2018_Mart
59 TJK’NIN SESİ MART 2018 15 Mart 1957, İzmir doğumluyum. Bu mesleğe, eski bir jokey olan abim Rahmi Özdeniz vasıtası ile başladım. İlk önce Ankara Hipodromu’na gittim. Burada çok yoğun bir idman temposunu takip ederek bu günlere geldim. Jokeylik kariyerim boyunca katıldığım bir çok önemli yarışta potoyu önde geçtim. Tabii, bunların içinde en önemlisi 1997 yılında, Rahmetli Kaya Erkkul Beyefendi’nin Fair Tail isimli dişi tayıyla kazadığım Gazi Koşusu’ydu. Hatta, bu yarışta bineceğim bir safkan bile yoktu ve koşu günü yaklaşıyordu. Bir gün, Fair Tail’in antrenörü Yılmaz Karaköleoğlu geldi ve “Bizim ata biner misin?” dedi. Ben de, Fair Tail’i çalıştıracağımı ve eğer beğenirsem bineceğimi söyledim. İdman yaptırdıktan sonra da çok beğendim ve Gazi’ye bu safkanla katılmaya karar verdim. Yarış günü geldiğinde ise herkesle röportaj yapıyorlardı ama benimle kimse konuşmadı. Ben de onlara, “Yanlış kişilerle röportaj yapıyorsunuz. Gazi Koşusu’nu ben kazanacağım” dedim. Bunu da kalben söyledim çünkü tayıma güveniyordum. Yarışı kazanmayı da başardık. Hayatımın en mutlu günlerinden biriydi. Daha önce, Gazi Koşusu’nda çok şanssızlık yaşamıştım, Native Procida ile az bir farkla birinciliği kaçırdım. Golden Apple ile potoda kaybettim. Yine Devir ile ikinci kaldım. Hatta o yıl, Gazi Koşusu’na 5 gün kala gelen nalbant, Devir’in tırnağını fazla törpüledi. Bu nedenle, safkanın tırnağında acı vardı. Bunun gibi birçok aksilik yaşadım, toplamda 7 – 8 defa ikinci oldum. “BU ARA KAPANIR MI?” Bir gün yine İzmir’de bir yarış koşacağız, Allah rahmet eylesin Orhan Kandur da katılıyordu. İkimizin bindiği atlar da çok iyiydi. Yarış başladı ve biz yanyana geldik. Hızlı giden bir yarış oldu, rakiplerimizden 100 metre geride kalmıştık. Konuşmaya başladık ve Orhan, “Bu ara kapanır mı?” diye sordu, ben de, “Kapanır, kapanır, bu yarış hızlı gidiyor” dedim. Sonra ara biraz kapanmaya başladı ben de, “Orhan! Ara kapanmaya başladı.” dedim ama bana cevap vermedi. Bir de baktım ki, yanımda at var, Orhan yok! Meğer, Orhan düşmüş, safkan boşta olarak yanımda koşuyormuş. O gün kapanmaz sandığı arayı kapatıp, yarışı kazanmıştım. Yarış sonrası konuştuk, atı tökezleyince düştüğünü öğrendim. Kupalı bir yarış olmasa da bu anımı hiç unutamam. “HER JOKEYİN BİR BİNİŞ TARZI VARDIR...” Jokeylik hayatımın bir döneminde çok iyi bir jokey olan Kazım Yıldız’a aprantilik yaptım. Ondan çok şey öğrendim. Başarılı olmanın yolu da buradan geçiyor. Bütün jokeylerin başarılı olduğu özelliklerini bir araya getirirseniz, başarı kendiliğinden gelir. Her jokeyin farklı bir biniş tarzı vardır. Örneğin, Süleyman Akdı ve Kazım Yıldız çok kuvvetlidir, Mümin Çılgın’ın kendine has bir biniş tarzı vardır. Onların bu özelliklerini öğrendikçe, onlara geçile geçile, başarılı olmak için daha fazla idman yapıyorsunuz, daha çok çalışıyorsunuz. Ben de, yine Aykut Arıcı olsun Yaşar Atçı olsun, dönemin bütün başarılı jokeylerinden bir şeyler öğrendim. Günümüzün en başarılı jokeyi Halis Karataş da Ekrem Kurt, Süleyman Akdı, kısacası bizlerle at bindiği için bu şekilde başarılı oldu. Efsane jokeylerle aynı dönemde at bindiğim için çok şanslıyım. Herkesi ayrı ayrı özlüyorum, çok güzel günlerdi. Tabii, o zamanlar rakiptik ve tartışmalar da kavgalar da yaşanıyordu. Ama, bugün keşke o günlere dönsek de yeniden olsa diyorum. “UÇAK PİLOTLARI GİBİ UZUN YILLAR YAPABİLİYORUZ...” Jokeyliği ben bırakmadım, jokeylik beni bıraktı. Yaşım ilerledikçe kilo almaya ve ağırlaşmaya başladım. Bu sebeple saunada kilo vermeye çalışıyordum fakat, bu da beni çok halsiz bırakıyordu. Bir de, yaklaşık 45 sene boyunca at bindim. İster istemez bir yorgunluk oluyor. İzmir’e git, Ankara’ya git hemen ardından Bursa’ya git, sürekli yarış halinde oluyorsunuz, “Acaba uçağa yetişebilecek miyim?” endişesi taşıyorsunuz. Jokeyliğin her anının bir yarış olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca, tüm bu tempo sürerken, diyet yapmanız ve formda kalmanız gerekiyor. Bir süre sonra ister istemez, vücut bunu kaldıramıyor. Biz futbolcular gibi değiliz. Mesleğimizi aynı, uçak pilotları gibi uzun yıllar yapabiliyoruz. Örneğin, Ekrem Kurt 60 yaşına kadar at bindi. Fakat ne olursa olsun, bir yerde artık olmayacağını anlıyorsunuz. Şükürler olsun, yarışlar, kupalar ve paralar kazandık. Artık birçok genç var, sıra onlarda... AKIN ÖZDENİZ
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=