2019_Aralik

yeni kısraklar alınıyor ve yetiştiriciliğimiz her geçen gün daha da gelişiyor. Peki, sen çok fazla çiftlik geziyorsun. İstersen, senin bu çiftliklerde gördüğün hem olumlu olan şeylerden hem de yaşanan sıkıntılardan bahsedelim. S.O. : Demir’ciğim olumlu olanlar burada az önce konuştuğumuz gibi… Kim getirirse getirsin, yeni kanların; yeni aygırların ve kısrakların ülkemize getirilmesinin olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Ben, Türkiye’nin birçok yerinde haraları dolaşıyorum, gidip incelemeler yapıyorum. Tabii ki problemler var. Aslında her ülkedeki yetiştiricilerin problemleri var. Bizim en önemli problemlerimizden birisi, haralardaki istihdam konusu, yani kalifiye eleman konusu, ya da bir başka bir deyişle, seyis konusu. Bazı haralarda, kadın seyislerin çalışmaya başladıklarını gördüm. Onlarla da konuştum ve kiminin Veteriner Teknikerliği Bölümü’nde okuduğunu öğrendim. Daha sonra, diğer hara sahipleri ile görüşüp, bu durumu onlara anlattığımda, onlar da haralarında kalifiye kadın seyisler bulundurmak istediklerini söylediler. Çünkü, onların da haralarında doğum oluyor. Artık özel haralarda çok da fazla aygır çekimi olmuyor ama özellikle doğum konusunda ya da tay eğitimi konusunda bir arayış içindeler. Bence çok önemli olan bu konuya da parmak basmamız gerektiğini düşünüyorum. Hipodromlarımızda çalışan bazı seyisler, haralara gidip çalışıyorlar ama hara koşulları, hipodrom koşullarına pek de benzemiyor. Bana anlatılan problemlerden birisi de bu. Ben, buradan onların dertlerini aktarmak istiyorum. D.T. : Ben de bu konuda bir şey söylemek istiyorum; biz de uzun yıllar yetiştiricilik yaptığımız için gerçekten de çiftliğimize kalifiye eleman getirmenin zor olduğunu biliyorum. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi de sahalarda uygulanan prim sisteminin olduğunu söyleyebiliriz. İkimiz de yurtdışında bulunduk. Bizim gittiğimiz ülkelerde de bir bonus vardı ama prim sistemi yoktu. S.O. : Tabii, o da şimdi şöyle, ben de onlara senin söylediğini söyledim. Onlar da şöyle yapmışlar; haradan bir at satıldığında bir bonus veriyorlarmış ya da sahada koşan atları da bir kazanç elde ederlerse, seyislerine de bir bonus veriliyormuş. Tabii ki, böyle yapılırsa kalifiye eleman bulunması daha da kolay ve çabuk olacaktır. D.T. : Tabii ki, haklı olarak sahalarda çalışan seyisler de burada daha çok ücret kazandıkları için çiftlikleri tercih etmiyorlar. Bir de tabii ki çiftlikler, genelde şehir dışında ve sosyal hayatın uzağında olmaları sebebiyle de pek tercih edilmiyorlar. S.O : Biz de bu sorunları yaşadık. D.T. : Evet, yaşadık ve zaman zaman çok da sıkıntılı dönemler oluyor. Biraz da çiftliklerdeki masraf ve maliyetler hakkında konuşalım. S.O. : Evet, maliyetler. Çok güzel bir konuya değindin. Yine hara sahipleriyle görüştüğümde, herkesin ortak bir problemi olan ot, sap ve yemlerin pahalı olması. Bazen yetiştiricilere, çiftliklerden gelen atlar için daha iyi bakılmalıydı gibi şeyler söyleniyor. Aslında, bütün hara sahipleri atlarına en iyi şekilde bakmak isterler ama maliyetler çok yüksek olduğu için herkes gücü nispetinde bakım yapabiliyor. Doğal olarak herkes de özellikle hazır yem konusunda, nasıl yapabiliriz, nasıl daha ucuza alabiliriz? Gibi sorulara cevap arıyorlar. Hazır yemi herkes kullanmak istiyor. Sen de biliyorsun ki, hazır yem yurtdışında oldukça ucuz ve kullanışlı. D.T. : Özel yem fabrikaları da çiftliklere çok yakın. S.O. : Aynen öyle, kimse kendi yem rasyonunu yapmak zorunda kalmıyor. Ama ülkemizde, maliyetlerin yüksek olması nedeniyle herkes kendi rasyonunu yapmak zorunda kalıyor. Kendi rasyonunuzu yaptığınız zaman da ortaya zafiyetler, aşırı gelişimden dolayı kemik üremeleri ya da idmana girdikten çok kısa bir süre sonra yaşanan sakatlıklar da hep bu altyapı eksikliklerinden ve bilmeden yapılan rasyonların sonuçları olarak karşımıza çıkıyor. Hara sahiplerinin isteği de gerçekten iyi bir hazır yemi ortaklaşa alarak ucuza mal edebilmek. Bu konunun da yetiştiricilerimiz için önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Her şey orijinle bitmiyor… D.T. : Aslında, burada ticari anlamda da bir boşluk olduğunu söyleyebiliriz, öyle değil mi? Yani, bu alanda da bir yatırım yapılabilir. Şimdi de biraz haralardaki nalbant problemlerinden bahsedelim. S.O. : Evet, bu konu az önce konuştuğumuz konuyla da alakalı. Ülkemizdeki bütün hipodromlarda nalbantlar var. Ama sen de biliyorsun ki, yurtdışındaki hara nalbantçılığı, tayların tırnak bakımı ve “Türkçe” söyleyeyim; nalın ayarı çok önemli. D.T. : Nalbantlar, doğumun hemen sonrasında görülen problemlerin düzeltilmesi için de önemli bir rol oynuyorlar, değil mi? S.O. : Evet, öyle. Tayın doğumundan sonraki ilk 6 ayda yapılan tırnak bakımı çok önemli. Bu nedenle, hara nalbantçılığının hayata geçirilmesini istiyorlar. Çünkü bazı haralar, senin de söylediğin gibi şehir merkezine uzak. Bu işte de düzen ve süreklilik çok önemli, dolayısıyla yetiştiriciler her zaman nalbant bulamıyorlar. Özel hara nalbantçılığı da nalbantlık eğitimi veren okullarda yetişmesi veya mevcut sistemdeki nalbantların özel hara nalbantlığı yapabilecek şekilde kendilerini geliştirip, yetiştirmesi gerekiyor. D.T. : Tabii, bu konuştuğumuz konular nedeniyle atçılığa yeni başlayacak olanların gözleri korkmasın. Çünkü, neticesinde atçılık her geçen gün gelişen bir sektör. Tabii ki eksiklerimiz var ama dünyanın her ülkesinde eksiklikler var. Zaman içinde bunlar birbirlerini tamamlayacaktır. Değerli okuyucularımız, çok geniş bir konu olan yetiştiriciliğin bir ucundan tutup ufak bilgiler vermeye çalıştık. Elimizden geldiği kadar da sizden gelen soruları cevaplamaya çalıştık. Bundan sonraki programlarımızda da sorularınızı bekliyoruz. Bir sonraki Atçılık Sohbetleri Programı’nda tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın! 25 TJK’NIN SESİ ARALIK 2019

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=