2018_Temmuz
49 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2018 1970 yılının sonlarında İzmir’e göreve gitmiştim. Yarışlar da orada olduğu için çok sevmiştim bu işi… Akşamları gittiğim iki mekan vardı; biri Basmane’deki Billur Kıraathanesi, diğeri de Göztepe’deki Göztepe Spor Kulübü Lokali… Billur’u, Bakırköy’den tanıdığımız paşa lakaplı Yaşar Ağabey işletirdi. Bizim Balıkhane Kahvesi’nin İzmir Şubesi gibiydi. Tüm atçılar oraya giderdi. Adil (Tügel), Yusuf ve Ali ( Taşbek), Ekrem (Dizdar), Zade Ağabey’ler ile başta Mümin Hoca (Çılgın) olmak üzere jokeylerin çoğu da oraya giderdi. Göztepe Kulübü ise kaldığım yerin çok yakınındaydı. Mahalledeki herkes orada toplanırdı. İşte ben Davide Franco ile ilk defa orada tanıştım. Franco, Kulüpte çok seviliyor ve sayılıyordu. Herkesin dostu, kardeşi, ağabeysi idi. Davi Ağabey diyorlardı ona… Kulübün eski sporcusu ve yöneticisi idi. Yelken de Snipe stilinde Türkiye Şampiyonluğu vardı. Milli Takıma seçilmişti. Göztepe futbol takımının Avrupa’da ses getirdiği dönemlerde yöneticilik yapmıştı. 1928, İzmir’de doğduğunu, Saint Joseph Fransız Koleji’ni bitirdiğini, 1951 yılından itibaren, kuru meyve ihracatı işiyle uğraştığını o zaman öğrenmiştim. Bizi tanıştıran arkadaşım Akın Hünler; “Hasan gazeteci… Atlarla, yarışlarla ilgileniyor. At da koşuyor” dediğinde Davi’nin; “Şirinyer’de birkaç kere görmüştüm. Ben de atları çok seviyorum. Arkadaşlarım var, her fırsatta hipodroma gidiyorum” dediğini hatırlıyorum. Ben İzmir’de renklerinden dolayı Altay’ı tutardım. Franco çok fanatik bir Göztepe’li idi. Beni de Göztepe taraftarı yapmıştı. Hatta hiç unutmam, maça da götürmüştü. Göztepe - Bursa maçıydı, 1971’in Ocak veya Şubat ayı idi. Göztepe maçı 2-0 kazanmıştı. Göztepe’nin unutulmaz futbolcularından Nevzat Güzelırmak’a “İngiliz Nevzat” lakabını takan kişiydi. Bu hikaye hala anlatılır. Ben, 1971 Eylül’de, İstanbul’a döndüm ve irtibatımız kesildi. Franco, İtalya Cumhuriyeti’nden Şövalye Payesi alınca tebrik etme imkanım olmuştu. 1980’lerin ortalarına kadar hipodromlarda karşılaştığımız bazı günler haricinde pek görüşemedik. Kesin hatırlamıyorum ama, 1984 - 1985 gibiydi. Veliefendi Hipodromu’ndaki Kır Kahvesi’nde karşılaşmıştık. Şerafettin (Gedik), Avram (Barokas), Zekeriya (Aydın) Ağabeyler ile oturuyordu. “Atçılığa ve Yetiştiriciliğe başlayacağım” dediğinde çok sevinmiştim. Zekeriya Ağabey gibi, atçılığı ve haracılığı çok iyi bilen birinin de yanında olması beni çok umutlandırmıştı. İlk önce yurtdışından gebe kısraklar getirdi. Sonra, hara için yer aramaya başladılar. Artık start verilmişti... Çok kısa zamanda Göztepe’nin renkleri olan sarı - kırmızı forması ile hipodromlardaydı. Gelin 3’ün, 1986’da, Kısrak Koşusu galibiyeti ile başlayan Klasik Koşu kazanma serüveni, 1988’de Çaldıran Koşusu’nu kazanarak ismini