2019_Agustos
49 TJK’NIN SESİ AĞUSTOS 2019 Egzersiz sırasında ise, bu miktar on kat veya daha fazla artarak, dakikadaki solunum hacmi, bin beş yüz ila bin sekiz yüz litreye kadar ulaşır. Yani, bir dakika içinde akciğerlere bu kadar hava girip çıkar. Yarış atlarında solunum hacminin artarak oksijen ve karbondioksitin büyük oranlarda karşılıklı alınıp verilebilmesi yeteneği, atın yorulmadan uzun zaman boyunca ağır antrenman ve koşu yapabilmesi açısından önemlidir. Egzersiz sırasında veya koşan bir atın dakikadaki kalp atım sayısı (Nabız), dinlenme dönemindekinden 7 - 8 kat oranda artabilir. İnsanlar ile karşılaştırmak gerekirse, bir insanın nabzı egzersiz sırasında, dinlenme anındakinin ancak 4 - 4.5 katına ulaşabilir. Ayrıca atlar, insanlarda bulunmayan farklı özellikte dolaşım sistemine sahiptirler. Kanlarında bulunan kırmızı kan hücrelerinin (eritrosit = alyuvar) önemli sayılacak kadar çok kısmı dalakta depo edilmiştir. Hafif hareket ederken veya dinlenme halinden, at koşmaya başladığı zaman, dalak kasılıp gevşeyerek depo ettiği alyuvarları kan dolaşımına gönderir. Bu sırada atın kanında oksijen taşıma kapasitesi birdenbire artar ve çalışan iskelet kaslarına, ihtiyaç duydukları oksijen hızla taşınır. Bu özellik sayesinde, koşan atlarda oksijenden yararlanma oranı 40 - 110 kat arasında arttırılmış olur. Egzersiz yapan insanlarda oksijenden yararlanma oranı, sadece 15 - 20 kat arası arttırılabilir. Herkesin tartışmasız kabul edeceği gibi, oksijen tüm canlılar için yaşamsal öneme sahip bir elementtir. Solunum yolu ile beden içine alınan oksijen, metabolik işlevleri yönetir ve tüm hücrelerin içinde enerji üretimine yardımcı olur. Yarış atları her canlı gibi büyüme, koşma ve üreme gibi etkinlikler için gereken enerjiyi besinlerden almak zorundadırlar. Oksidasyon, yemlerin içindeki karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerin sindirimi ve bunlardan enerji sağlanması sırasında oluşan normal metabolik bir işlemdir. Oksidasyonu, oksitlenme veya paslanma diye nitelendirenler de vardır. Bazı oksijen molekülleri enerji üretimi sırasında serbest radikal denilen moleküllerin oluşmasına neden olabilirler. Serbest radikaller sabit olmayan, kararsız ve değişken iyonlardır. Aynı zamanda metabolizma faaliyetlerinin doğal yan ürünleridir. Beden içinde oksijen iki ayrı atom yapısında olduğu zaman, çiftlenmiş elektronu yoktur. Elektronlar genel olarak çift durumda bulunurlar. Serbest radikaller bu nedenden dolayı, çifti olacak atomu ararlar. Beden içindeki bu arayış bazı hücrelere, bedendeki protein moleküllerine ve hücre içindeki DNA’ya zarar verir. Serbest radikaller oluşmaya başladığı zaman, bu reaksiyon zincirleme şekilde devam eder. İlk serbest radikal, bir molekülden elektron kapar. Böylece atın gereksinim duyduğu söz konusu herhangi bir molekülün yapısını bozar. Sonunda tüm hücrenin dengesini bozarak o hücreye zarar verir. Hasarlı moleküller mutasyona ve tümör oluşumu gibi olaylara yol açabilir. Hücrelerin DNA kodları değişebilir. En yaygın olan oksijen serbest radikalleri hidroksil, süperoksit anyon radikali ve hidrojen peroksittir. Serbest radikaller tilt makinasındaki top gibi, hücre çekirdeklerine ve hücre zarlarına atılır, hücreden hücreye sıçrarlar. Karşılaştıkları hücresel moleküller ile elektron alıp vermeye çalışırlar. Çok sık olarak hücre içinde ve hücre duvarında bulunan DNA zincirleri, proteinler ve yağlar