2019_Aralik
Atları eğitirken onlara nasıl yaklaşıyorsunuz? Tabi ki bu canlılara eğitim verirken, onlara hiçbir şekilde şiddet uygulamıyoruz. Onlara hak ettikleri gibi nazikçe ve saygılarını kazanmak üzere yaklaşıyoruz. Çünkü atlar kendilerine yapılanı asla unutmuyor, bir konu üzerinde yaşadıkları olumsuz bir durumu davranış haline getiriyorlar. Bu hiç istemediğimiz bir şeydir. Bu sebeple onların bize korku değil saygı duymalarını istiyoruz. Sonuçta bu ‘kralların sporu’ ve atlara da krallara layık şekilde muamele edilmesi gerekiyor. “İŞİN SIRRI ATIN KALBİNİ KAZANMAK” Uygun yolla onlara patronun kim olduğunu göstermek verilecek eğitimin yüzde yüz faydalı olmasının yolunu açıyor. Yine çocuklardan örnek vermek gerekirse, küçük yaştaki bir insan gittiği okulda kötü muamele görürse ne okulunu sever, ne de öğretmenlerini. Ben hayatımı, Türk yarışçılık camiasının tüm fertleri gibi atlardan kazanıyorum. Bu sebeple atların yalnızca birer hayvan olarak değil, bu işin merkezindeki özel canlılar olarak görülmesi lazım. Bir atın kalbini kırarsan, bir daha asla senin için çalışmaz. Bu işin sırrı, atın kalbini kazanmaktan geçiyor. Atların karakterleri de insanlardaki gibi farklılık gösteriyor mu? Nasıl ki her insan birbirinden farklıysa, atlar da aynı şekilde, her biri ayrı karakterlere sahip. Benim atçılık anlayışımda her at farklıdır ve onlara bu yaklaşım üzerinden eğitim vermek gerekir. Kimisi inatçıdır, kimisi kavgayı sever, kimisi de daha uysaldır. Bunu ufak yaşlarda doğru saptayıp, ona göre bir program düzenlenmeli. Atların hafızaları gerçekten çok kuvvetli. Yanlış bir yaklaşım olduğu takdirde kafalarında negatif algılar yer edecektir. Bunun olmaması için atın yapısının çok iyi analiz edilip yaklaşımın buna göre belirlenmesi çok önemli. Bazı hastalıkların tedavi sürecinde destekleyici rol oynayan bir terapi yöntemi olan At’la Terapi, günden güne daha sık bir biçimde tercih ediliyor. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Atların insanlar üzerindeki etkileri yadsınamaz. İnsanlarla anında iletişim kurabilme kabiliyetlerine sahipler ve çok az canlıda bulunan bir özellik. Hepimizin içinde bulunan masumiyeti görebiliyorlar ve bizlere buna göre davranıyorlar. Örneğin; iyi ve uysal yapıdaki insanlara daha fazla samimiyet gösteriyorlar, agresif yapıda olanlara ise çok fazla yaklaşmıyorlar. Çünkü, kendilerine zarar verilecek hissine kapılıyorlar. İçinizdeki masumiyeti ve iyiliği farkına vardıklarında ise sizi lideri olarak göreceği için onu kolaylıkla yönlendirebilirsiniz. Bu değerli canlıların insan psikolojisindeki yeri çok önemli. Bu sebeple, farklı hastalıklara sahip birçok insan, At’la Terapi’yi tercih ediyor. Atlarla ilgili başınızdan geçen, unutamadığınız bir olayı bizimle paylaşır mısınız? Gerçekten zor bir soru çünkü hangisinden başlayacağımı bilemiyorum, o kadar çok var ki. Bendeki yeri çok ayrı diyebileceğim bir tanesini sizinle paylaşmak isterim. Bundan birkaç yıl önce, kendi çiftliğime kısrak almak için İspanya’da araştırmalar yapıyordum. Sonrasında, bir ahırda duvara bağlanmış vaziyette duran ve kimsenin yaklaşmadığı çok güzel bir aygırla karşılaştım. Atın ilgilileriyle konuştuğumda bana bu atın çok tehlikeli olduğunu, bu sebeple bağladıklarını ve asla eğitilemez olduğunu söylediler. Ben ise kendilerine, bu safkanı 20 dakika içinde eğitebileceğimi ve bunu başarırsam atı bana vermeleri gerektiğini belirttim. Onlar buna sadece güldüler. Sonra atı bağlandığı yerden çözdüm, diğer atlarla birlikte kısa bir eğitime tabi tuttum. “HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ” 15 dakika içinde atta büyük değişim görüldü. Herkes şok içindeydi. Tabi bunu başardıktan sonra başta anlaştığımız gibi atı bana verdiler ve onu İngiltere’ye kendi çiftliğime götürdüm. Olayın ardından, ismim üne kavuştu ve belki de bugün geldiğim noktayı bu duruma borçluyum. Resmen hayatımı değiştirdi. Benim onu kurtardığım kadar o da beni bir anlamda kurtardı. Bu güzel aygır, hayatının kalan kısmında beni çok sahiplendi. Nereye gitsem peşimden geliyordu. Çok da korumacıydı aynı zamanda. Kariyerim boyunca gördüğüm, çalıştığım en özel attı. Maalesef bu özel canlı geçen ay öldü. Bir arkadaşım ölmüşçesine derin üzüntü içine girdim, neredeyse 2 hafta konuşamadım. Şimdi çiftliğimizde yavruları bulunuyor, yani bir nevi halen aramızda varlığını sürdürüyor. Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir? Bugüne kadar kariyerimde Kraliçe’nin ve Sheikh Mohammed’in atları ile birlikte Sea The Stars gibi birçok şampiyon atla çalıştım ve hepsine layık oldukları şekilde yaklaştım. Sea The Stars ile 6 ayda 6 grup koşu kazandık, bu benim için unutulmaz bir deneyimdi. İngiltere’deki bütün klasik koşulardan galibiyetle ayrıldık, bunu daha önce yapan olmamıştı. Kariyerimde 75 G1 ve klasik koşuda zafer yaşadım, sadece bir koşu kaldı kazanamadığım; o da Oaks. Ancak henüz vazgeçmiş değilim, 60 yaşındayım fakat halen yeni başarılar için yeterli vaktim var. 2020’de neler olacak hep birlikte göreceğiz. Bu değerli canlıların insan psikolojisindeki yeri çok önemli. Bu sebeple, farklı hastalıklara sahip birçok insan, At’la Terapi’yi tercih ediyor... MEHMETCAN KANIK GARY WITHEFORD 60 TJK’NIN SESİ ARALIK 2019
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=