tanıtan Şampiyon Devir ile devam etti. Devir müthiş bir attı. 1989’da Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Ankara, 1992’de Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Jokey Kulübü Koşuları’nı da kazanmıştı. Davide Franco’nun Çağlayan 1’i 1991’de, Harika 5’i 1992’de, Çaldıran Koşuları kazanmış taylardı. Bu koşuların dışında çok sayıda Grup ve Kısa Vade Yarış kazanan ekürinin en son Klasik Koşu kazanan atı, 2005’de Dişi Tay Deneme’yi kazanan Kara Tutkum idi. Hara kurma işi biraz maceralı başlamıştı. En başta Şerafettin Gedik ile beraber, Özdemir Atman’dan İzmit’deki Tepetarla Harası’nı aldılar. Ama burayı faaliyete geçiremeden, Milli Savunma Bakanlığı; “Havaalanı yapılacak” diyerek bu araziyi istimlak etti. Şeref Ağabey gitti, Gönen’de bir yer aldı. Franco da İzmir yakınlarındaki, İbrikdere denilen yerdeki araziyi aldı. Harayı kurma sorumluluğunu da Zekeriya (Aydın) Ağabey’e verdi. Ergin Talay’ın ortağı, Mimar Turhan Palandöken inşaatını yaptı. Hara planları, Madam D’ Estanville (Berrin Gedik) vasıtası ile Fransa’dan alınmıştı. “Rüzgar nereden esmeli, güneş nereden gelmeli, padoklar nerede nasıl olmalı” hesaplarını da Zekeriya Ağabey yaptı. Hara çok kısa zamanda kullanıma açıldı. Mükemmel bir hara olmuştu. 24 tay, 24 kısrak, 6 aygır ahırı, 3 çiftlik, bir çalışan evi ve yeterli sayıda padokları vardı. Veteriner odası ve doğumhane çok moderndi. Hara zaman içinde daha da büyüdü. Davide Franco mükemmel bir insandı. Beyefendiydi... İyilik severdi... Babacandı... Mütevaziydi... Onu istismar etmeye çalışanlar için bile kötü konuşmazdı. Çok kişiye babalık ve ağabeylik yapmıştır. Bir atçılık dehası olan, Emin Tolunay için yaptıklarını hiç unutamam. Bir otel odasında vefat eden Emin’i arayan, bulan, defin işlemlerini ve hatta mezarını bile yaptıran Davi Ağabey’di. Çok iyi dosttuk! Benim atlarımı kendi atları gibi sever, takip ederdi. Dr. Pitavi’nin benim atlarıma da bakmasını o temin etmişti. 1989’da TJK Kupası Koşusu’nda Devir büyük favoriydi. Bankocu, Devir’i geçince, beni ilk tebrik eden de Davi Ağabeyimin ta kendesiydi. En son bir TJK Genel Kurulu’nda rastlaşmıştık, ciddi hastaydı. “Harada yüzden fazla at var. Sahaya bir tay getiremedik” demişti. Bu konu onu hastalığından fazla üzmüştü. O an hatırlamıştım. Onu çok üzen olaylardan biri de, 1992’de, sahaya getirdiği ve Göz Göz ismini verdiği atının start problemleri nedeniyle katıldığı 7 koşuda da dereceye girememesiydi. Davide Franco, evli ve bir kız çocuk babasıydı. Ailesine çok düşkündü. Her yere eşi ile giderdi. 16 Mart 2014 de vefat etti. 18 Mart 2014 de İzmir Altındağ Musevi Mezarlığı’na defnedildi... Ruhu şad olsun... DAVİ Ağabey seni hiç unutmadım... Unutamam... Unutmayacağım… HASAN SAYDAM UNUTAMADIKLARIM DEVİR
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=