2018_Temmuz
33 TJK’NIN SESİ TEMMUZ 2018 ismini koymuş olduk. Hemen aradım ve dilekçesini ismiyle verilmesinin talimatını verdim. Ben atları her zaman ulvi varlıklar olarak gördüğüm için, bir takım pozitif enerjilerin bu safkanlara yansıdığını düşünüyorum. Herkesin kafasında o doğum görüntüsü kaldı ve beraber olduğum insanların düşünceleri de hep iyi niyetli olduğundan, pozitif enerjiler Hep Beraber’e yansıdı. ATÇILIĞIMIZI YURTDIŞINA AÇMALIYIZ... Artık dünya, global bir hal aldı. İthal şartnamesi gibi konuların ortadan kalkması lazım. Ama yapamıyorlar, çünkü bu sefer de kötü atların gelmesi yönünde bir eğilim olur. Bu açıdan bakınca da Bakanlığın doğru yaptığını düşünüyorum. Kötü at getirmenin kimseye faydası olmayacağı gibi, önce kişinin kendisine zarar verir. Fakat, şartnamenin kriterlerinin düzenlenmesi gerekiyor, yani güncel ve doğru olmalı. Ek bir şartname getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela ek bir komisyon kurulabilir, özellikle kriterleri tutturamayan genç kısrakların getirilmesi için bir düzenleme bekliyorum... Bu tür kısrakları değerlendirmemiz ve yetiştiriciliğimize kazandırmamız lazım. Biliyor musunuz? 3 - 5 milyon Dolara satılıp ama Türkiye’ye giremeyen kısraklar var. Bunlar kalitesiz mi? Demek ki eksiklerimiz var ve düzeltmeliyiz. Atçılık ile ilgili yaptığımız sohbetlerde, uzun vadeli ve ülkemizin atçılıktaki geleceğini düşünerek yarışlarımızın yurtdışına açılmasını gerektiğini düşünüyorum. Atçı dostlarımız bana şöyle diyorlar; “O zaman onlar da gelip bütün parayı götürürler.” Ben de diyorum ki; “O zaman siz yanlış yoldasınız.” Biz atçılığımızda neyin peşinde olmalıyız? Hep daha iyinin! Eğer bizi burada geçiyorlarsa, biz de onları orada geçmenin yollarını aramalıyız. Bizim atçılarımızın çoğu burada, hazır ekmeğin peşinde koşuyor. Bu düşünce bizi hep geri götürecektir. Türkiye şu anda dünyada hiç azımsanmayacak derecede iyi bir noktada ve gelişmekte olan ülkeler statüsünde. Kimse farkında değil ama eğer kapılarımızı açabilirsek, sıralamada arkamızda kalan ülkelere de ciddi at satışları yapabileceğiz ve atçılığımız çok büyük bir ivme kazanacak. HEDEFIM; HEP DAHA IYIYE... Her ne kadar yetiştiriciliği ve atçılığı hobi olarak yapsam da, hep daha iyiyi istediğim için Tay Deneme, Kısrak veya Gazi Koşusu kazanmak gibi hedeflerimi sınırlamıyorum. Türkiye’de kendi yetiştirdiğim atlar ile Avrupa’ya git gel yapmak peşindeyim ve bunu da başaracağım. Daha yeni yeni kağıtlarımızı düzeltmeye başladık. Kısmet olursa yurtdışındaki Derby’lere, burada yetiştirdiğim atlarımla gitmek istiyorum. Bizim ülkemizde de çok başarılı safkanlarımız var ve yurtdışındaki başarıya camia olarak açız. Bence, yabancı ülkelerde başarı sağlama ihtimali olan her safkan, yurtdışına götürülmeli ve hedefler büyük çizilmeli. Türk atçılığı ancak bu şekilde gönlümüzdeki yerine kavuşabilir. TÜRK ATÇILIĞINI ILERIYE TAŞIMAK... Elbette ki, zaman içinde hatalarımız oluyor. Bunu gördüğümde de hemen “kol kesmek” dediğimiz tabiri uyguluyorum ve yanlışı anında uzaklaştırıyorum. Verimsiz bir kısrağı hediye dahi etmiyorum, bineğe yolluyorum. Çünkü amacım, sadece kendi atçılığımı değil, Türk atçılığını da ileriye taşımak.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=