ile reaksiyona girerek onlara zarar verirler. Bu elektron alışverişi sırasında hücreye ait moleküller, zincirleme reaksiyonlar sonucunda tahrip olurlar. Serbest radikallerin zararlı etkileri sonunda bedenin yaşlanması hızlanır, en başta kanser olmak üzere çeşitli tehlikeli hastalıklar ortaya çıkar. Zincirleme reaksiyonlar sırasında serbest radikaller bir molekülden elektron alır, molekülün yapısını bozarak onu da serbest radikale dönüştürür. Bu molekül de başka bir molekülden elektron kaparak onun yapısını bozar ve o molekülü serbest radikal haline dönüştürür. Sonuçta hücrenin yapısını bozarak ona zarar verirler. Atlar ve insanlar da dahil olmak üzere gelişmiş canlı organizmalar, devamlı olarak oksidatif stres altındadır. Egzersiz veya yarış sırasında, yarış atları iskelet kaslarının gereksinim duyduğundan daha fazla hacimde oksijeni solunum yolu ile alırlar. Kasların oksijen gereksinimi karşılanırken, aynı zamanda serbest radikaller de üretilir ve atlar oksidatif stres altında kalırlar. Oksidatif stres, serbest radikal üretimi ve antioksidan savunma arasındaki dengesizlikten dolayı ortaya çıkar. Yarış atlarının rasyonuna antioksidanların eklenmesi ile oksidatif stres kısmen de olsa azaltılabilir ve tekrar denge sağlanır. Oksidatif stres çok fazla serbest radikal ve çok sayıda hücrede hasar olduğu zaman meydana gelir. Oksidatif stresin protein, yağ ve DNA hasarlarıyla bağlantılı olduğu bildirilmiştir. Oksidatif stresin gelişmesiyle kas ve eklem rahatsızlıkları, göz hastalıkları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve çeşitli dokularda kanser hücrelerinin ortaya çıkması gibi sorunlar görülebilmektedir. Serbest radikaller ile mücadele etmek için hücrelerin doğal savunma mekanizmaları bulunur. Bu doğal antioksidanlar, serbest radikallere elektron vererek saldırırlar, fakat eşleşmemiş elektronlar halinde sabit biçimde geriye kalırlar. Doğal antioksidanlar, glutatyon gibi moleküller ile kompleks enzimler ve süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz gibi enzim sistemleridir. Bilinen pek çok antioksidan madde yarış atlarının yemine ilave edilebilir. Bunların arasında en çok rağbet görenler Beta Karoten, C Vitamini, E Vitamini ve Selenyum’dur. Zerdeçal, zencefil ve sarımsak gibi çeşitli bitkiler de doğal antioksidan kaynaklarıdır. Antioksidan maddeler, hem serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltmak, hem de kaslara destek olmak, antrenman ve yarış sonrası atın hızla kendisini toparlamasına ve yorgunluğunun giderilmesine yardımcı olmak, bağışıklık sistemini desteklemek ve sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıkların sağıtımına yardımcı olmak amacıyla kullanılır. Son yıllarda beslenme konusundaki araştırmalar ve gelişmeler sonucu, piyasaya pek çok besin katkısı sürülmüştür. Yem katkıları konusunda da at sahibi ve ilgililerine çok sayıda alternatif sunulmaktadır. Öncelikle antioksidan maddelerin ne olduğu ve atın bedeni içinde ne gibi yararları olacağı bilinmelidir. Antioksidan maddelerin gerek at gerekse diğer hayvanlarda oksidatif stres ile mücadele ettiği ispat edilmiştir. Hiç kimse bile bile kötü değildir, her kötülük bilgi sanılan bir bilgisizlikten gelir… Socrates VET. HEKİM REHA GÜLTEPE AT SAĞLIĞI Herkesin tartışmasız kabul edeceği gibi, oksijen tüm canlılar için yaşamsal öneme sahip bir elementtir....
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=