2019_Aralik
önce iyileştirilmeleri gerekir. Gecikmiş olaylarda saydam tabakanın doğal yapısı bozulacağı için acil olarak sağıtıma başlanması şarttır. Bu amaçla, antibiyotikli göz damlaları ve göze özel serum içeren damlalar kullanılır. Basit kornea zedelenmeleri günde birkaç kez lokal ilaç uygulamaları ile kısa sürede iyileşir. Atın ağrısını azaltmak için yemine veya enjeksiyon şeklinde yangı giderici ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Saydam tabakadaki küçük sıyrıklar veya çizikler çabuk iyileşirse de ülserlerin tam olarak kapanması birkaç haftayı bulabilir. Uvea, gözün damarsal dokusu olduğu için tüm gözün damarsal beslenmesinden sorumlu olan bölümüdür. Uvea’daki bir yangı, saydam tabakadan görme sinirine kadar bütün dokuları etkileyebileceği için atın görme yeteneğini de ciddi şekilde tehdit eder. Uvea yangısı olan uveitis meydana geldiği zaman, gözde çok şiddetli ağrıya neden olur. Göz bebeği küçülür ve genellikle saydam tabakada bulutlanma denilen kısmi beyazlık veya bulanıklık vardır. Uvea yangısının oluşumu bağışıklık sistemine bağlanırsa da çoğunlukla kornea ülserlerinden sonra gelişir. Aralıklı olarak tekrarlama özelliğinde olan uveitis olayları, atın gözünde katarakt veya gözbebeğinin küçülüp sabit kalması gibi, her seferinde ciddi değişikliklere ve kalıcı hasarlara neden olur. Uveitis sağıtımında göz bebeğinin açılıp genişlemesi için atropinli göz damlaları ve steroidli göz damlaları kullanılır. Enjektable ağrı kesiciler yapılır veya atın yemine ağrı kesici ilaçlar eklenir. Saydam tabakadaki zedelenmelerin sağıtımında steroid içeren göz damlaları kullanılmadan önce, korneada ülser olmadığından emin olunmalıdır. Çünkü bu tür göz damlaları ülserlerin daha da ilerlemesine neden olurlar. Eğer göze diken, kıymık veya benzeri yabancı madde batmışsa veya korneada derin kesikler varsa, bu durumlarda zaman geçirmeden atın operasyona alınması gerekir. Ne kadar dikkatli ve gayretli olunsa da bazen yapılan ilaç sağıtımı yetersiz kalabilir. Gözün durumu daha da kötüye gidebilir. Atın görüş alanı her gün azalır veya kaybolur. Uveitis gibi yangısel olaylar ilerleyici karakterde olabilir. Özellikle iyileşmeyen ve her geçen gün ilerleyen göz hastalıklarında, operasyon ile gözün tamamen alınması zorunlu olabilir. Atın gözünün yüzeyi ve göz kapağının iç kısımları, aralarında çok farklı türden bakterilerin ve mantarların oluşturduğu, geniş mikrobiyal bir popülasyonu barındırır. Normal koşullar altında bu mikroorganizmalar göz dokusuna zarar vermeden yaşayıp giderler. Fakat keratomycosis gibi hastalıklar ortaya çıktığı zaman, bunlar da olaya katılırlar. Keratomycosis veya diğer bir deyişle fungal keratitis, mantar etkenlerinin neden olduğu, gözün saydam tabakasının yangısıdır. Atlarda çok yaygın olarak görüldüğü bildirilmektedir. Eğer zamanında tanısı konulup sağıtıma başlanmazsa, görme yeteneği kaybolur. Bazen birkaç mikroorganizma bir arada keratitise neden olabilir. Bu durumda kornea yangısı hızla ilerler ve sağıtım şansı kalmaz. Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, sağıtımın başarısız olmasının nedeni, mantarların ürettikleri biofilm denilen bir maddenin varlığıdır. Mikroorganizma topluluklarının oluşturduğu biofilmler, doku yüzeyine yapışırlar. Burada söz konusu olan korneadır. Hücrelerarası boşlukların içine yerleşip, adeta gömülürler. Biofilm tabakası tarafından korunan mikroplar, çevreden gelebilecek fiziksel ve kimyasal tehlikelerden etkilenmezler. Bilindiği gibi, atların gözyaşlarında mikroorganizmaları öldüren enzimler vardır. Ayrıca biofilm tabakası itrakonazol ve amfoterisin B gibi antifungal (mantarlara karşı kullanılan) ilaçlara da dayanıklı olduğu için, bu ilaçların mantar etkenlerine zarar vermesini engeller. Bütün mantar etkenleri biofilm üretmez. Fakat üretenlerin dokulardan temizlenmesi daha zordur. Esas olarak atların yaşam alanlarında bol miktarda mantar bulunur. Göz dokusunda yaralanma veya aynı zamanda meydana gelen bir enfeksiyon durumunda mantarlar da aktif hale geçerek enfeksiyona katılırlar. Atlarda göz yaralanmalarından korunmak için alınacak bazı önlemler, sağıtımdan daha kolaydır. Bu amaçla ahır içinde, duvarlarda, kapılarda ve atın geçtiği koridor gibi alanlarda çivi gibi sivri ve kesici cisimler, kancalar ve kıymıklar açıkta bırakılmamalıdır. Ahır kapıları, atın rahatça geçebileceği kadar geniş ve yüksek olmalıdır. Padok çitlerinde ve kapılarında kesici ve sivri kısımlar olmamalı, kırılan çitler onarılmalıdır. Kapıların metal sürgüleri her zaman korunaklı olmalı, açıkta kalmamalıdır. Atların gezinti alanlarında ve padok içinde göz hizasındaki ağaç dalları budanmalıdır. Kullanılan tüm ahşap malzemelerde çapak, pürüz ve kıymık bulunmamalıdır. Ahşap malzemeler düzgün, cilalı, veya zımparalanmış olmalıdır. Ot filesi kullanılıyorsa çok yükseğe asılmamalıdır. Çünkü ot yerken atın gözüne toz veya küçük dal parçaları ya da sap parçaları gelebilir. Otu yerden yedirmek bu tehlikeyi ortadan kaldırır. Bütün göz yaralanmaları ve hastalıklarında veteriner hekimin yardımı gerekebilir. Göze müdahale edilirken, bu organın çok hassas ve ağrılı olduğu unutulmamalıdır. Göz ilaçlarının formülleri diğer ilaçlardan farklıdır ve göz için özel olarak üretilmiştir. Bunların dışında veteriner hekime danışmadan göze ilaç uygulanmamalıdır. Eğer diğer insanlardan benim için bir şeyler yapmasını bekleseydim, hiçbir şey yapamazdım... Isaac Newton 33 TJK’NIN SESİ ARALIK 2019 ULTRASONOGRAFİ İLE YAPILAN GÖZ MUAYENESİ...
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=