2018_Temmuz
60 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2018 İRFAN GÜRDAL sanatçısı TÜRK DÜNYAS I MÜZ İ Ğ İ HASAN ALİ SAY KADİR ÇİVİCİ / TJK’NIN SESİ Bu röportajı Youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz. A tlarla ilgili türkülerden oluşan, “Atın Türküsü” isimli albümüyle tanıdığımız İrfan Gürdal ile Anadolu’da “Topak Ev” olarak adlandırılan geleneksel Türk çadırında bir araya geldik. Aynı zamanda bir Veteriner ve Ankara Atlı Okçuluk Gençlik ve Spor Kulübünün Kurucu Başkanı olan İrfan Gürdal ile sohbetimizde hem sanat hem de spor hakkında konuştuk... Sizin de ilk albümünüz olan ve sadece atlar ile ilgili türkülere yer verilen ilk ve tek albüm “Atın Türküsü” hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Ben İrfan Gürdal, Türk Dünyası Müziklerini araştıran ve icra eden bir sanatçıyım. Yaklaşık 30 yıldır, yeryüzünde Türkçe konuşulan bütün bölgelerin müzikleri ve müzik kültürleri ile ilgili çalışmalar yapmaktayım. 1999 yılında kurduğumuz Kültür Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğunun Kurucu Şefi olarak 15 yıl kadar görev yaptım. Günümüzde de yine bu toplulukta sanatçı olarak görevime devam etmekteyim. Bu topluluk ile birkaç tane albüm çalışması yaptık. Fakat, benim için en değerlisi, ilk kişisel çalışmam olan, “Atın Türküsü” albümüdür. Atın Türküsü, 2002 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Arap Atı Organizasyonu (WAHO) vesilesiyle, bir arkadaşımın da tavsiyesi ile düşünülmüş bir projedir. Tarım Bakanlığı ve Türkiye Jokey Kulübünün ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen bu organizasyona, her yıl birçok farklı ülkeden temsilciler katılır. Atın Türküsü albümü de WAHO için gelen konuklara, Türk atçılığını anlatacak hediyeler hazırlandığı sırada, sevgili dostum Yakup Ömeroğlu’nun önerisiyle ortaya çıktı. At denildiğinde, bütün Türklerin gönlü titrer ya, işte ben de öyle hissettim. Çünkü, çocukluğumdan beri her zaman atlara karşı bir ilgim oldu. Atlarla temasım belki köyde olabildiği kadardı ama herkesin olduğu gibi benim de atlarla bir gönül bağım vardı. Her çocuğun yaptığı gibi benim de değnekten yapılmış oyuncak bir ata binip, elime tahta bir kılıç alarak koşturmuşluğum var. Bu projeye müzik açısından bakıldığında da çok önemli bir projeydi. Bizim müziğimizin içinde at var. Bunu yıllardır biliyoruz ve hissediyoruz. Fakat, bu konu hakkında akademik bir çalışma yapılmamış. ‘Nasıl ki Arap şiirinin ve müziğinin ritimlerini ve aruzlarını deve yürüyüşleri belirlemişse, bizim Türk müziğimizin ritimlerini de atın yürüyüşlerinin belirlemiş olması lazımdır’, diyerek yola çıktım. Bu düşünce ve kulak ile müzikleri tekrar dinlediğimde, bizim her türkümüzün içinden bir atın geçtiğini gördüm. Kiminden “adeta” geçiyor, kiminden “rahvan” geçiyor, kiminden “dörtnal” geçiyor, bazılarından da “hücum dörtnal” geçiyor. Fakat, her zaman at var oluyor. “Bir albüm oluşturacak kadar eser bulabilir miyim?” diye başladığım çalışmamda, 100’ün üzerinde eser buldum. Albüm için onların arasından elemem gerekti. Benim için çok güzel bir çalışma oldu. İşte bu şekilde, Atın Türküsü albümü Türkiye Jokey Kulübünün sponsorluğu ile elimize geçmiş oldu. Atlar ile müziğin ilişkisi nedir? Sibirya’da, Moğolistan’ın biraz kuzeyinde yer alan ve çok eski bir Türk yurdu olan Ötüken Bölgesi’nde Tuva Türkleri yaşar. Burada, bütün müzik aletlerinin üzerinde bir at figürü bulunur. Biz 1993 yılında, Tuva’ya bir konser vesilesiyle giderken, Türkiye’den bir takım yerel çalgılarımızı hediye olarak götürdük.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=