2018_Mart
33 TJK’NIN SESİ MART 2018 Bu meclisin atçılığın merkezi olduğunu yazmıştık. Rahvan atlarının yanında, Türkiye Jokey Kulübü’nün ve yarış dünyasının sıkı birer takipçisi olan bu at sevdalıları arasında, en genç at sahibi Burak Nizamoğlu. Kendisi, 15 – 26 Ocak 2018 tarihlerinde, Türkiye Jokey Kulübü’nün düzenlemiş olduğu, “Acemi Tayların Temel Eğitimi (Tay kırma) ve Sorunlu Atların Eğitimi Kursu”na katılmış. Biz de Burak Nizamoğlu ile bu kursa katılması ve tecrübeleriyle ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. M uğla’da 1988 yılında doğdum. Bir yerel gazete sahibiyim ve aynı zamanda damızlık sığır üretimi yaptığım bir çiftliğim var. Hayvanlara karşı inanılmaz bir merakım var. Örneğin, köpeklerim var. Onların ırklarını koruma, yaşatma ve geliştirme adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na sunduğum projelerim var. Dolayısıyla, hayvanlarla bu kadar iç içe olan bir insanın atlara kayıtsız kalmasının imkanı yok. Ama, atçılık için bazı imkanlara sahip olmanız gerekiyor. Onların barınması ve beslenmeleri için bir ahıra, ata binilebilecek belirli bir yola veya alana, en önemlisi de danışmak için ustalara ihtiyaç duyuluyor. Ben atçılığa geç başladım. Çünkü, Salih Ercan ve diğer abilerimle geç tanıştım. Salih amca, sadece bana değil birçok arkadaşıma, amcama ve abime hiçbir karşılık beklemeden, kendi deyimiyle; “Gelenek yaşasın...” diye, arazisinde yer temin etti. Biz de bu şekilde at sahibi olduk. Biz, at meraklısıyız. Bir araya geldiğimiz zamanlarda atları izlemek için TJK TV’yi açıyoruz ve atçılık ile ilgili programları, haberleri ve gelişmeleri buradan takip ediyoruz. Sonuçta, Türkiye’de atçılığın organizatörü Türkiye Jokey Kulübü’dür. Bir gün televizyon izlerken, “Acemi Tayların Temel Eğitimi (Tay kırma) ve Sorunlu Atların Eğitimi Kursu”nun açılacağını öğrendik. Ben de, duyar duymaz çok heyecanlandım. Tesadüf bu ya, kısa bir süre önce, Salih amca bana bir tay hediye etmişti. Tayımı kendim yetiştirebilir miyim acaba?, diye düşündüğüm sıralarda, karşıma çıkması da ayrı bir tesadüf. Ben bu kursa katılmak istiyorum dedim. Fakat, bakmam gereken birçok hayvanım var, diğer işlerim var, bu arada, ellerinizden öper, bir yaşında kızım var. Bir aile babasının ve çalışan bir esnafın iki hafta sürecek bir kursa katılması çok zor. Buna rağmen, hem ailem hem de Salih amca beni çok destekledi. Kızımı annesine, atlarımı da Salih amca’ya emanet ederek kurs için İstanbul’a geldim. Kurs başlamadan önce öğretmenlerime Rahvan atçısı olduğumu söyledim. Diğer kursiyerler de buna çok şaşırdılar. Eğitmenlerimiz, Ferhat Yavaş ve Ömer Ay benimle özel olarak ilgilendiler. Bu kurs benim için çok faydalı oldu. İki hafta çok kısa bir süre gibi gelebilir ama ben, teknik bilgiler açısından çok şey öğrendim. Hatta, ben de hem onlara hem de kursiyerlere Rahvan atçılık ile ilgili bilgiler verdim. Bu kursta, birçok gözlem yapma imkanım oldu. TJK’nın imkanlarını gördükçe tabiri caizse, kıskandım ve hayranlık duydum. Bu imkanları, Rahvan atçılığa nasıl uyarlayabileceğim konusunda birçok fikir edindim. Konumuz bu olmasa da eğitmenlerimiz, bakım ve beslenme ile ilgili sorduğum diğer tüm sorulara da cevap verdiler. Kendilerine ve Apranti Eğitim Merkezi Müdürü Zeynep Haldan Postalcı Hanım’a gelip bizimle tanıştığı ve ilgilendiği için çok teşekkür ediyorum. Kurstan döner dönmez, hem kendi tayımda hem de Salih amcanın tayında ilk uygulamamızı gerçekleştirdik. Sadece iki seansta bile %80 oranında yol aldık. Bu bilgi donanımını, tecrübelerimi arttırarak daha da geliştireceğimize eminim. En güzeli de, Muğla’da yaşayan ve yıllarını bu işe adamış olan bazı atçılarımız bana gelerek çeşitli teknik sorular sordular. Bu, atçılığa geniş perspektif ile bakmak ve kendinle barışık olmak demek. Yıllarını bu işe verseler de, yeni bir şeyler öğrenmek, atının en iyi şekilde yetiştirilmesi adına öğrenmeye devam ediyorlar. Ben de bu kursta öğrendiğim bilgileri, kursa katılma imkanı olmayan atçılarımızla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. BURAK NİZAMOĞLU
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=