil!” dediğimiz atlara da aşık olduğumuz oldu. D.T. : Bir de alım sonrasında yaşanan bir süreç var. Biraz da bu konudan bahsedelim. S.O. : Evet, aldığımız atlar orada bir karantinaya giriyorlar. Bazı çiftliklerin karantinaya alma yetkileri var. Atlar, o çiftliklerde tutuluyorlar. Ondan sonra gereken prosedürleri, bu konu ile ilgilenen veya ticaretini yapan profesyonel arkadaşlarımız takip ediyor. D.T. : Aslında oraya gidildikten sonra bir tay veya kısrak almanın o kadar da zor olmadığını söyleyebiliriz. Atçılığa yeni merak salıp da bu işin çok zor olduğunu düşünen okuyucularımız varsa, en azından bundan sonra biraz daha cesaretli olmalarını arzuluyoruz. İRLANDA / GOFFS

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=