2018_Nisan
65 TJK’NIN SESİ NİSAN 2018 B en Veysel Çevik, 19 Şubat 1977 tarihinde, Osmaniye’de doğdum. Veliefendi Hipodromu’nun evimize çok yakın olması ve dayımın da burada antrenör olması sebebiyle atlarla çok küçük yaşta tanıştım. Fakat, her hipodroma gidişimde atlar kadar ilgimi çeken bir şey daha vardı, sanat. Daha o yaşta çekiçleri ve tornavidaları gördüğümde, bu aletlerle bir şeyler yapmak istiyordum. 9 yaşına geldiğimde, çalışmak istediğimi söyledim. Dayım da beni, meşhur Saraç Ahmet’in yanına çırak olarak gönderdi. Hafta içi okul çıkışlarında ve yaz tatillerinde hem Ahmet Usta’dan hem de Fazlı Usta’dan saraciye mesleğinin inceliklerini öğreniyordum. Bu işi çok sevdiğim için kısa sürede deri dikimine başladım. Dükkana gelen müşteriler de çok şaşırıyorlardı. O zaman makinalar yoktu. Başlıklar, yularlar, kısaca aklınıza gelebilecek her şey el işçiliği ile yapılıyordu. Kamçılar da yurtdışından getiriliyordu. O günlerde özellikle kamçılar çok değerliydi. Bize, kamçıların balina kılçığından yapıldığı söylenirdi. Bir kamçı, kırılmadığı sürece, yeniden deri giydirilerek defalarca kullanılabiliyordu. Derisi aşınan kamçılara, baştan sona yeni deri giydirir sonra çapraz dikişlerle dikerdik. Askere gitmeden önce bir süre marangozluk yaptım. Fakat, askerden döner dönmez, asıl mesleğim olan saraçlığa geri döndüm. Kendi dükkanımı açmaya karar verince, yine el sanatlarına yatkın olan kardeşlerim, Tolga ve Serdar Çevik ile birlikte Çevik Saraciye’yi açtık. Öncelikle kendi üretimimizi yapabilmek için birçok malzemenin kalıbını çıkarttık. Tabii, teknoloji de ilerlediği için yeni imalat makinaları üretildi. Bu makinalar için pahalı yatırımlar yaptık. Örneğin, ilk zamanlarda kantarmanın lastiğini bile dışarıdan alıyorduk. Kendi kalıplarımızı yaptırdıktan sonra, bu fiyatlar yarı yarıya düştü. Eskiden yurtdışından alınan, yarış - idman eyerleri, kantarma, yular, başlık, ahır çulu, blanket, kapalı gözlük ve getlerden tutun, tımar malzemelerine kadar her türlü malzemeyi üretmeye başladık. Daha sonra, uzun süren denemeler sonucunda kendi kamçımızı da imal etmeyi başardık. Günümüzde, yarış dünyasının birçok ünlü ismiyle çalışıyoruz. Jokey ve aprantilerin istekleri doğrultusunda, her türlü renk ve ebatta kamçı yapıyoruz. Kamçı, fiber karışımlı plastikten yapılır. İlk aşamada, daha sağlam olması için iple sıkıca sarılır. Bu işlem bittikten sonra, kamçının sap kısmı yarma deri ile kaplanır. Gövdenin tamamı ruganla sarıldıktan sonra üstüne bir kaplama daha yapılır. Sap kısmına süet işlendikten sonra lastik ile iyice gerilir. Kullanılan yapışkan maddeler kuruduktan sonra da üst kısımdaki derinin üstüne rugan kaplanır ve uçluk için dikim işlemine geçilir. Gerçek bir usta tarafından yapılan bir kamçıyı, küçük tadilatlarla uzun yıllar kullanabilirsiniz. Ailelerimizin de desteği ile üç kardeş, çok yoğun bir emek harcıyoruz. Çevik Saraciye bir aile şirketi diyebilirim. Hep birlikte çalışarak, ürünlerimizi Dubai, Qatar, Almanya, İran, Özbekistan, Rusya, Arnavutluk, Azerbaycan, Kıbrıs Rum Kesimi gibi birçok ülkeye gönderiyoruz. 2004 yılı Gazi Koşusu’na katılan Halis Karataş, imal ettiğimiz ilk kamçıyı kullanarak kazandı. ‘‘ Saraçlık, biraz demircilik, biraz marangozluk, biraz terzilik ama çoğunlukla deri ustalığı gerektirir.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=