2018_Mart
38 TJK’NIN SESİ MART 2018 M uğla’da At’la Terapi uygulanan tek kulüp olan Padok’un bu hizmeti hakkında Göksun Çilingir’den bilgi aldık. “1990 yılında Marmaris’te doğdum. Eğitimimi, Ankara’da tamamladım. Binicilik hayatıma da 5 yaşındayken Başkent Binicilik Kulübü’nde başladım. İlk engel atlama müsabakama 11 yaşında katıldım. 15 yaşına geldiğimde ise disiplin alanımı değiştirerek dresaj alanında müsabakalara katılmaya başladım. Abim, Gökhun Çilingir ile birlikte, Padok & Stables’ta yeni yetişecek olan veya kendini geliştirmek isteyen binicilere dersler veriyoruz. Her yaş grubu için düzenlenen müsabakalara yarışmacılar hazırlıyoruz. Çocuklarımızı, insanlığın en iyi dostu olan atlarla buluşturduğumuz yarıyıl kampları düzenliyoruz. Bu kamplara katılan öğrencilerimize, kamp boyunca binebilecekleri, kendilerine özel atlar veriyoruz. Her gün, sabah ve akşam, atların yemlerinin verilmesi, binişe hazırlanmaları, genel bakımları gibi biniciğin temel noktalarını, kendileri yaparak öğreniyorlar. Bunların yanı sıra, At’la Terapi dersleri veriyoruz. Bireysel olarak binicilik dersi almak isteyen engelli öğrencilerimiz oluyor. Bunun yanında, konu ile ilgili Muğla İl Spor Müdürlüğü ile ortaklaşa yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projelerimiz var. Bu projeler kapsamında, hem zihinsel hem de bedensel engelli çocuklarımızı ücretsiz olarak atlar ile buluşturuyoruz. Ata bindiğinizde, düşmemek için ister istemez 3 boyutlu olarak hareket edersiniz. At ilerledikçe, siz de onun sırtında, yürüyormuşsunuz gibi öne – geriye, sağa – sola ve aşağı – yukarı yönlerde hareket etmeye başlarsınız. At’la Terapi bu şekilde, zihninizde yürüyüşü canlandırmanızı ve yürüyüş sırasında kullandığınız kas gruplarını çalıştırmanızı sağlar. Biz de, At’la Terapi ile yeniden yürüme bilincinin oluşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Alınan sonuçların hızı, kişinin engel durumuna ve terapi seanslarının sayısına göre değişebiliyor. Bu terapiler ile birçok olumlu sonuç aldık. Türkiye Jokey Kulübü’nün, hipodromlarda ücretsiz olarak hizmet veren At’la Terapi Merkezleri açtığını biliyoruz. Onların ulaşamadığı noktada, seve seve elimizden geleni yapmaya ve birlikte projeler yürütmeye hazırız.” Şanlı Türk Bayrağı’nın her yarış sahasında dalgalanmasını istiyoruz. Anca beraber, kanca beraber... Hepimiz toprak olup gideceğiz. Kalp kırmadan yaşayacağız. Biz, Osmanlı torunlarıyız. Köroğlu’nun çocuklarıyız. At binme, atalarımızdan miras bir gelenektir. Bolu Beyi’ne atını vermemiş, ben de vermem... Ben atlar için her gün kilometrelerce yol yürüyerek buraya geliyorum. Atlarda insan kanı vardır, o yüzden insan gibidirler. Buraya gelmediğim zaman bu atlar ağlıyor. Ben, profesyonel at çekicisiyim. Atın ağzına gemi güzel vurduğun zaman, güzel tımar ettiğin zaman atlar iyi koşar. Atını sirkeyle güzelce parlatacaksın ve at sahibine öyle teslim edeceksin. Bir atın bakımını güzel yapmadığın ve emek vermediğin zaman, o at sana bayrak getirmez. Arpasını, otunu güzel vereceksin. Şampuanlarla güzelce yıkayacaksın ama üşütmeyeceksin, yoksa hasta olurlar. İnternetten araştıracaksın, hep öğreneceksin. Asla şeker pancarı ve turp vermeyeceksin. Yoksa at, kudurur. Yarışı kazanıp bayrağı alınca atının alnından öpeceksin. O da başını yukarı kaldıracak ve “Asalet bende...” diyecek. Atlar olmazsa ben ölürüm… Onlar benim hayatım… Muğla’da yöre halkı tarafından çok sevilen ve Rahvan atçılığının maskotu olan Hakan Sayit’in atçılık hakkındaki biraz eğlenceli biraz da eğitici önerilerini içeren mektubuyla bitiriyoruz… GÖKSÜN ÇİLİNGİR HAKAN SAYİT GÖKHUN ÇİLİNGİR
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=