2018_Ekim

55 TJK’NIN SESİ EKİM 2018 ‘‘ ‘‘ Öncelikle sizi tanıyalım? 1970 yılında Diyarbakır’ın Ergani İlçesi’nde doğdum. Babam, Elazığ’ın Alacakaya İlçesi’nde çalıştığı için orada büyüdüm. 23 yaşına kadar orada kaldıktan sonra, 1993 yılında Diyarbakır’a dönüş yaptım. Üç yıl boyunca çeşitli çay ocaklarında çalıştım. 1997 yılında, o zaman yeri bir arka sokakta olan 124 Nolu Ganyan Bayii’nin çay ocağında çalışmaya başladım. Daha sonra, bu çay ocağını işlettim. Bu süreçte, hem yarışseverleri yakından tanıdım, hem de ganyan bayii işletmeciliği hakkında tecrübe kazandım. 2006 yılında da bayide çalışmaya başladım. Dört yıl kadar çalıştıktan sonra, bayii işletmecisi oldum ve 8 yıldır da lokalimizi işletiyorum. Sizce yarışseverlerin en önemli beklentisi nedir? Yarışseverlerin en önemli beklentisi “güven”dir. Biz, ödemeleri kuruşu kuruşuna yapmanın yanında, kimseyi geri çevirmeyiz. Ayrıca, müşteri gizliliği ilkesine de çok önem veririz. Kazançlı biletlerinin ödemesini yaptığımız yarışseverler hakkında, bayimize gelen başka hiç kimse ile bilgi paylaşmayız. Ancak, yarışseverler kendileri isterlerse bu bilgiyi paylaşırlar. Bunun yanında, ödemeleri yaparken eski ve yıpranmış para kullanmam. Hatta, yarışseverlerden böyle paralar geldiğinde bunları toplar, daha sonra Merkez Bankası’na gider değiştiririm. Bunu bilen Diyarbakırlılar da bayramlarda önce lokalimize gelirler ve harçlık vermek için ayırdıkları eski paralarını, gıcır gıcır paralarla değiştirirler. Bayimizde çok sıcak bir ortamımız var. Diyarbakır’daki tüm yarışseverler beni tanırlar. Zaman zaman çay, kahve veya ayran ikramlarımız olur. Yarışseverlerin rahatlıkla inceleyebilmesi için bültenlerimizi asarız ve her masada kuponluk bulunmasına dikkat ederiz. Bunların yanında, lokalimizi belirli aralıklarla havalandırırız, yazları serin, kışları da sıcak olmasını sağlarız. Hiç unutamadığınız bir anı oldu mu? Bayimizi şu anda bulunduğu yere taşıdıktan sonra, hırsızlar bize “hoşgeldin” dediler. Çay ocağında çalıştığım için sabahları bayiyi ben açıyordum. O sabah geldiğimde, biri hariç tavandaki tüm lambaların sökülmüş olduğunu gördüm. Bayide bulunan kasa açılmış ve içindeki her şey çalınmıştı. Kapı kilitli olduğu için ilk aşamada nereden girdiklerini anlayamadık. Çünkü, pencerede de demir parmaklıklar var. Daha sonra, polis de gelince yan dükkandan duvarı delip girdiklerini ve dikkat çekmesin diye önüne bir sandalye koyup, üzerini de bir örtü ile örttüklerini anladık. Lambaları da soygunu loş ışıkta gerçekleştirip, dikkat çekmemek için sökmüşler. 2010 yılında, bir soygun daha oldu. Bu defa kapıdan girip, gişede duran bozuk paraları biriktirdiğimiz kutuyu çaldılar. Bu olaydan sonra, lokalimizde hiçbir değerli eşya bırakmamaya karar verdik. Aynı yıl içinde bir defa daha girdiler, bu sefer değerli bir şey bulamayınca, herhalde sinirlenmişler ve terminali götürmüşler. Türkiye Jokey Kulübü bana aynı gün içinde yeni bir terminal temin etti ama bu duruma çok şaşırdım. Artık, bir daha böyle bir olay yaşamayız derken, aynı yıl içinde üçüncü defa soyguna uğradık. Bu defa dükkana, aynı Cüneyt Arkın filmlerindeki gibi demir parmaklıkları bükerek girmişler. En azından biz demir olduklarını sanıyorduk. Meğerse, parmaklıkları yapanlar, profilden yapıp takmışlar. Hırsızlar da bu parmaklıkları ayırarak içeri girmişler ve televizyonları götürmüşler. Bu olaydan sonra, lokalimize alarm sistemi taktırdım ve demir parmaklıkları güçlendirdim. Bu önlemlerden sonra, çok şükür bir olay daha yaşamadık... Çevre halkın ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Diyarbakır’da atçılığın eski bir tarihi var. Bildiğim kadarı ile Atatürk’ün yaşadığı yıllarda, Karabaş Köyü’nde bulunan “Koşuyolu”nda mahalli yarışlar yapılırmış. Bu ilgi ve sevgi, 2009 yılında Diyarbakır Hipodromu’nun açılmasıyla daha da arttı. Ayrıca hipodrom açılmasının, bölgenin kalkınması açısından büyük faydaları oldu diyebilirim. Bir istihdam yaratmanın yanı sıra, özellikle yarış günlerinde, çevre illerden, ilçelerden veya köylerden gelen yarışseverler, gerek hipodromda gerek lokalimizde yarışları takip ediyorlar. Tabii ki, Diyarbakır’a geldiklerinde de mutlaka bir lokantaya uğruyorlar veya esnaflardan alışveriş yapıyorlar. Bu da ekonomik açıdan kalkınmayı sağlıyor. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı? Türkiye Jokey Kulübünün bizleri düşündüğünü ve bu konuya önem verdiğine inanıyorum fakat, yine de söylemek isterim. Lokalimizde faturalar, çalışanların maaşları ve sigortaları gibi bilinen masrafların yanında, bir de bülten, kalem gibi çok göze batmayan masraflarımız oluyor. Bu nedenle, biz de tüm diğer bayiler gibi primlerin arttırılmasını bekliyoruz. Bugün buraya geldiğiniz için TJK’nın Sesi Dergisi’ne teşekkür ederim. TJK’nın Sesi Dergisi olarak bizi ağırlayıp, değerli görüş ve anılarını paylaşan bayi sahibimiz Süleyman Can’a teşekkür ederiz. SÜLEYMAN CAN 124 NOLU BAYİİ BAYILERIMIZI TANITIYORUZ

RkJQdWJsaXNoZXIy ODAzNjM=