2018_Mart

75 TJK’NIN SESİ MART 2018 K itap, Arapça, “ketb” kökünden türetilen bir kelimedir. Yazmak, kopyalamak ve bir araya getirmek anlamlarına gelmektedir. Kütüphane ise, birleşik bir kelimedir ve Arapça, “kitab” kelimesinin çoğulu olan “kütüb” ile Farsça’da, ev anlamına gelen, “hane” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Kütüphane de kitapların evi manasına gelen yeri ifade eder. Kütüphaneler, sahip oldukları koleksiyonları ve yönetim şekilleri bakımından farklı kategorilerde değerlendirilirler. Milli kütüphaneleri, halk kütüphanelerini ve okul kütüphanelerini hepimiz duymuşuzdur. Peki, bir grup kadının sırf insanlara kitap götürebilmek için at sırtında kilometreler katettiğini biliyor muydunuz? Milyonlarca insanın işsiz kalmasına ve paranın değersiz bir kağıt parçası haline gelmesine sebep olan “Büyük Buhran”ın yaşandığı 1930’lu yıllarda, insanlar kitap, gazete gibi yayınları okuyabilsin diye Kentucky’nin uçsuz bucaksız topraklarında, at sırtında kilometrelerce yol kateden kadınlar, “Kitap Kadınlar” olarak bilinirlerdi. Neredeyse tamamı kadınlardan oluşan Kitap Kadınlar, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Franklin Rooswelt’in ülkesini buhrandan kurtarmak ve iş olanağı yaratmak için başlattığı, İş Geliştirme Yönetimi Projesi (WPA)’nin bir parçasıydı. “Atlı Kütüphane” hem istihdam sağlamak hem de insanların kitap okumasını sağlamak için Kentucky’nin 25.899 kilometre karelik bir bölümünde yaşayan insanlara okuma materyali sağmayı amaçlıyordu. Atlı Kütüphaneler, yaşamak için yiyecek bulmanın bile çok zor olduğu bu dönemlerde insanlara büyük bir umut oldu. Kitap Kadınlar’ın maaşı, WPA tarafından ödeniyor, yerel okullar da ücretlerin karşılanmasına yardım ediyordu. Kitap, dergi, gazete gibi tüm materyaller de bağışlar ile toplanıyordu. Biniciler, genellikle kendi at veya katırlarını kullanıyorlardı. Hava koşulları ne olursa olsun, rotalarından ayrılmayan Kitap Kadınlar, at veya katır sırtında haftada 160 ila 190 kilometre arasında mesafe katedebiliyorlardı. Bineklerinin bile gidemediği yerlerde ise, atlarından inerek yola, yaya olarak devam ediyorlardı. Hatta, Pine Dağ Yerleşkesi’nde bulunan yatılı okulun yaklaşık 12 kilometre çevresindeki bölgede kitap dağıtan Nan Mila isimli bir kadın, bindiği atın bir tarafındaki ayaklarının, diğer taraftaki ayaklarına göre daha kısa olduğunu, bu nedenle dik dağ yollarında düşmeden atının üzerinde kalabildiğini söylüyordu. Tüm bunların yanında, okuma – yazma bilmeyen insanlar için atlarından inerek, onlara kitap okuyorlardı. Bu dönemde, özellikle yemek tarifleri çok popülerdi. Kitapların yanında, eski gazeteler, okul defterleri ve dergilerden kesilen yemek tariflerini toplayan Kitap Kadınlar, bu materyalleri konularına göre albümlere yapıştırıyorlardı. Ellerine kıymetli bir kitap geçtiğinde ise, korumak için her türlü yolu deniyorlardı. Örneğin, yıpranmış kitaplardan metinlerini ve resimleri keserek yeni ciltlere yapıştırıyorlar, böylece hem kitabı korumuş oluyorlar hem de daha fazla insana ulaşmasını sağlıyorlardı. Atlı Kütüphane, 1936’da, 50.000 aileye, 1937’de ise 155 Devlet Okulu’na kitap ulaştırmıştı. 1938’in sonuna geldiğimizde ise, 274 Kitap Kadın, 29 ayrı bölgede at koşturuyordu. 1939 yılında başlayan II. Dünya Savaşı işsizlik oranlarını azaltınca, 1943 yılında projeye son verildi. Fakat, bölgede gezici kütüphanelerin yeniden oluşturulması çok kısa sürdü ve bu kütüphaneler ülke çapında popüler oldular. eaeia AT SIRTI KÜTÜPHANESİ ÇALIŞANI BİR DAĞ KULÜBE- SİNİ ZİYARET EDİYOR...

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=